37 yıl boyunca yasaklar nedeniyle ülkesine gelemeyen ünlü Kürt ozanı Şıvan Perwer 16 Kasım 2013 tarihinde öyle anlaşılıyor ki Başbakanın isteği ve Irak Kürt Federe Devlet Başkanı Sayın Mesut Barzani’nin ricası ile Türkiye’ye geldi.
Şıvan Perwer neredeyse bütün Kürtlerin gönlünde taht kuran bir sanatçı. 1980 darbesi sonrası ülkeyi terk etmiş ve bir daha dönememişti. Irakta meydana gelen değişiklikten sonra serbestliğini kazanan Kürdistana gitmiş ve Almanya ile burası arasından mekik dokumaya devam etmişti.
Aslında son dönemde yapılan yasal değişikliklerle ülkeye dönüşü bekleniyordu ancak ne zaman ve ne şekilde döneceği merak konusu olmuştu.
Gönüllerin istediği ünlü ozanın bir düğün merasiminden ziyade halkının davetlisi olarak büyük Newroz alanlarında ağırlanmasıydı ancak protokol ağırlaması ve karşılaşması öyle anlaşılıyor ki bu istekten daha öncelikli durumu gelmiş.
Yine de belirtmek gerekir ki gelişi onun da söylediği ve iddia ettiği gibi sıradan bir geliş olmadı. Zaten ne şekilde gelirse gelsin gelişinin farklı olacağı belliydi. Onun da istediği buydu. Şimdi barış isteğini haykırmak için İbrahim Tatlıses ile sahneye çıkmayı tercih ettiğini belirtiyor. Bunu ona çok görmemek gerekiyor.
Bu tercihinin doğru veya yanlış olduğunu tartışmanın bir anlamı yok. Asıl anlamlı olacak olan bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği. Eğer gerçekten halkın özlemini karşılayacak adımları atarsa gönüllerdeki yerini perçinleyecek, yok ozanlığını bir tarafa bırakıp başka alanlarda at koşturmaya çalışacaksa işte asıl o zaman gönüllerdeki ozan tahtına yerle bir etmeyi becerecek.
Şıvan konusunda yapılacak temel değerlendirmeler konusunda sağlıklı değerlendirmeler yapmak gerekmektedir. Birincisi Şıvan Perwer’in bir ozan olduğunu ve bütün sanatçılara duyulan saygının ondan da esirgenmemesi gerektiğidir.
İkincisi sanatını ve ününü Kürtlerin çıkarları konusunda kullanması için kendisine şans tanınmalı ve dışlanmamalıdır. Çünkü Kürtlerin bir kenara atacak bozuk bir yumurtaları bile olamaz. Eğer sanatçı yanlış yollara saparsa bu durum zaten deşifre olacak ve sanatçı saygınlığına gölge düşürmüş olacaktır.
Evet, Şıvan Perwer eğer bir Newroz kutlamasında halkının daveti ile gelseydi daha büyük bir karşılama ile karşılanacaktı. Ama bu durum olmadı bu olmadı diye kıyamet de kopmadı. Madem serbest bir şekilde ülkeye gelişi sağlanmış oldu bundan sonraki Newroz alanında kendisini görmek de bu halkın hakkı. Bu durum değerlendirilmeli ve Şıvan her şeye rağmen etkinliklere davet edilmelidir. Varsın kendisi gemlemezlik etsin işte o zaman yakınmanın bir manası olur ve yapılacak eleştiriler de yerinde olur.
Bu durum vesilesi ile şunu belirtmek gerekir ki siyasal yaklaşımı ve görüşü ne olursa olsun bundan sonra izlenecek politikada herkesi olduğu gibi kabul etmek ve onu göre hareket etmek gerekiyor. Halkın çıkarlarına zarar vermediği sürece hiçbir birey dışarıda tutulmamalıdır. DTK gibi bir oluşumun içerisinde herkesin kendine yer bulması olanaklı hale geldiğine göre yapılması gereken herkesin buraya çok açık bir şekilde davet edilmesi değilmidir?
Şıvan Perwer de eğer ülkeye gelecekse bu alandaki çalışmalara davet edilmelidir. Her sanatçının bir dünya görüşünün olduğunu unutmamak gerekiyor. Ünlü Kürt ozanı Şıvan Perwer de kendisine yakın bulduğu kişilerle birlikte hareket etmiş ve kendisine yöneltilen ricayı kıramamıştır. Kürt liderlerinden olan Barzaninin karşılanması konusu ne kadar doğal bir durum ise Şıvan’ın geliş şekli ve durumu da o kadar normal karşılanmalıdır.
Yapılması gereken eleştiriden ziyade yeni oluşan konjektör çerçevesinde boşlukları dolduracak ve durum pozitife çevirecek politikalar üretmektir. Hiç kimseyi dışlamadan, kırmadan ama sağlıklı ve ön açıcı politikalar üreterek. Büyüklük bunu gerektirir aksi durum dar alanda kalmak olur.