SİSTEME MUHALİFLİK!

Abone Ol
Türkiye’de yönetim sistemi cumhuriyettir. Türkiye cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olanların cumhuriyetin imkânlarından faydalanması haktır. Egemenlik halkta olduğu için de kimsenin sultanlık veya halifelik özlemi yönetim şeklinin önüne geçemez.
Zaten cumhuriyetin kurucuları saltanat ve hilafet makamlarının kullanma şekli ve sistemindeki sorunlar nedeniyle devlet elden gittiği için sistemi değiştirip saltanat ve hilafet yerine cumhuriyeti kurmuşlardır.
Devletin temel yasası olan Anayasada da bu durum tartışılmayacak kadar net olarak ortaya konulmuştur. Bu durumu da birkaç anayasa maddesi ile hatırlatalım;
“Devletin şekli
MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
 II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
MADDE 13- …Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
 III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
 MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
Bu ülkede herkesin kendini temsil etme hakkının varlığını savunanlardanız. Ayrıca herkesin kendi düşüncesini özgürce söylemesinde de bir sakınca bulunmaması ve şiddete başvurulmadığı sürece de kimsenin düşüncelerinden dolayı yargılanmaması gerektiği de açıktır.
Bu açıklık kadar açık olması gereken bir konu da kimsenin kendi düşüncelerini açıklarken veya savunurken bu özgürlüğü tanıyan sistemin dibine dinamit sokmaması gerektiği konusudur. Yani özetle hem cumhuriyetin nimetlerinden ve özgürlüklerinden faydalanacaksınız hem de buradan aldığınız rahatlıkla cumhuriyetin dibine dinamit sokmaya çalışacaksanız! Bu kabul edilecek bir durum değildir. Cumhuriyet elbette kendini savunmak için gerekli mekanizmasını kuracaktır ancak halka dayalı bir sistem olduğu için de halk da cumhuriyetini savunacaktır. Bu konuda bu sisteme karşı olanlar ne kadar cesursa cumhuriyetin savunucuları, demokrasi ve insan haklarının savunucuları da o kadar cesur olacaklardır.
Bu ülke bütün eksikliklerine rağmen yüzyıldır cumhuriyet sistemi ile idare edilmektedir. Bu ülkenin vatandaşları bu sistem sayesinde kul ve teba olmaktan çıkıp özgür ve geleceklerine yön veren insanlar olmaya başladılar. Bu ülkede kararlar bugün mecliste alınıyorsa ve ülkenin kaderi sultanın iki dudağı ile halifenin fetvasını bağlı değil ise bu cumhuriyetin getirmiş olduğu bir sonuçtur.
Yüzyıl önceki sistemin hayranları tarihi iyi incelerlerse özellikle son dönemlerde halifenin verdiği fetvaların kimlere hizmet ettiğini sultanın hangi durumlarda karar vermeye zorlandığını ve nasıl karar verdiğini de göreceklerdir lakin amaç üzüm yemek değil de bağcı dövmek olunca iş değişiyor elbet.
Hem rejim ve sistemin karşısında olduğunuzu söyleyeceksiniz hem de bu sistemin meclisinde, bürokrasisinde, ekonomisinde, sosyal yaşamında bulunmak için bütün gücünüzü kullanacaksınız!
Hem sistemin muhalifi olduğunuzu söyleyeceksiniz hem de mücadele yönteminizde sisteme yönelik bir hareket olmadığı gibi sistemin gücüne yağ süreceksiniz!
Bu dürüst bir davranış şekli değildir. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözünü unutmamak gerekiyor. Türkiyenin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti sistemine karşı olduklarını söyleyenlerin davranışları ile bunu göstermeleri gerekir. Hem sisteme karşı olduğunu söyleyen hem de gırtlağına kadar sistemle bütünleşen anlayışların tabanlarına karşı da mahcup duruma düşme ihtimallerinin bulunduğunu unutmamaları gerekir.
Türkiye’deki cumhuriyet, demokrasi, laiklik ve sosyal devlet anlayışından oluşan sisteme karşı olanlar özlemini çektikleri sistemin ortadoğuyu ne hale getirdiğine bakmalarında da fayda var.
Bu nedenle herkesin kendini ifade etmesine, inançlarını yaşamasına evet ama başkalarının yaşamlarını yönlendirmesine ve sistem düşmanlığına hayır demek gerekiyor.