Aşırı sıcakları pek önemsemiyoruz.
Soğuklar bizi daha çok korkutuyor.
Bu yılın en sıcak günlerindeyiz.
Her gelen yıl geçen yılı aratıyor.
Yaz mevsimi üç ayın ötesinde.
Aşırı sıcak ve nemli havalar bir halk sağlığı sorunu.
Batı ülkelerinde sıcak çarpmasına bağlı ölümler bildiriliyor.
Sıcaklık susuzluğa neden olur.
Susuzluk kalbin işini artırır, soğutma mekanizmalarımızı (ter gibi) zorlar ve bizi serin bir gölge bulmaya zorlar.
Hastalığı olanlar ve
Riskli grupta olanlar daha fazla susuz kalma ve stres döngüsüne düşme riskiyle karşı karşıyadır.
Bu hal ısı yorgunluğuna, sıcak çarpmasına ve ölüme yol açar.
Sıcaklık, bazı kronik rahatsızlıkları olanları ölüme bile sürükleyebilir.
Başta belediye teşkilatı sıcak olaylarını tahmin ve takip ederek, halkı bilgilendirebilir.
En yüksek risk altında olanlara destek sağlayarak sıcaklıkla ilişkili hastalıkları önlemek için tasarlanmış programlar geliştirebilirler.
Aslında bu programlar sadece yaza özgü olmamalı.
Her mevsim için mesela yoğun kar yağışı, aşırı yağışlar, sel baskınları
Ve hatta yangınlar acil durum gerektiren olağan üstü durumlardır.
Bir de terör veya kasıtlı saldırılar ve bulaşıcı hastalıklar programda yer almalı halkımız bu konularda bilgilendirilmeli ve korunmalıdır.
Stratejik sağlık planları her kente lazım.
Kampçılara ve yaşlı merkezlerine ve
Sıcak havalarda yapılacak açık hava etkinlikleri de
Sağlık ve ilgili birimler rehberlik yapabilir.
Elbette her kentin acil durum yönetim kurumu vardır.
Bu kurum mümkün olduğunda, özellikle savunmasız gruplara ve kişilere, insanların sıcağa uygun giyinmeleri, bol su içmeleri, alkolden kaçınmaları, düzenli molalar vermeleri ve mümkün olduğunca içeride kalmaları gibi temel halk sağlığı mesajlarını vermeli.
İlgililer radyo veya televizyonda röportajlarla olaya dikkat çekmeli.
“Acil komşum programı” projesi geliştirilmeli.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır felsefesiyle
Acil durumlarda herkes öncelikle kendi ailesi ve komşularını yoklamalıdır.
Çünkü komşuların birbirine en ihtiyaç duydukları zaman acil durumlardır.