Baykal bölgesinde efsane ve mitoloji söylem kaynağı.
Romeo ve Juliet’i herkes bilir.
Çocukluğumuzdan itibaren bizim coğrafyalarda dilden dile dolaşan
Leyla ile Mecnun hikayesini herkes bilir. Arap çöllerinde Kays'ın aşkından "Mecnun"a dönen ve Leyla aşkına susuz çölleri aştığı hikayeyi anlatan ortadoğu edebiyatının aşk masalı. Ferhat ile Şirin’de anlatılan ise, Amasya bölgesinde çok sevilen dağları yaran Ferhat'ın Şirin'e kavuşmak için gösterdiği olağanüstü çabayı ve bir söylenti uğruna feda edilen hayatları dinleyip de hüzünlenmeyen var mıdır?
Kerem ile Aslı hikayesi ise farklı anlayışlar nedeniyle birbirine kavuşamayan aşkın ve tutkunun sembolü olmuş destansı bir halk hikayesini anlatmaz mı?
Ali ve Nino hikayesi başka bir dram. Komşumuz Gürcistan’ın Batum şehrine her gittiğimde dönen heykellerinde kavuşma sahnelerini izler hüzünlenirim. Anlatılan hikaye farklı kültür ve dinlerden gelen iki gencin, savaş ve siyasi karmaşa nedeniyle birbirine kavuşamayan hüzünlü bir aşk hikayesidir.
Bizim diyarlarda olduğu gibi her yörede, geçmiş dönemlerde Türk filmlerinde izleyip de gözyaşları ile mendil ıslatan nesilde olduğu gibi aile baskısı, gelenek- görenek, inanç ve milliyet temelli çoğu zaman trajik sonlarla biten tutkulu aşk hikayelerini bilmeyen yoktur.
SİBİRYA’DA BIR AŞK HİKAYESİ
Çok iyi Türkçe bilen rehberimiz ANASTASYA’nın anlatımına göre
bugün Sibirya bölgesinde (IRKUST)
'Aile, Sevgi ve Sadakat Günü' olarak adlandırılan bir bayram kutlanıyor. Resmi olarak ancak 2022'de kutlanmaya başlanmış.
Sevgi günü kutlaması her yıl 8 Temmuz. Bu tarih tesadüf bir tarih değil. Yüzyıllardır Rus Ortodoks Kilisesi, 8 Temmuz günü Muromlu Aziz Petrus ve Fevronia çiftini anma tarihidir.
Bu çiftin aşk ve aile hayatına dair efsane, nesiller boyu dilden dile gelmiştir.Herkes çok etkilenmiştir.
Hikaye kısaca 16. yüzyılın ortalarında, bir Rus yazar onlar hakkında bir öykü yazmış ve 'Peter ve Fevronia'nın Öyküsü',
Bu eser geçmiş Rus edebiyatının en önemli eserlerinden biri olmuştur. Aslında günümüze kadar 16. yüzyılda Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aziz ilan edilen bu kişiler hakkında bilgi edinmenin neredeyse tek kaynağı bu hikayedir.
Bu hikayede anlatılan efsaneye göre hikayede Prens Peter, Moskova'nın 300 km doğusundaki Murom şehrinde hüküm süren Prens Pavel'in kardeşiydi. Cesur Peter, kardeşinin karısını baştan çıkaran sihirli bir yılanı kılıcıyla öldürdü. Ancak yılanın kanının Peter'e sıçraması,onu tedavi edilemez bir cüzzam hastalığı bulaştırdı. Hiçbir şifacı bununla başa çıkamadı ve genç prens sürekli acı çekiyordu. Bir gün Peter, Fevronia adında bir köy kızının onu iyileştirebileceğine dair bir rüya gördü. Kız arandı, bulundu ve prensi iyileştirmeyi kabul etti. Artık kendi başına yürüyemediği için kıza getirilmesi gerekiyordu. Fevronia, prensin iyileşme sonrasında kendisiyle evlenmesi sözü dışında herhangi bir ödül kabul etmedi. Prense ekşi mayalı ekmekler verdi ve banyoda yıkanıp, bir tanesi hariç tüm vücudundaki yara kabuklarına sürmesini söyledi.
İşlem tamamlandığında hastalık gerçekten de ortadan kalkmıştı. Prens iyileşir ancak egosuna yenik düşer. Sıradan bir köylü kızla evlenmemeye karar verir.
Ancak Fevronia bunu önceden görmüş gibiydi, sözünden dönen Peter'ın vücudundaki tek kalan hastalıklı kabuktan tekrar yayılır. Prens irade zayıflığından dolayı büyük bir pişmanlık duyar ve çift evlenir.
Aşıklar hakkındaki tüm romantik hikayeler genellikle bir evlilikle son bulsa da, Peter ve Fevronia için durum tam tersi olur. Gerçek aşkları daha yeni başlamıştı.
Peter'ın erkek kardeşi öldüğünde, Murom'u yönetmesi gerekiyordu. Ancak yerel soylular, safdil Fevronia'yı prensesleri olarak istemiyorlardı. Bu yüzden Peter'e bir ültimatom verdiler:“Ya karını terk edecek ya da Murom'u terk edeceksin!.”
Peter'ın bu durumda tercihini hemen ortaya koyar. Yönetici olmaktan vazgeçip Fevronia ile birlikte şehri terk eder. Bu sırada kalbi kırıktır, ancak sevgili eşi onu, Yaradan’a umut bağlayan ve güvenen kişinin hem bu dünyada hem de gelecekte bolluk /bereket ve huzur bulacağına dair söylemiyle teselli eder. Ancak o dönemde Murom'da aileler arasında iktidar mücadelesi yaşanıyordu; bu yüzden Peter'ı geri çağırıp kendilerini yönetmesini istediler. O zamandan beri Murom'daki herkes, özellikle de Fevronia, Peter'ı çok sevdi.
Çift yaşlanınca keşiş olmaya karar verdiler ve David ile Euphrosinia adlarını aldılar. Ölümden sonra ayrılmamak için aynı gün ölmeyi ve aynı tabuta gömülmeyi vasiyet ettiler. Ancak halk, keşişleri aynı tabuta koymayı uygunsuz bularak onların isteğine uymadı. Cesetleri iki kez farklı kiliselere taşındı, ancak her iki seferde de mucizevi bir şekilde tekrar bir araya geldiler! Sonunda Murom'daki Doğuş Kilisesi'nin yakınlarına birlikte gömüldüler.
Şimdi ise azizlerin iskeletleri Murom'daki Kutsal Üçlü Manastırı'nda muhafaza ediliyor. Rusya'nın dört bir yanından mucizevi olarak kabul edilen bu kalıntıları, özellikle aile mutluluğu arayanlar olmak üzere, inananlar ziyaret ederek dua ederler.
Bu gün İrkutsk'taki Spasskaya Kilisesi'nin yanında Aziz Peter ve Fevronia anısına anıt dikilmiştir.
Bu anıt Rusya'da aile sevgisini ve sadakati temsil eder ve bu nedenlerle herkes ziyaret eder. Anıtın arka yüzündeki tavşan yavrusu figürü dikkat çekicidir. Rusya’da tavşan yavrusunun hem folklorik bir hikayesi hem de ziyaretçiler arasında popüler bir dilek inancı nesnesidir.
Ziyaretçiler ve yeni evli çiftler,
ailevi meselelerde huzur bulmak ve mutlu bir evlilik dilekleri için tavşanın burnunu veya kulaklarını dokunurlar. Binlerce kişi tarafından okşanan tavşanın burnu bu nedenle parlar. Tavşan ayrıca geleneksel olarak bereketi ve ailede çocuk sahibi olmayı simgeler. Efsaneye göre Fevronia, köylü bir şifacıdır ve doğanın içinde yaşar. Hikayenin esasında anlatılana göre Fevronia bir dokuma tezgahında çalışırken yanında zıplayan küçük bir tavşan tasvir edilir. Anıttaki tavşan figürü doğrudan bu detayı ve azizenin doğayla olan bağını yansıtır.
Denilebilir ki; tavşan, hem azizlerin hikayesindeki masalsı ayrıntıyı betimlemekte hem de ziyaretçiler için doğurganlık, yuva ve aşk dileklerinin sembolü olarak yer almaktadır.