Hele dünyanın savaş halinde bizi hasta eden en büyük sessiz katil hastalık belki de strestir.
Ancak sessiz katil hastalık deyimi daha çok yüksek tansiyon için kullanılır.
En çok ölümler sessiz katil tansiyon yüzünden.
Sessiz katil denmesinin nedeni; belirti göstermeyen veya belirtileri o kadar belirsiz olan bir hastalık veya durumdur ki, bu belirtilere aldırış edilmez.
Buna giden yol mesela, damarların veya atardamarların içini kaplayan plak veya kolesterol verilebilir.
Bu yavaş birikim, kalbe oksijen akışını kesene ve kalp krizine ve ölüme neden olana kadar
fark edilmeyebilir.
Tarihte sesiz katile kurban giden
devlet adamları vardır.
Kırımın Yalta kentinde Kırım'ın Yalta kentindeki
Rus Çarı II. Nikolay'ın yazlık Livedia Sarayında
1945 yılında İngiliz Başbakanı Sir Winston Churchill,
Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt ve
Rusya Federasyonu Başkanı Joseph Stalin,
nihayet insanlığın en kanlı çatışmalarından biri olan
İkinci Dünya Savaşı'na son vermeye karar verirler.
Düşmanlığı sona erdirmek için görüşmeler için
müzakereler yaparken, bu üç siyasetçinin
bilmediği bir şey vardı: Ortak bir düşmanları.
Bu ortak düşman, sessizce çalışarak,
her birine farklı türden sinsi bir kişisel saldırı planlıyordu.
Onun adı: yüksek tansiyon (Hipertansiyon).
Yaklaşık iki ay sonra, Başkan Franklin D. Roosevelt
büyük bir beyin kanaması sonucu
hayatını kaybetti.
Joseph Stalin 1953'te ve
Sir Winston Churchill 1966'da beyin kanamasından öldüler.
Her üç dünya lideri de tamamen önlenebilir
bir hastalığın komplikasyonuna yenik düştüler.
Yüksek tansiyon, tıbbi terimlerle 'hipertansiyon'.
bir savaşta en önemli strateji,
bu sessiz düşmanın etkisini ve
erişimini erken ve kesin bir şekilde anlamaktır.
Yüksek tansiyonu olan insan için en büyük tehlike,
bunun tespitinde yatar, çünkü o zaman mutlaka
bir hekim düşürmeye çalışacaktır.
Gerçekten yüksek tansiyonu ciddiye almak gerekir.
Alarma geçilmelidir iş işten geçmeden.
Yoksa kayıtlara ölüm ; “beklenmedik bir şekilde” diye not düşülür.
İnsanların uzun vadeli komplikasyonlarını anlamaması,
yüksek tansiyonu benzersiz kılan şeydir.
Hipertansiyon genellikle %50'lik
bir hastalık olarak anılır!
Aslında bunun anlamı, yüksek tansiyonu olan kişilerin
sadece %50'sinin bunun farkında olduğu,
farkında olanların sadece %50'sinin
tedavi edildiği ve tedavi edilen şanslı kişilerin
sadece %50'sinin önerilen hedefe kadar
kontrol altında tutulduğu anlamına gelir.
Sonra arkasından felç, beyin kanaması,
görme kaybı, kalp krizi, göğüste damarların şişmesi (anevrizma),
böbrek yetmezliği, aklınıza gelen her şey
yüksek tansiyonun komplikasyonları olarak listelenmiştir.
Diğer hastalıkların aksine, yüksek tansiyonun tespitinde
en büyük sorunlardan biri,
neredeyse hiç belirti göstermemesi; sessiz seyretmesidir.
Yaygın inanışın aksine,
yüksek tansiyonu olan hastaların çoğunda
baş ağrısı, görme problemi, sinirlenme veya
rahatsızlık gibi belirtiler görülmez.
Bu da neredeyse hiç uyarı işareti olmadığı anlamına gelir.
Kurban, görünüşte sağlıklı bir kişi,
yani siz veya ben olabiliriz.
Bu nedenle tek çözüm, tansiyonumuzu kontrol ettirmek ve
değerlerimizi bilmektir.
Bir hekimin tansiyonu ölçmesi 5 dakikadan az sürer.
Tespit edilmeyen yüksek tansiyon,
büyük bir beyin kanamasına yol açabilir ve
bir kişiyi anında öldürebilir.
Kurban felçten kurtulsa bile,
felçle ilgili bir engellilikle yaşamanın
sosyal ve ekonomik sonuçları daha da acı vericidir.
Yüksek tansiyonun dünya çapında ölüm ve
sakatlıktan sorumlu
bir numaralı risk faktörüdür.
Şimdi tansiyonunu kontrol et ve ettir.
Karşılığında, on yıllarca sağlıklı bir geleceğe
sahip ol.
İsterseniz buna sağlıklı yaşamın
kısa yolu diyebilirsiniz.