SERİNLEMEK İÇİN HAYATIMIZDAN OLMAYALIM

Abone Ol

Yaz gelince aklımıza sıcaklar, sıcaklar gelince de suda serinlemek geliyor. Bundan daha doğal bir düşünce de olamaz lakin bizde bu serinleme konusunu sıkıntılı…

Kırsalda yada metropol yaşantısında olan yurttaşlarımızın deyimi ile taşrada serinleme olayı doğal olarak doğal alanda bulunan imkanlardan sağlanmakta. Yani nehir, çay, dere, göl, gölet gibi alanlarda. Son dönemde tarımsal sulamanın artması ile birlikte bunlara bir de sulama kanalları eklendi. Denizi unuttuğumuza sanmayın, “var mıydı da yuttuk” diyenlerden de değiliz ama bizde yok.

Bu işin doğal hali yanı serinlemenin doğal hali kontrollü ve güvenli alanlarda gerçekleştirilmesidir. Elbette herkesin serinlemek, yüzmek, güneşlenmek gibi hakları mevcut ancak daha iyi bir yaşam kalitesi için yapılan bu eylemin hayatımıza mal olmaması gerekiyor. İmkanlar dahilinde havuzlarda serinlemek kontrollü olduğu için daha sağlıklı olabilir ancak herkesin bu imkana sahip olmadığını da biliyoruz.

Serinlemek bir ihtiyaç ve bu ihtiyacın giderilmesi de bir hak olduğunu göre bunu uygun yollarla ve uygun şekilde kendimize zarar vermeden gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu konuda yapılması gerekenler listesinin birinci maddesini elbette eğitim almaktadır. Yani konu hakkında yeterli bilince sahip olmamız gerekiyor. Okullarda bu konuda bilinçlendirme eğitiminin verilmesi şart. İkinci husus ise yüzmeyi öğrenmek geliyor. Yüzme bilmeden akıntılı veya derin sulara girilmesi durumunda sonucun ölümcül olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle ne şekilde olursa olsun insanların bir şekilde yüzme öğrenmeleri gerekiyor. Denilebilir ki bu tür imkânlara sahip olan insanlar da suda boğulmaktadır. Bu da doğru ancak böylesi örneklerin çok az bir oranı temsil ettiğini de kabul etmek gerekiyor.

Bunlar vatandaşların yapması gerekenler, bir de yöneticilerin veya yönetenlerin yapması gerekenler var elbet. “Biz söyledik görevimiz bitti” mantığı ile olaya yaklaşım gösterilemez elbet. Toplu serinleme alanlarında sahil veya benzeri yerlerde cankurtaranlar ve uyarı tekrarları ile bir nebze kontrol sağlanabilmekte ise de kırsalda bu öyle kolay olmuyor. İmkânların yetersizliği buna fırsat vermiyor olabilir ancak bu tedbirleri artırmayı engellemez.

Şimdi gelelim asıl konumuza sıcakların başlaması ile birlikte tarım sulamalar da başlamış durumda. Çorak toprakları suya kavuşturmayı sağlayan Sol sahil sulama kanalımızın varlığı ise hepimizin malumu. Su sağlanması ile tarım alanında büyük katkılar sağlayan bu kanalımıza suyun verilmesi ile birlikte kanala yakın bölgelerde yaşayan insanlarımızın yasak olmasına rağmen kanala girerek serinlemeye çalıştığını ve bu yanlışlarının bedeli olarak çoğu zaman hayatlarını kaybettiklerini de biliyoruz.

Her sulama sezonunu başlaması ile birlikte kanal sularının kontrolünü sağlayan birlik ve benzeri organların yöneticilerinden kanal sularına girilmemesi konusunda uyarılar yapıldığını da biliyoruz lakin bu mesajların yeterli kitleye ulaşamadığı veya yeterli etkiyi yaratmadığını da biliyoruz. Bunu her yıl yaşanan boğulma vakalarının sayısından anlamak mümkün.

Son dönemde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sulama birliklerinin yönetimine kayyum atamaları gerçekleştirildi. Olağanüstü olan bu durumun olumsuzluklar giderildikten sonra normale dönmesi gerekiyordu ama anlaşılan bu hassasiyet gözden kaçmış durumda. Yinede yöneticilerin duyarlılıkları konusunda şüphemizin olmadığını belirtelim.

Yetkililerin bu yıl işi sıkı tutma gayretinde olduğun gözleniyor. Okullarda öğrencilere yönelik yaptıkları eğitim çalışması güzel bir proje katkısı olanları kutluyoruz. Lakin sulama kanalında boğulma vakalarının en aza indirgenmesinin sadece okullarda verilen eğitim ve kanal kenarına yerleştirilen levhalarla önlenemeyeceğini de unutmamak gerekiyor. DSİ kaynaklarından paylaşılan verilere göre son iki yıl içerisinde yani 2021 (11) ve 2022(8) yıllarında meydana gelen boğulma vakalarında 19 vatandaşımızın hayatını kaybettiği açıklanmış. Boğulma vakalarının gerçekleştiği noktalar aşağı yukarı belli gibi. Bu durumda yapılması gereken bu noktalara fiziki engellerle müdahale etme yönteminin denenmesidir. Bir de seyyar devriyeler oluşturulması yararlı olacak kanısındayız. Kanal içine belirli mesafelerde kurtarma direklerinin yerleştirilmesi de değerlendirilmelidir. Amaç zararı en aza indirmekse hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Söylendiği gibi sıfır boğulma vakası hedefine ulaşmak dileğiyle…