Şengal Musul’un 125 Kilometre batısında yer alan bir Kürt şehri. Yaklaşık 25 bin civarındaki nüfusu ile bu coğrafyanın renklerinden birisi. Renklerinden birisi çünkü Şengal’i farklı kılan özellikleri var. Şengal bu bölgede yaşayan Ezidi inancına sahip olan insanlarımızın aynı zamanda inanç merkezi olarak da tanınmakta ve kabul edilmektedir. Bu nedenle Şengal Ezidi inancının son kalesi. Bu kale düşerse bu inanç sahipleri yeni bir kale oluşuncaya kadar dünya üzerinde arayış içerisinde olacaklar.
Ezidilik Kürt orijinli tek tanrılı dinlerden birisi. Semavi dinlerden önce tek tanrılığı kabul eden Zerdüştlük ve daha sonra gelen Müslümanlık ilkelerinin esinlenmiş bir inanç sistemi. Ezidiler, daha evvel Batman dâhil birçok yerleşim yerinde yaşamaktaydılar. Halen Batmanda 15’e yakın köyleri bulunmaktadır. Ancak uygulanan yanlış ve sistematik politikalar nedeniyle yaşam alanlarını terk etmeyi daha uygun buldular ve bizi terk ettiler. Çoğu Avrupa’ya gitti ve bu aralar geri dönüş çabaları var.
Şimdi son yerleşim yerleri ve kutsal mekânları olan Şengal tekrar yakılmak ve yıkılmak isteniyor. Bu inanca sahip insanlar dağıtılmak, soykırımdan geçirilmek, yok edilmek isteniyor. Senaryo yine eskisi gibi kullanılan argüman İslam inancına sahip olduğu iddia edilen IŞİD çetesi. Bu çete tarafından sözüm ona İslam adına insanlık katlediliyor. Ezidiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar ayrıt edilmeksizin yok ediliyor.
Ancak bu kez durum farklı. Bu kez eski maya tutmadı tutmayacak. Daha evvel Ezidi ve gayrimüslim katliamlarından kullanılan argüman artık Kürtlerin eliyle gerçekleştirilemeyecek. Yedi gayrimüslimi öldürenin cennete girmesi bir yana artık tek canlıyı yok edenin cennet yüzü görmeyeceği de anlaşılmış durumda.
Tam aksine Kürtler kendi coğrafyalarında daha evvel yaşanan olayların tahribatını ortadan kaldırmak için var güçleri ile çabalıyorlar. Ortak yaşamda, birlikte yaşamda, insanca yaşamda, Özgürce yaşamda canları pahasına diretiyorlar. Gayrimüslim kim varsa, dışlanmak istenen kim varsa, inançlara tehlike altında olan kim varsa çetelerden korunuyor. Farklılıklara kan veriliyor can veriliyor. Bunun için ödenmesi gereken kan da dökülüyor can da veriliyor. Tarih bu kez hatada tekerrür etmiyor.
Ancak Şengal’deki insanların yaşamlarının kurtarılması ve eski düzenlerine kavuşturulması için iyi niyet sahibi olmak yetmiyor. Bu gayri insani saldırılara karşı bir tavır almak ve yardım etmek gerekiyor. Şengalden Türkiye’ye gelenlere yardım etmek kadar orada mahsur kalan ve içecek su yiyecek ekmek bulamadıkları için taşlar arasında can veren insanlara yardım elinin uzatılması gerekiyor. Bir pet şişesi su bir ekmek bir insanın yaşamasına sebep olabilir. Ufak sayılan bir katkı bir yaşam, bir nesil, bir inanç kurtarabilir. Bunun için duyarlı olmak gerekiyor. Türkiye’nin neresinde olursak olalım bir su şişesi kadar olsa da yardım elimizi uzatmamız gerekiyor.
Şengal’de bir vahşet yaşanıyor. İslam adına ortaya çıkıp gayri insani işler yapan IŞİD çetesi kafa kesip 10 yaşındaki çocukların eline vererek fotoğraf çektirip sosyal medyada kahramanlık yapmış gibi hava atıyor. Bu durum karşısında elbet insanlık utanıyor ama bunlarda ne din, ne iman, ne şefkat, ne insanlık kalmadığı için cinnet geçirmiş vahşiler gibi etrafa saldırıyorlar. Allahın yaşattıklarını Allah adına, din adına öldürüyorlar. Biliyoruz, bu maşaların ne oldukları ve kimin maşalığını yaptıkları er geç ortaya çıkacaktır. Ancak o gün gelene kadar dayanışma ve işbirliği gerekiyor. Birlik ve beraberlik içinde zor duruma düşmüş insanlara yardım elimizi uzatmamız gerekiyor.Unutulmamalıdır ki Şengal şahsında IŞİD çetesi eliyle yapılan saldırılar bu halkın ve halkların bütün değerlerine yapılıyor. Ezidilere, Hıristiyanlara yapılan bu saldırılar en az onlar kadar İslam inancı taşıyanlara da zarar veriyor.
Gerçeklerin ortaya çıkması için doğru kararlar verip doğru tarafta olmak gerekiyor. Bu nedenle Şengal ve Şengal’dekilerin korunması boynumuzun borcu, tarihsel sorumluluğumuz olarak ortada duruyor. Bir ekmek, bir şişe su dahi olsa yardım elimizi uzatmamız gerekiyor.