SEÇİM STRATEJİSİ

Abone Ol
 Mart 2009 tarihinde yapılacak olan Genel Mahalli seçimler için geri sayım işlemleri başladı. Başta Yüksek seçim kurulu olmak üzere seçime girecek veya seçimle ilişkisi bulunan bütün çevreler artık tozlanmış raflarda bulunan doküman ve argümanlarını yavaş yavaş çıkarmaya başladılar.

Mahalli seçimlerin temel konuları da yavaş yavaş belirmeye başladı. İşlenen konuların ana temaları demokrasi, ulusalcılık, etnitise, hizmet ve diğerleri olarak devam edecek. Ancak Yerel seçimlerin can damarı ve seçim stratejisi kadar önemli temel bir unsuru var. Adaylar. Seçime girecek olan siyasi partilerin vitrine kimi koyacakları ve hangi nitelik ve kriterlere ağırlık verecekleri seçimin kaderini belirleyecek temel unsur olacaktır.

AKP seçim sürecini başlatan ve sürdüren ilk parti konumunda iktidarda olmasına rağmen erken başlayıp ipi göğüslemek istiyor. Öyle anlaşılıyor ki hiç hak etmediği halde demokrasi ve mağduriyet sloganlarını önemli ölçüde kullanacaktır. MHP milliyetçi unsurları ön planda tutarak kavgacı zihniyetinden uzak parti imajını sürdürmeye çalışacaktır. Bu sayede AKP’ye yüklenerek oy oranını artırmaya yöneliyor. CHP memleketin sözüm ona sosyal enternasyonal partisi kendi iç kavgaları ile meşgul genel başkan kalsın gerisi o kadar önemli değil alternatifsiz olduğu için millet kuzu kuzu oy verir sanıyorlar. Sahnede şu an için görünmüyor.

Merkez sağ ve sol kulvarlarda çatı yapılanmaları oluşturulmaz ise dengelerin çok fazla değişmesi de açıkçası beklenmemelidir.

Gelelim bölgemize bölgede küçük yerleşim alanları dışında (ki zaten çok küçük olanları AKP ortadan kaldırmış bulunmakta) seçimin AKP ve DTP arasında geçeceği görülüyor. Seçim zamanına kadar bu partiler varlıklarını sürdüremezlerse bile aynı zihniyette ki partilerin rekabetinden söz etmek mümkündür. AKP; din unsuru, kardeşlik ve devlet olanaklarını sosyal hizmet alanında kullanarak kazanmaya çalışacaktır. DTP’nin silahları ise belliydi ancak şimdi den anlaşılıyor ki DTP de artık dini unsurları dışlamayan hatta alanlarda açıkça dile getiren bir yapıya doğru gidiyor. Newroz da Said-i Nursi posterlerinin kullanılması, Kutlu Doğum haftası etkinlikleri çerçevesinde mevlit okutulması, camii’lerin temizlenerek gül suyu ile yıkanması,yürüyüşlerde Kur an’ı kerimin taşınması gibi hareketler bir stratejik değişikliği de beraberinde getirmektedir.Buradaki temel olgunun son halkasına bakmak gerekmektedir.DTP bu açılımı aday gösterirken de gösterecek mi göstermeyecek mi? DTP’nin göstereceği Belediye başkan adayları bu stratejinin uzantısı olarak mı belirlenecek, yoksa artık yönetim sistemini çözebilme yeteneğine sahip, vizyon sahibi, kamusal alanda yeni yaklaşımlarla ortaya çıkan ama misyonunu da unutmayan bir yapıda geleneklere önem veren adaylarla mı ortaya çıkacak? Sanırım eğer işlem çoktan bitmemiş ise devlet politikası da siyasi partilerin uygulayacakları strateji de bu belirlemeye endeksli olacaktır.

Elbette bekleyip görmek lazım ancak birilerinin beklemek gibi bir lükslerinin olmaması lazım diye düşünmekteyiz. Bölgede etkin olan ve söz sahibi olduklarını söyleyen partilerin seçim stratejilerini halkla paylaşmaları gerekmektedir. Eğer sistem geçen seçimde olduğu gibi ilimizi alın size afiyet olsun yönetin anlayışı ile hareket etmez ise birilerinin çok çalışması lazım. Unutulmamalıdır ki rakipsiz girilen seçimde bile alınan oy oranı %70’tir.Yıpranma payını üstüne koyup yanına da her türlü imkânı kullanacak olan güçlü bir rakip koyarsanız ve üzerine size verilmeyen %30 luk bir oy potansiyelini eklerseniz ne demek istediğimizi de anlarsınız sanırım.

Seçimde son kulvara girmiş bulunmaktayız AKP ve DTP den beklentimiz seçim stratejilerini kamuoyu ile paylaşmalarıdır. Toplumla entegre olmayan, toplumun temel taleplerine eğilmeyen stratejilerin hiç beklenmedik şekilde tepki ile karşılanabileceğini kimsenin unutmamasını hatırlatalım.Şapka düşmüş kel görünmüştür.Şimdi kel kafa ile mücadele zamanıdır! Ve soruyoruz; evet beyler seçim stratejiniz ve adayınız için çalışmalarınız ne aşamada?