Daha önce yurt dışında da petrol sahalarını görme şansım olmuştu. ABD’nin Teksas, Kuzey Irak’ın Taktak, Suriye’nin Rümeylan sahalarında da ne yazık ki atıkların çevreye bu denli saçıldığını görmedim. 45 Yıldır meslek hayatımda benim en fazla dolaştığım yerlerden biri de petrol sahalarıydı. Ama üzülerek yazmalıyım ki bizim sahalarımızdaki manzara içler acısı…
ÇEVREYE BİRAZ DUYARLILIK…
Haziran'ın ilk haftasında Dünya Çevre Günü kutlanacak.
Yine bilindik açıklamalar yapılacak.
Herkes “ben daha iyi çevreciyim” diyerek birinciliği kimseye kaptırmak istemez ama Batman’ın çevresini saran petrol dağlarındaki manzaranın ne olduğuna gelince üzülerek belirtelim ki tümü sonuncu sıradalar.
Elbette siyah altının önemini anlatmaya gerek yok ama şehrimizin bugünkü aydınlığına kavuşması o kara renk sayesindedir.
Geçmişte, günümüzde ve son yüzyılda uğruna savaşların çıktığı siyah altının 80 yıldır Batman’a barış getirdiğini rahatlıkla yazabiliriz.
Ajda Pekkan ve ekibinin Batman’dan esinlenerek yıllar önce Eurovision yarışmasında, “Aman Petrol, Canım Petrol” şarkısı da petrolün ne kadar önemli olduğunu bize henüz çocukluğumuzda öğretmişti.
Kuşkusuz Batman’ı kara altın var etti.
Buna hiç kimsenin itirazı yok.
Önceki gün Batman Çağdaş’ın manşetinde siyah altınla ilgili dikkat çeken haberler vardı.
Recepler köyü, Batman merkeze yakın mesafede.
Batı Raman Dağı eteğindeki bu yerleşim birimi Batman’ın en eski köylerinden biri.
Rivayetlere göre 300 yıllık köy deniliyor ama kesin tarihi bilinmiyor.
150 haneli köy, siyah altınla iç içe.
Köy sınırları içinde 200 ya da 300 kuyu var.
TPAO’nun üretim merkezinin olduğu köyde petrol kuyularının etrafı tam bir mezbele…
Çevrenin manzarası hiç de iç açıcı değil ve bir an önce temizlenip korunması için adım atılmalı.
Oysa TPAO gibi ulusal bir kuruluşun siyah altını çıkardığı bölgedeki sorunları da çözmesi mutlak surette gerekmiyor mu?
YURT DIŞINDAKİ PETROL SAHALARI
Çevreci kuruluş olan ve kara altını gün yüzüne çıkaran TPAO 'su' diye inleyen bir köyün altyapı sorununa çözüm bulması asli görevi kapsamına alması gerekli.
20 Yıl önce Amerika’da mesleki eğitim amacıyla gittiğimiz ABD Teksas’ta petrol kuyularının olduğu bölgeye hayran kalmıştım.
Teksas’ta petrol sahalarını dolaştığımda kuyuların etrafında tek bir petrol atığı görmedim. Aynı zamanda kuyuların etrafındaki çevre düzenlemesine hayran kalmıştım.
1999 Yılında da Almanya’da bir rafineriye meslektaşlarımızla gittiğimizde çevreye olan duyarlılık beni bir hayli etkilemişti.
Galiba çok uzağa gittim…
Kuzey Irak’ın Taktak petrol sahasında da ziyaret ettiğim TPAO Batman Bölge Müdürlüğü'nün, eski yöneticileriyle dolaşmıştım.
O sahalardaki çevreci anlayıştan da bir hayli etkilenmiştim.
Birkaç yıl önce muhabir arkadaşımız Reşat Yiğiz ile Nusaybin-Çamurlu sahasındaki petrol kuyularına yönelik haberimiz o zamanlar Milliyet Gazetesi sürmanşetten vermişti.
Daha o dönemlerde Suriye’de iç savaş olmamıştı ama petrol sahalarındaki o çevre anlayışı dikkatimi çekmişti…
TPAO’YA DÜŞEN GÖREV
Her zaman ve ısrarla yazıyoruz…
Batman Raman ve Batı Raman, adeta petrolün açık hava müzesidir.
Fakat bu sahalara gittiğimizde yolların kenarlarında etrafa saçılmış atıklarla karşılaşıyoruz…
Petrol kuyularına giden yollarda ne bir görsel ne de ilgi çekecek tabela yok.
Oysa 2010 yılına kadar TPAO Bölge Müdürlüğü, bahar şenliklerini, yukarıda sözünü ettiğim Recepler köyüne yakın ağaçlık bölgede yapardı.
Gerek petrolcü aileleri gerekse de öğrenciler panayır havasında geçen Batı Raman’daki o etkinliklere, adeta akın ederdi.
Yerel sanatçıların verdiği müzik dinletisi bahar ayında bir başka olurdu Raman eteklerinde.
Son yıllarda TPAO ne yazık ki bu etkinliklerin tamamını kaldırdı.
Ülkenin ilk rafinerisinin olduğu Batman TÜPRAŞ da 2007’de özelleştirildikten sonra eski aktiviteler tarih oldu.
Kısacası petrolün dışa yaydığı bir tek petrol ürünleri kaldı geriye.
Koç Holding’e geçen Tüpraş’ın sosyal tesislerine gidebilmek için neredeyse referans alacaksınız.
Mekânları cennet olsun TPAO’nun efsane Bölge Müdürü Mehmet Yamaç ile Tüpraş Batman Rafinerisi Müdürü Cevat Kocaman;
“Çalışanlarımız kadar Batmanlıların da bu tesislerden yararlanma hakkı var” derlerdi…
ESKİ PETROLCÜLERİ ARAMAK
Evet, nereden nereye…
Gel de şimdi o eski yöneticileri arama.
Şehir ile petrol sektörlerini birbirine yakınlaştıran o eski yöneticileri düşünüyorum.
Petrol emekçilerini yılda bir defa da olsa unutmazlardı.
Çam sakızı, çoban armağanı o emekçilere bir de hediyeleri olurdu.
İki kişiden biri petrol sektöründen emekli olduğu bu şehirde artık petrolcü hikâyelerini yazmak bize düştü.
Biz de dilimiz döndükçe geçmişteki petrolcülerin o güzel günlerini yazmaya devam edeceğiz.
Recepler köyünün üretim merkezinin olduğu alandan Batman’ın fotoğrafını tecrübeli deklanşörler İrfan Tapan ve Reşat Yiğiz’in dondurdukları karelerle petrolün başkentine yol alırken, yolda karşılaştığımız bazı köy sakinleri sorunlarını anlatmadan bizi bırakmadılar…
Evet TPAO’nun yöneticilerine bir çağrımızı da hatırlatarak bugünkü yazımızı da noktalayalım;
Lütfen petrol üretiminin yapıldığı bölgelerde vatandaşları dinleyin…
Onların sorunlarını dert edinip, çözümler bulmaya çalışırsanız her yönüyle iyi olacaktır…
Çevrenin sözle değil beyin, mantık ve el ele vererek korunması gerektiği uyarısını yaparak tekrar hatırlatalım…
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…