Geçen haftalardaki Avrupa seyahatimde
Park alanlarında, bank çevrelerinde çıtır çıtır çıtlatılıp yere atılan
kabak çekirdeği, kabak çekirdeği, karpuz çekirdeği ve fıstık kabuklarını aradım boşuna.
Allah’ım dedim!
Galiba Avrupalılar çekirdek çıtlatmanın keyfini bilmiyorlar?
Bir de çıtlatıp kabuklarını yere atma zevkini!
Gel gör ki geçen hafta
Karşıyaka sahilde bir yürüyüş yapalım dedik, her bankın önü, ağaçların dibi çekirdek kabukları yığını.
Sanki başka biri gelip oturmayacak?
Bir iki kişiyi uyaralım dedik,
Sanki kötü bir şey söylüyormuşuz gibi
Dik dik yüzümüze bakarak ve pişkince;
“ Biz çöp atmasak, çöpçüler ne iş süpürecek!”demelerine kahroluyoruz tabii!
İstisna da olsa bazı kişiler ise yanlarında getirdikleri külahlara çekirdek kabuklarını koyup çöp kutusuna!
“İşte benim sosyal insanım”! diyoruz sessizce.
Aynı durum günü birlik gidilen piknik alanlarının mekanlarda söz konusu.
Karpuzunu kesmiş, kabuğunu sağa sola atmış, bırakmış.
Ayran içmiş, kola içmiş boş şişeleri, kapları atılmış.
Kalkıp giderken bir mıntıka temizliği yok.
Kendinden başkasını düşünmeyen insanlar çok.
İnsan şöyle bir çevresine bakmaz mı?
Bu pislik içinde nasıl oturulur?
Kamusal alanlar çöplük mü?
Nasıl bir anlayış?
Daha ilk okulda öğretmenlerimiz
“Aslan yatağından belli olur!” diyerek tertip düzen, temizlik ve sosyal sorumluluk aşıladılar.
Bir de “herkes kapısının önünü temiz tutarsa her yer tertemiz olur” uyarısı beynimin bir köşesinde.
Kamusal alanları, parkları bankaları ve
Yolları kendi evimizin önü gibi düşünüp davranışta bulunursak ne temiz bir çevrede yaşamış oluruz.
Daha dün okudum.
Batman Çağdaş Gazetesi köşesinde Arif üstat “ Parklarda oturulan alanlar, Banklar pislik içinde!”
Biz niye böyleyiz diye isyan ediyor.
Kamusal insanın çöküş devrinde miyiz;
Bencillik mi hakim oldu güzel vatanıma, gerçekten ne oldu bize?
Eskiden “pisliği halının altına süpürmek!” diye bir söz dizisi vardı, çöpler olduğu gibi yerinde bırakılıyor.
Sadece dini açıdan bile bakarsak, din görevlileri her seferinde uyarır:
“Temizlik imandan gelir!” diye.
Temizlik salt vücut temizliği değil elbet.
Ruh temizliği ve çevre temizliği birlikte gider.
Aksi halde ortalık pislikten geçilmez.
Sağlığımız bozulur, çevre bozulur, toplum bozulur!
Ben de kendi kendime mırıldanıyorum;
“Ne olacak bu memleketin hali, İnsanlık ölmüş mü?” diye
Ne diyelim;
“Başkalarını düşünmeyen insanın, insanlığında geriye ne kalır!”