PARALEL DEVLET

Abone Ol
Devleti kuran kurucu ekipler, kurdukları devletin kendi korumaları ve kollamaları altında bulunması ve aynı zamanda kendilerini ve zihniyetlerini koruyup kollaması için özel bir gayret saffettiler.
Her şey devlet için
Her şey vatan için
Sloganları ile kendilerini kamufle etmeye çalıştılarsa da bu durum fazla gizlenemedi.
Devletin içine yerleşen bürokratik zihniyet aynı zamanda taleplerini yerine getirecek siyasal iktidarlar seçmeyi de görev bildi. Bunu sandıkta başaramadığı zamanlarda ise askeri darbeler yoluyla isteklerini topluma ve siyasal iktidarlara kabul ettirdi.
Bu nedenledir ki değişen dünya şartlarına uymaktansa değişimi savunanları sürekli değiştirdiler. Serbestlik söylemlerine rağmen yaptıkları yapboz yönetimler sayesinde dünyanın statükocu devletleri arasındaki yerimizi almış olduk.
Bu anlayış ve algı aynı zamanda kendi şablonuna sığmayan bütün anlayışları düşman görmeye başladı. Kendinden olmayan ne varsa düşmandır. Halkın tercihleri bile eğer onların istedikleri şekilde tecelli etmiyorsa bu tercih de rahatlıkla ortadan kaldırılabilinirdi!
Bu zihniyet nedeniyle bu ülke başbakanlarını, bakanlarını, yurttaşlarını asmak zorunda kaldı.
Kendini değiştiren bir zihniyet ve ülke olacağına yurttaşını statükoculuğa zorlayan bir ülke haline geldi.
Özgürlükler kısıtlandı
İfadeler kısıtlandı
İnançların açıklanması ve yaşanması engellendi
Etnik zenginlikler yok sayıldı
Gerçekleri kabul edip gelişmenin ve ilerlemenin dinamosu haline getirileceğine gerçekler zorla örtbas edildi.
İşte bu algı bu gidişata karşı olanları farklı düşüncelere yöneltti. Farklı yönetim şekillerinin oluşturulması, devlet içinde devlet mantığı, paralel devlet hareketleri, adını koymadan devlet gibi davranma davranışları ortaya çıkmaya başladı.
Aslında bu duruma gerek kalmayabilirdi. Eğer insanlara devletin bütün yurttaşların ortak malı olduğunu söyleyebilseydik ve bunu gösterebilseydik onlarda sorunlarını çözmek için devletlerini ve sistemlerini geliştirmeyi tercih edebilecek ve farklı yapılar düşünmek zorunda kalmayabileceklerdi.
Statükodan rahatsız olan kesimlerin bile devleti değiştirip dönüştürme yerine yeni yapılanmalara girme çabalarını tarihsel korkularına bağlamak gerekiyor. Oysa yapılması gereken belli. Yeni oluşumlar içine girmektense devleti demokratikleştirmek daha mantıklı ama öncelikli herkesin ve kesimin kendini ifade etmesine müsaade etmek gerekiyor.
Herkesin kendi devleti
Herkesin kendi iktidarı
Herkesin kendi çıkarı
Herkesin kendi ekibi
Yerine
Herkesin ortak devleti
Herkesin demokratik devleti
Herkesin özgürlükler devleti
Herkesin çıkar ortaklığı devleti konusunda uzlaşma arayışlarına yönelmek daha mantıklı olacaktır. Bu da doğaldır ki şeffaflık ve açık bir yönetim tarzını gerektiriyor. Halkın hesap sorabileceği halkın kendi çıkarlarının bekçiliğini yapabileceği olanakları yaratmayı gerektiriyor.
O zaman Kürdün ayrı devlet peşinden koşmasına
Alevinin kendini ifadeden yoksun kalmasından kaynaklı sitemine
Müslüman’ın inançlarını yaşayamama feryatlarına
İktidarların komploya maruz kalmasına
Açıkgözlerin milletin malını çalma gayretlerine gerek kalmayacaktır.
Herkes inandığı düşünce ve değerleri ile ortak devletini sahiplenmesi sağlanabilecektir. Ne paralel devlete gerek kalacak ne başka oluşumlara. Birbirimizi düşman görme algımız da ortadan kalkacak.
Formül belli. Red ve inkar etmeden. Yok saymadan. Özgürlükleri genişleterek. Hesap sorulabilir bir yönetim şekli oluşturarak.