PAMUK-TEKSTİL

Abone Ol



Yıllar önce işyerine araçla giderken, yol boyunca pamuk ekili tarlaları görürdüm. Ekiminden toplanmasına kadar her aşamasında izleme imkanımız olurdu. Bir de tütün tarlaları vardı. Çalışanları pamuk ziraatı yapanlar kadar zorluk yaşamazlardı. Pamuk her bakımdan faydalıydı. Her aşamada çalışanları vardı. Topraktan filiz verdiği andan itibaren çapacılara iş çıkardı. Yükselip gölgesini altına verince çapalama işlemi biter sulama yapılırdı. 
*
Kozalar pamuk tutunca toplayıcılar çalışmaya başlardı. İşsizlere ekmek kapısı olurdu. Bölge için iş sektör de sayılabilirdi. Son aşamada tarlada kalan pamuk gövdesinin sapları tarla sürüldüğü zaman vatandaş tarafından toplanarak, yakacak olarak kullanılırdı. 
*
Pamuğun zahmetli işçiliği sonrasında torbalara doldurularak kamyonlarla Adana'da Çukurova Birliğe götürülüp satılırdı. Pamuğun kullanma alanı tekstildi. Tohumu da yağ fabrikaları tarafından alınır, hammadde olarak kullanılırdı. Sizin anlayacağınız her yönüyle yararlı bir üründü. 
*
Çukurova'da başlayan ekim yıllar sonra bölgede de denendi, alınan verim ve ücretteki tutarlılık ekim için çiftçinin pamuğu tercih etmesine neden olmuştu. 
*
Pamuğun ekimi dışında diğer işlemler için yeterli yatırım o dönemlerde yapılmadı. Örneğin çırçır fabrikası olarak bilinen işletmelerde pamuk tohumundan ayrılarak, balya haline getirilip fabrikalara satılıyordu. Bu durumda kazanç ikiye katlanıyordu. 

Ancak !
*
Çiftçi bu masrafı yapmadan pamuğu satmayı tercih ederdi. Bazı tüccarlar bu işler ile ilgileniyordu. Bölgede çırçır fabrikaları açılmış; yeterince iş yapamadıkları için atıl kalmıştı. Yaz aylarında bir kaç gün çalışırsa; ‘bin bereket’ diyerek sahipleri şükrederdi. 
*
Pamuğun yan kurumlarından biri de tekstil sektörüydü, hammadde bölgede üretildiği halde bu sektöre yatırım yapmak ya kimsenin aklına gelmedi yada büyük firmalar ile rekabet edecek gücü kendilerinde bulmadıkları için bu sektöre yönelmediler.
*
80’li yıllarda teşvik alınarak, bir çok tekstil fabrikası kurulabilirdi. Yapılmadı! 
Bu halkın hafızasında bir soru işareti olarak durmaktadır. 
2000’li yıllarda İstanbul'daki bazı firmaların ihraç edecekleri ürünlerin dikimi için Batman'da bulunan bir kaç dikim atölyesine siparişler vermeye başlamıştı. Her geçen gün artan siparişler, yeni dikim atölyelerinin açılmasını da beraberinde getirmişti. 
*
Bu işsizlere ‘iş’ demekti. Boşta gezen bir çok genç ve firmalarda çalışarak, evlerinin ekonomisine katkıda bulunacaktı. Çalışan evli insanlar da ailelerinin sorumluluklarını üstlenebilecekleri. Kısa bir aradan sonra İstanbul'dan sipariş veren firmaların, taşeron firmalara hak edişlerine vermemeleri sorun yaşanmasına sebep olmuştu. 
*
Son günlerde Batman’da artan tekstil işletmeleri atölyeleri ve dikim atölyeleri, il’in ekonomisine katkıda bulunuyor. İşsizlik soruna bir nebze olsun faydası dokunmuş görünüyor. İşletmeciler üretim amaçlı çalışıyor. Siparişler alarak üretim yapıyor. Ev tekstili ve giyimle ilgili bütün alanlarda üretim yapacak duruma gelen işyerlerindeki artış işsizler için ‘umut’ kapısı haline gelmiş durumda.
*
Yıllardan beri bölgenin diğer şehirlerinden göç alan ilimizdeki yoksulluğu şehrin dışına çıktıkça görme ve hissetme imkanımız oluyor. Merkezdeki yaşam ile şehrin dışındaki yaşam birbiriyle uyumsuz.
*
Bu ülkede yaşayan insanlar ‘keşke’ sözünü çok kullanır. Bu söz kimi zaman anlamsız gelse'de; bazen kitaplar dolusu yazılara eşdeğer anlam ifade ediyor.
*
Keşke pamuk üretimi yasaklanmasaydı. Tütüm üretimi kotaya bağlanmasaydı. Yaylalara yasaklar konarak, hayvancılık bitirilemeseydi. Keşke teşvik döneminde tekstil için bulunmaz alan olan şehrimizde bu yatırımlar o zaman yapılsaydı. Tüm bunlara itirazı olacak bir tek kişinin olduğuna inanmıyorum. 
*
‘Keşke’ sözünü umarım ile sonlandıralım. Umalım; bölgedeki işadamları bölgenin durumuna uyumlu fabrikalar, işyerleri açıp bölgemiz kalkınsa ve işsizliğin azalmasına katkı sağlar...