“OLUR MU OLUR” MU DİYECEĞİZ

Abone Ol
Pazartesi günü güzel dünyamızın güzel insanlarının yaşamlarını güzelleştirmek için politikacılarımız neler söylemişler diye bir basın turu yapalım dedik.
Bülent Ersoy’un türban takması, birinin pantolonun düşmesi gibi magazinsel haberlerden sonra politik arenaya bakalım dedik.
Tabi her zaman Sam Baba’nın neler doğurduğu önemlidir. Elinde silahı Red Kit misali yollarda olan deniz, hava, kara, uzay dinlemeyen dünya kovboyundan gelen haberleri önemsemek durumdayız.
Sam baba İran ile ilgili yürütülen çalışmaların olumlu gittiğini ve 20 Ocaktan itibaren İran’la uranyum zenginleştirme programını ilerletmeyi durduracağı konusunda uzlaşmaya vardığını belirtiyor.
Doğaldır ki bu durum dünya insan hakları konusunda ihlaller yaratan, her gün meydanlarda vinçlere astığı insanları asmakla övünen bir rejim için önemli.
Nükleer silah üretiminden vazgeçtiğini söyleyen bir İran’a inanmak gerçekten güç. Ancak buna rağmen açıklama önemli. Aslında ABD’nin İran konusunda hassasiyet göstermesi gereken temel konu şu aralar nükleerden çok insan hakları ve demokrasi konusu olmalıydı. Çünkü İran hapishanelerinde yaşananlar ve her gün meydanlarda sergilenen idamlar, insanlık onurunun ne hale getirildiğinin göstergesi.
Demokrasi ve insan hakları için mücadele ettiğini söyleyen bir Amerikanın öncelikli olarak bu konuya eğilmesi gerekmiyor mu?
Ancak bize aktarılmak istenen “İran uranyum zenginleştirmeyi durduracak!” haydi ölen insanları görmeden sevinin demek oluyor. Asılı insanlar dururken nasıl sevineceksek!
Irak petrol satışını engelleyecek!
Bir o kadar ilginç bir haber de Iraktan geldi. Irak Başbakanı Nuri Maliki yine dolduruşa gelerek Kürdistan petrollerinin Türkiye üzerinden satışına müsaade etmeyeceklerine ilişkin tehdidini Türkiye’nin ırak maslahatgüzarına aktarmış. Gerekçe ise Iraklı denetimcilerin görevlerini yapmalarının engellenmesiymiş. Yani Iraklı denetimciler borulardan ne kadar petrol akıtıldığını tespit edemiyorlarmış. Irak petrolün SOMO şirketi üzerinden Kürtler ise KOMO şirketi üzerinden satılmasından diretiyor.
Bu konuda kendileri dinlenmezse Kürdistan bölgesine pay vermeyeceklerini söylüyor El Maliki. Yani denetimini yapamadığı ve anlaşmalarına engel olamadığı bölgeyi tehdit ediyor. Oysa Anayasa bu konuda açık ve Kürtler petrol satışı yapabilecek konumda. Varılan uzlaşı ve anlaşmaya rağmen Maliki petrol satışını önleyecekmiş. Bu duruma üzülsek mi sevinsek mi anlayamadık. Dileriz kısa sürede bu sıkıntı aşılır.
BBP’li Destici Roboskili annelerle görüşecek miş!
Bir de ülkeden ilginç bir haber aktaralım. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici yaptığı açıklamada Roboskideki meselede devletin yanlış yaptığını öldürülenlerin PKK’li olması durumunda bile bombalanmaması gerektiğini söylemiş.
Devlet onları kuşatmalı, Teslim ol çağrısında bulunmalıymış. Ama devlet bunu yapmamış bu durumda Destici devletin özür dilemek konusunda tereddüt yaşamaması gerektiğini de vurgulamış. Nedeni ise Televizyondan izlediği annelerin durumuna üzülmesiymiş.
Destici aslında Uludereye yani Roboskiye de gitmek istemiş ancak provokasyondan çekindiği için gidememiş. Ancak Roboskili anneler giderlerse onlarla görüşecekmiş. Kendi anlatımı ile Diyarbakır ve Batmanda üçüncü parti konumundaki bir liderin söylemlerinin bundan ibaret olmaması gerekir.
Bunca yıl bekleyip bu sözleri şimdi söylemesi biraz geç olmadı mı?
Geç de olsa devletin özür dilemesi gerektiği konusundaki açıklamasının yerinde olduğunu belirtmek gerekiyor. Öyle ya bir futbol hakeminin ölen insanlara değil katırlara üzülün dediği bir ülkede birilerinin en azından özür dilemeyi düşünmüş olması önemli.
Bizce Sayın Destici kendisinden başlayarak bu özür durumunu dillendirmelidir. BBP Kürtlere yapılanlar konusunda kendi adına özür dilerse belki diğerleri için de örnek olur.
Meseleler bunlardan mı ibaret deseniz değil elbet ancak bu günde bu ilginçliklerle sizlerle olalım istedik.