ÖLÜDEN KURŞUN TUTSAKTAN EKMEK PARASI İSTEMEK

Abone Ol
Bazen alınan kararların, çıkarılan kanunların, yapılan uygulamaların mantalitesini anlamakta zorluk çekiyoruz. Zorluk çekiyoruz. Çünkü ülkemizde yapılan bazı uygulamalar tarihin derinliklerinde en despot krallıklarda bile uygulanması düşünülemeyen uygulamalar olarak karşımıza çıkıyor.
Zaman zaman gazete sayfalarında okuduğumuz, çevremizden duyduğumuz ancak inanmak istemediğimiz şeyler oluyor. Bu okunan ve duyulan uygulamalar insanı algılardan ve mantıksal çözümlemelerden o kadar uzak ki insanın inanası gelmiyor ancak ne yazık ki gerçek.
Bazen öyle dönemler olur ki olayların akışından, yoğunluğundan, sertliğinden dolayı insanların psikolojileri bozulduğundan yanlış uygulamaları dahi bir yere koyma durumu ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Evet, bu düşünce yanlış olabilir ancak şartlar ve koşulların bir gereği olarak uygulandı mantığına sığınanlar olabiliyor. Ancak sakin ve normal geçen zamanlarda bile aynı uygulamalar devam ediyorsa o zaman konuyu insan Hakları bağlamından ele alıp tartışmamız gerekiyor.
Bu girişten sonra gelelim meseleye. Demokratik sosyal bir hukuk devleti olan ülkemizde sizlere iki konudan söz etmek istiyorum. Mantığım da vicdanım da bu uygulamaları kabul etmiyor. İnanıyorum ki Türkiye’deki insanların büyük bir bölümü de bu olanı tasvip etmemektedir. Yapılan uygulamaların yasal bir kılıfa büründürülmüş olması doğru olduğu anlamına da gelmiyor.
Bu uygulamalardan birincisi silahlı çatışmalarda yaşamını yitirenlerin ailelerinden istenen kurşun parası.
Diğer uygulama ise cezaevlerinde yatan tutuklu veya hükümlülerden istenen ekmek ve yiyecek parasıdır. Cezaevlerinde kullanılan elektrik ve benzeri ihtiyaçların yatanlardan istenmesini de ayrı bir kenara koyuyoruz.
Çocuğunu bir çatışmada kaybeden bir babanın evine gelen zarfta çatışmada kullanılan mermilerin parasının ödenmesinin talep edildiğini düşünün. Nasıl bir durumla karşı karşıya kalındığını düşünebiliyor musunuz? Bu durum aileye o ölüm olayından daha ağır gelmez mi? Sosyal ve demokratik bir devlette böyle bir uygulama doğru mudur? Bu uygulamayı sürdüren bir yönetim adalettin yerine getirilmesinden söz edebilir mi?
Sadece bu kadar değil cezaevlerinde tuttuğu hükümlülerden ekmek ve yiyecek parasını isteyen, ödeyecek güçlerinin olmaması durumunda bunu icra yollu ile tahsil edeceğini belirten bir devlet ve yönetim ne kadar sosyal ve ne kadar demokratik olur? Ne kadar insan haklarına saygılı olur? Ne kadar vicdanlara hitap edebilir?
Geçen gün elinde bir yazı ile karşımıza bir delikanlı dikildi. Gelen yazıyı göstererek ne yapacaklarını sordu. Önce yazıyı anlamalı ardından da yardımcı olmaya karar vermeliydik.14.11.2013 tarihli ve 795088228/250,02.02,11247 sayılı yazının konusu iaşe bedeli olarak belirtilmişti. Batman Defterdarlığı vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı M.M.A adına gönderilmişti. Yazıda İzmir T tipi kapalı cezaevine yatan  mahkûmun burada yediği ekmek ve yemek bedeli olarak belirlenen 720,00TL’nin ödenmesi isteniyor. Bir ay içinde bu para ödenmez ise 6183 sayılı yasanın ilgili hükümlerine göre cebren tahsil yoluna gidileceği belirtiliyordu. Mahkûmun 36 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ve halen cezaevinde bulunduğu halde 17 yıllık cezasının kaldığını da biz belirtelim.
Yani devlet cezaevinde cezasını çeken bir yurttaşın ev adresine gönderdiği tebligat ile cezaevinde yedeği ekmeğin parasını istiyor. Hem de bir ay içinde ödenmezse cebren tahsilâta gidileceğini belirterek!
Bu devlet bu paraya muhtaç mı deyip işin içinden çıkabilirsiniz ya da olur mu böyle şey nasıl olur da diyebilirsiniz. Olmadı kanunda yeri var da ondan yapılıyor da diyebilirsiniz. Bunların hepsi bir yana şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Bu uygulamalar vicdanlarda daha derin yaralar açıyor mu, açmıyor mu?
Ölüsünden kurşun parası isteyen
Tutsağından ekmek parası isteyen bir devlet düşünebiliyor musunuz?
Ve ölü ve tutsak bunu ödemezse ki ödeyemez. Cebren tahsil yoluna gidileceğini belirten tebligatlar yollayan bir yönetim ne kadar doğru iş yapıyor?
Bu uygulamaların derhal kaldırılması gerekiyor. Çünkü bu uygulamaların hiçbir sistemde yeri yok. Hiç bir vicdanda yeri yok. Hiçbir empatide mantığı yok.