Bugün 24 Kasım Dünya Öğretmenler Günü. Öğretmenler bize dünyayı bağışlamış, bu bağışı büyüdüğümüzde anladık. Ailemiz bize çevreyi görmemizi, öğretmenler ise dünyayı görmemizi sağlamış. Bizlere dünyanın kapılarını açarak en kutsal görevi yaptıklarına şüphe yok. Hz. Ali; “Bana bir harf öğretenin, 40 yıl kölesi olurum.” diyerek öğretmenliğin mesleki kutsallığına vurgu yapmış. Bizler de bize 29 harfi öğreten öğretmenlerimize ömür boyu saygı ve sevgiyi ödenemeyecek bir borç olarak bilmeliyiz.
1971-72 Eğitim-öğretim yılında Yeni Mahalle’de şimdi ismi değiştirilen Cengiz Topel İlkokulu mezunlarındanım. İlkokuldaki öğretmenim Diyarbakırlı Kahraman Hoca idi. O dönemler müdür yardımcısı Çevrimova-Barısıllı Reşat Aksoy’du. O örnek eğitimcilere hep özenirdik o küçük yaşlarımızda. Onlar her öğrenciyi evladı gibi görürlerdi. Lütfen yanlış anlaşılmasın, günümüzde de onlar gibi birçok idealist eğitimci var…
ESKİ ÖĞRETMENLERİ KISKANMAMAK ELDE Mİ?
Bize okuma yazmayı öğreten eğitimcilere en güzel hediyemiz, yazdığımız kitapları okumalarıdır.
Her kitap, onlara öğretmen olma kıvancını tekrar tekrar yaşatacaktır.
Adı her ne kadar ‘Yeni Mahalle’ olsa da Batman’ın eski semtlerinden biri de Yeni Mahalle’dir.
Yeni Mahalle’nin ortasındaki Cengiz Topel İlkokuluna 53 yıl önce Bağlar Mahallesi’nden Beşevler’e, Sağlık’tan Aydınlıkevler’e kadar öğrenciler küçük dereler gibi akıp gelirlerdi.
Batman’da o dönemler kent merkezinde ancak birkaç ilkokul vardı.
Batman’da öğrenci kabul kapasitesi en yüksek eğitim yuvalarından biri de Cengiz Topel idi.
Müdürümüz Reşat Aksoy’du.
Aksoy Ailesi şehrimizin eğitim tarihine bir armağan oldu adeta.
Ziyaettin Aksoy, Osman Aksoy bu şehrin kült eğitimcileriydi.
Onları rahmetle anıyoruz.
Öğretmenler Gününde rahmetli Osman Aksoy’u anarken; eniştesi, halkın gönlünde ‘bilge eğitimci’ unvanıyla yer edinmiş Hacı Mirza Demir Amca’ya uzun ve sağlıklı ömürler dileyelim.
Akademik eğitim resmi kurumlarda zorunlu olarak verilmekte, oysa bizleri ayakta tutan asıl eğitim sevgi ve ahlak ilkelerinin yoğun olduğu eğitimdir.
O dönemlerin eğitimcileri öğrencilerinin tamamını evladı gibi görürdü.
Onları bu büyük yaşlarımızda takdir etmemek elde değildir.
İlkokul öğretmenim Diyarbakırlı Kahraman Hoca’yı hiç unutmuyorum.
Mekânı cennet olsun… tüm öğrencileriyle ayrı ayrı ilgilenirdi.
Evlatlarına öğrettiklerini hiçbir ayrım gözetmeden öğrencilerine de aynı şekilde öğretirdi.
Öğrenciler de öğretmenlerine anne ve babalarına olduğu gibi saygı duyardı.
ÖĞRETMENLER GÜNÜNE DAİR
Yukarıda da değindiğim gibi,
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü.
Öğretmeninize bugün kutlanan günlerinde pahalı hediyeler almanıza gerek olmadığını biz kendi öğrencilik yaşamımızdan biliyoruz.
Onlara alacağınız bir çiçek veya onları mutlu kılacak bir söz ve içtenlikle sarılmak çok değerli bir hediye olacaktır.
Aslında öğretmene verilebilecek en güzel hediye kitaptır ama kendi yazdığınız bir kitabı hediye etmelisiniz; onlar için çok değerli bir hediye olacaktır.
Keşke ilkokul öğretmenlerim hayatta olsaydı da üç kitabımı onlara armağan edebilseydim, ne iyi olurdu.
Bizi bugünlere getiren onlardır.
Özellikle Batman Lisesi’nin kurucu müdürü Gülpaşa Sezer’e mutlaka armağan etmek istediğim yeni eserimi de en kısa sürede ulaştırmak için büyük bir heyecan içindeyim.
‘Sana Raman Güllük Gülistanlıktır Diyemem’ adlı eserimi şu günlerde alan bazı okul yöneticileri ve Belediye Başkanları, okul ve kendilerine bağlı kütüphanelere kitapları bağışlayarak belki de kültürel anlamda en anlamlı desteği veriyorlar.
Sağ olsunlar, konuk olduğum ilçelerde Belediye Başkanları ‘Çok güzel bir fikir’ deyip aldıkları kitapları okulların kütüphanelerine bağışladıklarında o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam.
Bir kitabımı bir öğrencinin elinde görmek bana çok büyük bir manevi haz verdiğini belirtmeliyim.
Okuma alışkanlıklarının gün geçtikçe azalmaya başladığı şu günlerde öğrencilerin okuduğu her kitabın çok değerli olduğunu düşünüyorum.
Özetle; tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.
Bugün de öğretmenlerine hediye almak için Batman’ın bilinmeyen öykülerinden oluşan yeni eserimi edinip öğretmenlerine, çocuklara ve sınıflarına kitabımı alıp okulların kütüphanesine götüren dostlara binlerce kez teşekkürler.
BİR ZAMANLAR PETROL’ÜN EFSANELERİYDİLER
Bizim bir futbol şehri olduğumuz şüphe götürmez.
Çoğumuzun ‘meşin yuvarlak’ diye andığımız futbol topuna yakın olduğumuz bilinen bir gerçektir.
Son günlerde bahis olayları ile ligimize gölge düşse de yeşil saha ve tribünler yine vazgeçilmezimizdir.
Batman’ın 65 yıllık futbol markası Petrolspor, kendi efsanelerini yaratmıştır hep.
Kırmızı-Beyazlı ekibin efsanelerinden biri de Sedat Özsümer’dir.
2024’ün Ocak ayında Feridun Yeni Ağabey’i kaybetmiştik.
Geçen hafta da Sedat Özsümer Ağabeyimiz aramızdan ayrıldı.
Feridun Yeni ve Sedat Özsümer’den önce, Kırmızı-Beyazlı ekipte Veysi Olgun, Halil Türe ve Zeki Erken’i kaybetmiştik.
Hafta sonu da TPAO’nun ilk Sosyal İşler Amiri ve Batman’ın ilk futbol hakemlerinden Yalçın Çetinel de yaşama veda etti.
Uzun süredir memleketi Kırklareli’ye yerleşen Çetinel, 1974’te ‘Kuma’ filminin çekildiği Batman’da o dönemin ünlü sanatçıları Fatma Girik ve Hakan Balamir’den de övgü dolu sözler almıştı.
O Batman’ın turizm elçisi gibiydi.
Spor ve sanata değer veren o güzel insan Çetinel’e Allah’tan rahmet diliyoruz.
Yukarıda isimlerini saydığımız Kırmızı-Beyazlı ekibin fedakâr futbolcuları bu kulübün sevilen birer sembolüydüler.
‘Ben Petrolspor formasını sırtımda değil, başımda taşıdım’ diyen, hayatı futbol içinde kurulmuş Sedat Özsümer Ağabey’in futbol kariyeri bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
Onlar, Site Mahallesi’ndeki emektar sahanın toprak zemininde çivili krampon ile formasını terden sırılsıklam ederek oyunlarının hakkını ödemişlerdi.
65 Yıllık kulübün ilk kaptanı Celal Güzelses’in torunu Erdem Güzelses, Muzaffer Koyuncu, Nihat Tan, Salih Eren ve Elazığlı kaleci Münir’in öykülerini bu sütunlarda anlatmak kolay değil elbet.
Ama çocukluğumuzda o rüya takımda futbolcular kadar bir o kadar da Kırmızı-Beyazlı ekibin yöneticileri de birer efsaneydi.
Mehmet Yamaç’tan Ata İnci’ye, eski teknik direktörlerden Uğur Yıldırım’dan Mehmet Kargılar’a, Aydın Tohumcu’dan daha isimlerini sayamadığımız Kırmızı-Beyazlı ekibin aramızda olmayan diğer fedakâr masör ve futbolcularına kadar emeği geçenleri rahmet ve saygıyla anıyoruz.
Sedat Özsümer, Feridun, Halil ve Veysi’nin Kırmızı-Beyazlı formayı giydikleri müsabakalarda o amatör ruh her şeye yetiyordu.
O dönemler futbolda tatlı rekabet vardı.
TPAO’nun emektar stadındaki siyah-beyaz karelerini bol bol gördüğümüz Sedat Özsümer ile Batman’ın ilk futbol hakemi Yalçın Çetinel’e Allah’tan rahmet diliyoruz.
Bu efsane futbolcuların ve daha önce belirttiğimiz Batman’ın gelişmesine katkısı olan kişilerin isimlerinin Batman’ın muhtelif cadde ve sokaklarında yaşatılması tek isteğimiz.
Tabii ki en başta Batman eğitiminin öncülerinin isimlerinin hak ettikleri değeri görmesi dileğiyle.