Geçen sene olduğu gibi bu sene de Diyarbakır’da kutlanan Newroz bayramına Abdullah Öcalan’ın barış içeren mesajı damgasını vurdu. Milyonlarca insanın beklediği ve yüz binlerce insanın Diyarbakır Newroz alanında karşıladığı mesajı Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder okudu. Kürtçe ve Türkçe okunan mesajın muhatapları da mesajın okunduğu dillerin sahipleriydi.
Geçen seneki newrozda açıklanan barış süreci ve ateşkesin bundan sonra da atılan adımlara göre belirleneceğini üstü örtülü olarak aktaran mesajda karşılıklı güven ortamının ve testlerin denendiği ve başarıyla tamamlandığı bundan sonraki süreç için de yasal prosedürün hazırlanması gerektiği talep edildi.
Türkiye halklarının sürekli darbelerle uğraşmak veya radikal demokratik adımlar atmak arasında bir tercih yapma zamanının geldiğini belirten Öcalan bu konuda da duyarlılık istedi.
Mesajın tamamı incelendiğinde ise ulaşılan sonuç oldukça önemli. Çünkü Öcalan barış sürecinde muhatap olduğunu bir yıllık pratikle ispatlamış olduğunu aktarıyor. Hükümetin sürecin ilerlemesi konusunda gevşek davrandığını ve işi zamana yaymaya çalıştığını vurguluyor. Bu sebeple de işin ciddiyetinin kavranılması gerektiğini hatırlatıyor.
Öcalan aslında özetle işler bazı aksilikler ve aksaklıklara rağmen iyi gittiğini vurguluyor ve bundan sonra ikinci aşamaya geçilerek müzakerelerin resmen başlatılmasını istiyor. Bunun için de yasal zemin arıyor.
HÜKÜMET NE DURUMDA?
Öcalan her ne kadar çözüm sürecinin ağır aksak yürümesinden yakınmakta olsa da hükümet kanadı açısından işlerin öyle kolay olmadığını da unutmamak gerekiyor. Müzakerelerin başlaması için gerekli yasal düzenleme ise eğer MİT yasası meclisten geçse hazırlanmış olabilir. Ancak bundan daha önemli olanın ise bugün gelinen koşullar. Mevcut durumda Öcalan ile görüşmelerin BDP ve HDP lider kadroları tarafından gerçekleştiriliyor olması, kandile mesajların bu kanallar kullanılarak ulaştırılması, Öcalan’ın mesajlarının alanlarda okunuyor olması, KCK davasından tutuklu bulunanların büyük bölümünün bırakılmış olması gibi konularda gösterilen hassasiyetlerin göz ardı edilmemesini düşünüyor. Hükümet her ne kadar Kürt kanadı tarafından yeterli görülmüyor olsa da demokratikleşme paketini oldukça önemli bir adım olarak görüyor.
Son dönemlerde uğradığı sabotaj ve saldırıları veya komplo ve darbe teşebbüslerini Barış sürecine yönelik saldırılar olarak da yorumlayan hükümet kanadı Kürt sorununun çözümü konusunda oldukça önemli adımlar attığı düşüncesinde. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay’ın biz bu ateşi söndürmeye çalışıyoruz açıklamaları da bu konudaki kararlılık olarak gösteriliyor.
Netice itibariyle her ne kadar atılan adımlar hükümet kanadı tarafından önemli ve tarihi adımlar olarak görülmekte ve Kürt kanadı için ise yetersiz olduğu vurgulanmakta ise de görünen odur ki her iki taraf da barış sürecinin sürdürülmesi konusundaki kararlılığını sürdürme gayretinde.
Güneyde Irak ile Kürdistan federal hükümetinin durumu, Güneybatıda Kürtlerin özerk yapısı ile Suriye’nin durumu gözönüne alındığında Türkiye’de uygulanacak olan demokratik bir modelin oldukça önemli siyasal gelişmelere neden olabileceğini de hesaba katmak gerekiyor. Öcalan modelinde halkların kardeşliği ve özerk bir yönetim yapısı ön planda tutulduğuna göre Türkiye’nin bölünmesi gibi bir tehlike de ortadan kalkmış oluyor. O halde yeni formül bölünmeyen bir Türkiye ve özgür olan Kürtler konsepti üzerine kurulmuş oluyor. Bu durumda radikal demokrasinin devreye girmemesi için de bir neden görünmüyor zaten. Radikal demokrasi sürecin ilerlemesini de hızlandıracaktır. Tabi dozajı iyi ayarlanmazsa sürecin tıkanmasına da neden olabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekiyor.