ÖCALAN İLE GÖRÜŞME

Abone Ol
 
Gazete köşelerini tutan yazarların ve Televizyon habercilerinin peşinde oldukları ve köşelerini ayırdıkları “Devlet- Öcalan görüşmeleri” son haftanın önemli gündem maddelerinden biri. Konuya duyarlı ve ilgili hemen hemen tüm kesimlerin büyük bir dikkatle izledikleri ve yorumlar yaptıkları bir konu, Öcalan ile görüşme konusu.
Türkiye’de Kürt sorunun çözümü konusunda mihenk taşlarından birisi de şüphesiz Abdullah Öcalan’dır. Onun içinde bulunmadığı bir süreç ile barışa gitmenin, çözüme ulaşmanın mümkün olmadığın bu meseleyi yakından takip eden herkes çok iyi bilmektedir.
Bu durumu halkın ona duyduğu güvenden kaynaklandığını belirtmekle izah etmek mümkündür. İçinde bulunduğumuz koşullarda ve şartlarda tutsaklığına ve izole edilmişliğine rağmen herkesin dediklerine onay verebileceği tek kişi o. Bu diğer unsurların ve kişilerin sözlerinin geçmediği, dediklerini yapmadıkları veya yapamadıkları anlamına gelmez. Ancak şurası kesinlikle belirtilebilir ki genelin üzerinde etkili olacak tek etkili güç Abdullah Öcalan’dır.
Kürt tarafında siyaset yapanların belirlenmesinde, legal veya illegal siyasetin dizayn edilmesinde, geliştirilecek Ulasal ve uluslar arası ilişkiler boyutunda, Çatışma şekillerinin ve alanlarının belirlenmesinde etkili olan birçok kişi ve kesimin varlığına rağmen Abdullah Öcalan genel temsiliyeti ve kapsayıcılığı kişiliğinde birleştirmiş görünüyor.
Bu nedenle Kürt sorunun çözümü konusunda kendisi ile yapılan görüşmelerin olumlu olduğunu belirtmek gerekir.
Ancak?
Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler diğer tarafların da bilgisi ve görüşleri ile bütünleştirilmiyorsa mevcut durumun sürdürülmesi durumunda farklı gelişmelerin olabilmesi olasılığını da hesapta tutmanın yararlı olacağını düşünüyoruz.
Çünkü sorunun tarafı Kürtlerin ta kendisidir. Bu nedenle de halkın olup bitenden asgari oranda bile olsa haberdar olması ve olup bitenler konusunda kani olması gerekir. İmralıya giden bütün yolların kapalı olduğu bir ortamda sadece başbakanın, danışmanının ve diğer zatların görüşmeler devam ediyor demelerinin umut verici olmasına rağmen yeterli olmadığını belirtmek gerekir.
Neden mi?
Çünkü Öcalan’ın “evet” dediği kararların tüm kesimlerce kabul edilmesinin tek yolunun halkın kararı ve baskısı olacağı gerçeği var. Bunca acıyı çeken öğenin habersiz bırakıldığı bir ortamda geliştirilecek diyalogların belirleyici kişi ile yürütülmesi durumunda bile ortaya çıkabilecek kuşkuları gidermenin yolu aradaki kapalı kapıları açmaktan geçmektedir.
PKK’dan küsmüşler ile PKK içindeki küskünlerin, Legal alandaki küskünler ile Legal partiden küsmüş olanların, Canı yanmış olanlar ile haksızlığa uğramışların bu durumlarından vazgeçmelerini önerebilecek ve kabul ettirtebilecek durumda olan kişini barış konusunda adım atmasının aynı ağırlıkta önem arz ettiğini belirtmek gerekir. Böylesi bir kararı verecek olan Öcalan bile olsa halkın nabzını ölçeme ve öğrenme ihtiyacı hissedeceği açıktır. Bunun da bütün iletişim kanallarını kapatılması ile gerçekleşemeyeceğinin bilinmesinde fayda vardır.
Legal siyasal alandaki kadroların içeriye tıkılması ile ortaya çıkan sessizliği başarı olarak görme yerine var olan gücün illegaliteye yönelmeye yol açtığını veya açacağını ihtimal dışı görmemek gerekir.
Bu nedenle kim karar veriyorsa bu kararını çabuk vermeli ve kapalılık gizeminin kapağını açmalı. Barış umutları zayıflamaya başlarsa artık kimsenin kimseyi dinlemek gibi bir duruma kalmaz. Durum bu kadar basit.