10-15 Yıl öncesine kadar akarsuyun etrafındaki o dehşet tablonun sararmış fotoğrafları arşivlerimizdeki yerini koruyor. Son yıllarda o bölgede hayata geçirilmek istenen projeler, biraz da olsa insanı umutlandırıyor. Yıllardır süregelen çevre olumsuzluğu yaratan o alanda şimdi farklı projelerden söz ediliyor…
KÖYÜN HEMEN KIYISINDA DEVASA KUM OCAKLARI
Geçenlerde Sera Organize Sitesi’nin yapılacağı Kocalar köyüne yolumuz düştü.
Çay yatağı ile köy arasında 5-10 katlı apartman yüksekliğindeki devasa kum yığınları korkunç bir manzara oluşturmuştu.
Ayrıca atıklar ve kirlilik yıllardır kimsenin umurunda olmamış.
Ne yazık ki bu alanda sorumlu olan hiçbir kurum ve kuruluş, yıllar öncesinde birikerek gelen çevre sorunlarına karşı önlem alıp sorumluluğunun gereğini yapmamıştı.
Batman’a çok yakın bir alan.
Yıllar önce Diyarbakır il sınırları içinde kaldığı için bu acı alanı kimseler görememişti, belki de görmezden gelmişlerdi.
Yıllar öncesinde de az da olsa Batman sınırları içindeki bölgeye “Aman dikkat. Akarsuyumuz kirleniyor, atıklar içtiğimiz suya karışıyor” diye başlıklar atıp uyardığımız oluyordu.
Bugün yazılanları, yapılmaya çalışılanları gördüğümüzde, iyi ki 15-20 yıl önce bu manşetlerle uyarımızı yaparak ilgili ve yetkili mercileri uyarmışız diyoruz.
Şimdi Batman Çayı yatağı yeni projelerle gündemde.
Gerçi tek tük kum ocakları, bims-briket imalathaneleri var ama tahliye edilmeleri için o tesislere bir süre tanınmış.
Herkesin yararlandığı su artık kirlettirilmemeli.
Şehre kirlilik yayan tesislere görevi gereği kimsenin göz yummayışı sevindirici.
KOLAY DEĞİL AMA…
Batman Çayı havzasında çevre kirliliğine yol açan tesisler için Vali ve Belediye Başkanvekili Ekrem Canalp gerekli adımları atmıştı.
1000 dönümlük alanı kapsayan Kocalar köyü yakınındaki alan çevresinde kum ocakları da var.
Bu tesislerin sahiplerine de bir süre tanındı.
Artık bu akarsu yatağında kirliliğe yol açan tesis sahiplerine “Şehir merkezinden uzak durun” talimatı da veren Vali ve Başkanvekili Canalp gayet kararlı görünüyor.
Hemen her basın toplantısında Vali Canalp, çay yatağında kirliliğe neden olan tesislere Batman Barajı’na doğru alanda yer verdiklerini de hatırlatıyor.
Evet, Batman Çayı hepimize emanet edilmiş büyük bir hazine.
Sadece Vali Canalp’ın bu hazineyi tek başına koruması çok zor.
Kuşkusuz, bizlerin de el birliğiyle temiz bir Batman için destek olmamız gerekiyor.
Batman Çayı’nın suyunu içen, değerini bilen herkes o çay yatağının korunmasının bilinciyle hareket etmeli.
Bu şehrin su kaynağı, gelecek nesillere bırakılacak belki de en kıymetli miras olacaktır.
Sadece birkaç yöneticinin başlattığı bu çalışma; bu kentte soluk alan ve bu şehrin suyunu içen herkesin bu mücadeleye katkısı olmalı diyoruz.
Yarım asır önce kurşuni renkte akan Batman Çayı’nın şimdiki manzarasının yorumunu siz değerli okurlara bırakalım.
Artık bu şehrin akarsuyunun manzarası değişmelidir.
Unutmayalım; Batman Çayı suyu azaldı ve kirlendi diye de şimdiden Silvan Tüneli’nden Batman’a su taşınacağını hatırlatalım.
***
ANILARLA YAŞAMAK
Petrol-İş Sendikası Batman Şube Başkanı Lokman Akkuş ile geçen gün koyu bir sohbetteydik.
70 Yılını deviren ve işçi örgütlenmesinde büyük rolü olan Petrol-İş Sendikası Batman Şubesi’nin başındaki genç sendikacı Akkuş ile sohbetimizin büyük bölümü bu şehrin ilk petrolcüleri ve sendikacıları üzerineydi.
“Sana Raman Güllük Gülistanlıktır Diyemem” adlı kitabımı armağan ettiğim genç sendikacı Akkuş anlattı, ben dinledim:
“Ağabey, biz henüz okuyorduk. Siz eski Tekel Caddesi’nde el dizgisi ve kol pedalıyla gazete çıkardığınızı dün gibi hatırlıyoruz. Biz çok küçüktük ama yolumuz çarşıya düştüğünde mutlaka Çağdaş gazetesinin camlarına asılan gazeteyi okur, öyle okulun yolunu tutardık. Sizler zor şartlar altında gazetecilik yaptınız. Yıllarınız bu meslekte geçti. İyi ki varsınız.”
Sonradan sözü ilk sendikacı ve ilk petrol emekçilerinden açan Akkuş, son eserimi eline aldı.
Batman’ın 71 yıl öncesinde Parsons şirketi temsilcisi Ahmet Neyzi’nin Batman fotoğraflarına bakakaldı Akkuş:
“İluh’tan çekilen Batman Ovası’nda 150-200 kerpiç ev, tarihi gar ve ülkenin ilk rafinerisi dışında Batman diye bir şehir yok. Bu fotoğraf karesi nereden nereye geldiğimizi gösteriyor. 14 öyküyü içeren bu yapıtta yine petrolcülerin ağırlıklı hayat hikâyesi işlenmiş. Bu eseri şimdiki petrolcü kuşağın da bilmesinde yarar var. Sizden öğrenmemiz gereken çok şey var. İyi ki böyle anlamlı eserleri bizlerle buluşturuyorsunuz. Batman’ı var eden petrolün bulunmasında büyük emeği olan o güzel insanları rahmet ve saygıyla anıyoruz. Bu eserden bizim sendikacılarımızın da öğreneceği çok şey var” dedi.
Biz de yeni kuşak petrolcülere böyle bir kitabı sunabilmenin gururunu yaşadık.
Koyu sohbetten sonra Lokman Akkuş Başkan’a teşekkür ederek mutlu bir şekilde ayrıldık.