Pazartesi günü yeni otogar yanındaki Newroz alanının kapasitesi konutlarına ağırlamaya yetmedi. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da konuşmacı olarak katıldığı Newroz kutlamaları görkemli geçti. Konuşmacıların konuşmaları pek yabancısı olduğumuz konular değildi. Seçim sürecinin yaşandığı bir dönemde kutlanan Newroz bayramında konuşmacıların değindikleri konuların bu yönlü olmasına da doğal karşılamak lazım.
Bu yıl kutlanan bayramın daha farklı bir ortamda kutlandığını belirtmek gerekiyor. Geçen sene 21 Martta imralı’dan gönderdiği mesajla barış sürecini başlatan Abdullah Öcalan bu yıl yine alanlardaydı. Hem de dev posterleriyle. Bu yıl 21 Martta Diyarbakır’da kutlanacak olan bayramda açıklayacağı mesajla da sürecin ilerlemesine katkı sunması beklenmektedir.
Hava koşullarının kötü olmasına rağmen vatandaşların kutlamalara göstermiş olduğu ilgi oldukça yüksekti. Ancak bu günlere kolay gelinmediğini de bilmek gerekmektedir.ÇünküÜlkemizde Newroz kutlamaları trajikomik bir tarihsel sürece sahiptir. Tıpkı diğer konularda olduğu gibi ilk kutlama girişimleri red etmekle karşılandı. Newroz kutlamaları devlete karşı bir ayaklanma gösterisi olarak algılanmak ve algılatılmak istendi. Bu nedenle gösterilen refleks inkar ve imha yöntemi oldu. “Yoktur! Nereden çıktı” sesleri ve uygulamaları ile bastırılmaya çalışıldı. Ne kadar baskı uygulandıysa Newroz kutlamaları o kadar ilgi uyandırmaya başladı. Halkın ısrarlı taleplerine karşı çıkar yol bulamayan yönetimler sonunda baskıların fayda etmediğini anlayıp Türkiye’de “Nevruz” kutlamalarının aslında tarihimizde var olduğu kanaatine vardılar!
Binlerce yıl orta Asya’da kutlanan Nevruz bayramını keşfettiler ve renkli yumurtaların tokuşturulması ile kutlamaları başlattılar. Bu uygulama ile her ne kadar Nevruz kabul edilmiş olsa da ülkenin batı yakası ile doğu yakasında kutlanan bayramlar arasında farklılıklar kendini yaşatmaya devam etti. Batıda devlet erkânının öncülük ettiği “Nevruz” Doğu da ise Kürtlerin öncülük ettiği “Newroz” bayramlarını kutlamaya devam ettik.
Devlet ve temsiliyeti bahar şenliği olarak gördüğü Nevruzu kutlarken, Kürtler Kawa ruhu ile direniş destanı olarak gördükleri “Newroz’larını” kutlamayı sürdürmeye devam ettiler. Bu nedenle de elbette büyük bedelleri ödendi. 1991-92-93 Newroz’larını hatırlayanlar Şırnak’ta, Cizre’de, Diyarbakır’da, Batman’daki uygulamalardan sonra bugünlere nasıl gelindiğini de çok iyi bilmektedirler. Newroz alanlarda çatışmaların ve ölümlerin adı olmuştu.
Aradan geçen bunca çatışmalı süreçten sonra gelinen nokta artık adına ne derseniz deyin 21 Mart kutlamalarının ülkemizde kutlanması olağan hale gelmiş olan bayramdır. Özellikle son süreçle birlikte artık Newroz çatışmaların değil Barış mesajlarının halka anlatıldığı anlamlı günler haline geldi. Sadece 21 Marta özgü olmasına rağmen bir haftaya yayılan kutlama etkinliklerinin olaysız geçmesi ülkenin barış sürecine de büyük bir katkı sunacaktır.
Bu sene kutlanacak olan Newroz bayramında gözler ve kulaklar İmralı’dan gelecek olan barışın yol haritasında olacaktır. Bu yol haritası aynı zamanda barışa gidecek olan, ülkeyi ve halkları refaha götürebilecek bir içerik taşıma ümitlerini de barındırmaktadır. Bu nedenle bu yılki kutlamalar sürecin devamı için ayrı bir öneme sahiptir.
Batmanda Newrozu 17 Martta yani asıl kutlama tarihinde 4 gün önce kutlamış olduk. Halkın katılımı, Devletin yaklaşımı oldukça yerindeydi. Ne etrafta polisin yoğunluğu vardı ne de alanda vatandaşlarda gerginlik. Dağılma esnasında bir grubun Toma’larla karşılaşması ise olağan hale gelen uygulamalardandı.
Bu vesile ile bir hatırlatmada bulunmayı da görev biliyoruz. Olumlu geçen etkinliklerden sonra dağılma esnasında bazı grupların çıkarmaya çalıştıkları çatışmaları onaylamadığımızı ve halk tarafından da benimsenmediğini belirtelim. Alanda yaşanan alanda kalmalı ve alanın dışına taşmalı diye düşünüyoruz. Herkesin newrozunu da kutluyoruz. Newroz pîroz be.