Liderlik ve yöneticilikte başarının sırrı, sonunu düşünerek işe başlamaktır. “Sonunu düşünerek işe başlamak, varacağınız yeri iyice belirleyerek işe başlamak demektir. Şu anda nerede bulunduğunuzu, daha iyi anlamak ve attığınız adımların her zaman doğru yönde olmasını sağlamak için, nereye gittiğinizi bilmektir.”1
“Lider ve yöneticileri bekleyen tuzaklardan biri de etkinlik tuzağına düşmek, yaşamın hareketliliğine kapılmak, başarı merdivenini tırmanmak için çaba üstüne çaba harcayıp sonunda merdivenin yanlış duvara dayalı olduğunu anlamak inanılmayacak kadar kolaydır. İnsan çok çalışabilir, didinip durabilir, ama pek etkili olmayabilir.”2
Eğer merdiven doğru duvara dayanmamışsa, attığımız her adım bizi hızla yanlış yere götürür. Her lideri bekleyen tehlikelerden biridir, merdiveni doğru duvara dayamamak.
Statükoculuk, her değişimin önündeki en büyük tehlikedir. Alıştıkları düzenin bozulmasından endişe edenler, bu değişimi tersine çevirmek, olmazsa değişimi geciktirmek veya hedefinden saptırmak için her türlü yolu deneyeceklerdir.
Değişim ve dönüşüm her kurumda sancılı olur. Değişimi istemek kadar değişim sürecini yönetmek de varılmak istenilen hedeflere ulaşmada önemli bir etkendir. Örgütünüzdeki kişilerin kapasite ve değişime bakış açılarını anlamadan onları değişim karşıtı olarak değerlendirmek bu kişilerin verimsizleşmesine neden olabileceği gibi lidere karşı da güvensizlik ortamının doğmasına neden olabilecektir.
Vizyon sahibi olmak, olaylara geniş açıdan bakmak, küçük işleri büyük hedefin parçaları görmek, küçük sorunları çözdükçe hedefe ulaşmak için çabalamak demektir. Küçük sorunların çözümünde başarı gösteremeyenler büyük sorunlar karşısında bocalayıp yılgınlık gösterecekleri muhakkaktır.
“Yöneticilik, taban çizgisinde bir odak noktasıdır. Bazı şeyleri en iyi nasıl başarabilirim? Liderlik ise tavan çizgisiyle ilgilenir: Başarmak istediğim şeyler nedir? Yöneticilik, işleri doğru yapmaktır. Liderlik ise doğru olanı yapmaktır. Yöneticilik başarı merdivenini tırmanma becerisidir, liderlik ise merdivenin doğru duvara dayalı olup olmadığını belirler”3
Lideri başarılı kılan en önemli faktörlerden biri de takım çalışmasını ön plana çıkararak “ben” den “bize” doğru yol almaktır. Yapılan projeler takımdaki “ben” leri ortaya çıkarmayı hedefliyorsa, çalışmalardan beklenen hedefe ulaşılmayacağı apaçıktır. Kendinizin yaptıklarını çok önemseyip başkalarının yaptıklarını görmezden gelmek, kurumun başarısını hiçe sayarak ön plana kendinizi çıkarmayı amaçlamaktır.
Aynı şekilde yürütülen projelerde hedef toplum, öğrenci ve öğretmenden ziyade popülizm ise, yapılan her şey sizin gölgenizde kalmaya mahkumdur. Popülizm size kısa sürede bir şeyler kazandırsa da uzun vadede sizinle beraber kurumunuzu da başarısızlığa sevk edecektir.
Çıplak gözle baktığımızda birer eğitim lideri olması gereken kurum yöneticilerimiz, yönetici olarak kalmakta ısrar etmekte, bulundukları konum güçlü bir liderliği gerektirdiği halde kendilerini aşma ve örgütlerine liderlik etme konularında isteksiz davranmaktadırlar.
“Etkili liderlik olmaksızın verimli yöneticilik, bir kişinin tabiriyle “Titanic” gemisinin güvertesindeki şezlongları düzeltmeye benzer. Hiçbir yöneticilik başarısı, liderlikteki başarısızlığı dengeleyemez. Ancak liderlik zordur, çünkü çoğu zaman, bir yöneticilik paradigmasına takılıp kalırız.”4
Eğitim sistemimizin, kurum idarecilerimizin, okullarımızın güçlü bir liderlik vizyonuna ihtiyacının olduğu muhakkaktır. Ancak vizyon sahibi liderler sayesinde gençliğimizin ihtiyaç duyduğu dinamizmi yakalayabilir, 21. Yüzyılın ufuklarına kanatlanabiliriz.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, R.Covey, Stephen, s.111
A.g.e ,s.111
A.g.e s.114
A.g.e ,s.115