MİLLETVEKİLLERİMİZİ DİNLERKEN

Abone Ol
Son bir hafta içinde Referandumun hayrına olsa gerek, milletvekillerimizi aramızda bulma fırsatını bulduk. Daha doğrusu aramızda bulmaktan ziyade konuşma ve gelişmeler konusunda fikirlerini anlama ve öğrenme şansına nail olduk.
Bizi ilk ziyaret eden milletvekilimiz Ahmet İnaldı. Ahmet İnal ile uzun süredir sohbet etme fırsatı yakalayamamıştık. Gazete ve İHD ziyaretlerinde görüşlerini öğrenme fırsatı bulduk. Doğaldır ki bölgedeki insanlar olarak sözün neresinden başlarsak başlayalım dönüp dolaştığımız ve sonuçta vardığımız nokta “Kürt sorunu” olmaktadır. Bu görüşmelerde de başlangıç noktamız bu mesele oldu. Bu mesele olduğu sürece yapılan diğer işlerle ilgilenmek pek mümkün olamıyor maalesef. Örneğin geçen gün hava alanımızın apron inşaatı tamamlanarak hizmete girdi.42 Milyar TL’ye mal olan dev bir yatırım bu. Üstelik kentimizin ülke ve dünya ile bağlantısını rahatlatacak bir yatırım ancak referandum, ateşkes ve operasyonlar can alıcı olduğundan dolayı bu meseleye yeterince yer veremedik.
Çevre yolunu ihalesi yapılacak kent içinde geçen ana yol şehir kenarına alınacak ama önceliklerimiz bunu da görmemizi engelliyor bu nedenlerle bizde Kürt meselesinden konuya girmeyi uygun gördük.
Bu görüşmede beni etkileyen unsur Ahmet İnal Beyin Kürtçe konusunda söyledikleri oldu. Konuşmasında çok anlaşılır ve sade bir Kürtçe kullanan inal, dil konusunda da;”bir milleti millet yapan dilidir” demekteydi. TRT 6 yayınlarının Kürdistan federe yönetiminden izlenmesi için talepler aldığını da belirten milletvekilimiz, referandum sürecini değerlendirirken de “aslında bu seçimin adı referandum’dan ziyade hesap sorma seçimidir” diyerek destek çağrısında bulunuyor.
Anayasa değişiklik paketinin Kürtler için çok mühim olduğunu belirterek Boykot kararını anlamakta güçlük çektiğini belirtiyordu. Kürt sorununda şiddetin ve çatışmaların sona ermesi gerektiğin belirten İnal yeni bir anayasa yapmanın da gerekliliğini vurguluyordu.
Dünya barış günü münasebeti ve mitingi nedeniyle de BDP milletvekillerimiz Bengi Yıldız ve Ayla Akat Ata ile de görüşme ve görüşlerini öğrenme şansına sahip olduk.
Bu vekillerimize de sorulan soru neden Boykot sorusu oldu.
Vekiller konuyu Kürtler açısından değerlendirdiklerini belirterek bu pakette Kürtleri muhatap alan bir unsurun bulunmadığını, görüşmeler sırasında kendi fikirlerini hükümet kanadı ile paylaştıkları halde her hangi bir fikirlerinin dikkate alınmadığını, kendilerini tanımayan bir paket için, fikirlerini yansıtmayan bir değişiklik için taraf olmayacaklarını belirttiler. Anayasa değişiklik paketinin özünde bir değişiklik sağlayamadığını ve Kürt sorununu çözmekten uzak olduğunu belirten vekiller Boykotun bu kadar konuşuluyor olması bile boykot kararının doğru olduğunu göstermektedir şeklinde fikir beyan ettiler.
Milletvekillerimizle yaptığımız görüşmelerden sonra ortaya çıkan görüşler özetlersek şu tespitlerde bulunabiliriz.
AKP yapılan referandum değişiklik paketinin Kürtlerin sorunlarını çözüm noktasına yardımcı olabileceği kanaati taşıyor. Bu nedenle Boykot kararının hayır cephesi ile aynı anlamı taşıdığını öngörüyor ve anlam veremiyor. Paketi 12 Eylül ile hesaplaşma mantığı gibi hassas bir mantığa dayatarak Kürtlerin bu konudaki duyarlılığını yanlarına çekmeye çabalıyor. Böyle düşündüğü için de Bugüne kadar olup bitenden en fazla zarar gören Kürtlerin Boykot kararını anlayamıyor.
BDP ise olaya başka cepheden bakıyor. Birincisi Referandum paketini 12 Eylül ile mücadele kılıfına sokulmasını doğru ve samimi bulmuyor. Bunun bir aldatmacadan ibaret olduğunu düşünüyor ve bugüne kadar AKP’nin bu konuda adım atmamış olmasını örnek gösteriyor. İkincisi Anayasa değişikliğinin bölümler halinde gerçekleştirilmesini yeterli bulmuyor. Bu tür değişikliklerin çare olmadığını aksine anayasayı güçlendirdiğini düşünüyor. Bu nedenle yapılan değişikliklerin ihtiyacı giderecek değişiklikler olmadığını ve yetersiz kalacağını belirtiyor.
Üçüncüsü Anayasal vatandaşlık kavramı başta olmak üzere Kürtlerin kendileri içinde buldukları bir değişikliğin söz konusu olmadığını, Anadil ve eğitim konularında bir düzenleme içermediği ve yeni bir anayasa yapılması gerektiği gerçeğiyle hareket ederek söz ve karar sahibi olmadığımız bir yapı konusunda taraf olmamız beklenmemeli diyorlar.
Sonuç olarak Bölgenin referandumdaki renginin boykot ve evet’ten ibaret olacağı net olarak görünüyor.Hayırcı cephenin bu bölgede etkili bir sonuç alacağı beklenmemektedir. BDP yüksek oranlı bir Boykot AKP ise koparabildiği kadar oyu koparma peşinde olacaktır. Bu da insanları sandığa yönlendirme ile gerçekleşecektir. AKP biliyor ki sandığa giden evet diyecek BDP ise sandığa gitmemeyi öneriyor.