4 Mayıs Dünya da kara mayınlarına karşı bilinç oluşturma ve mücadele günü olarak kutlanıyor. Dünyadaki en büyük tehditlerden biri olan antipersonel kara mayınları hedef gözetmeyen bulunduğu yerde 75 yıl boyunca öldürmek için bekleyen korkunç bir silah. Kısacası bilerek veya bilmeyerek bu silahın bulunduğu alana giren her canlı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Dünyada her yıl 15–20 bin kişi mayınlar nedeniyle ya yaralanıyor ya da sakat kalıyor. Türkiye’de her üç günde bir, bir kişi mayın patlaması nedeniyle ya sakat kalıyor ya da yaşamını yitiriyor. Türkiye’de 1950-1955 ve 1984–1994 yılları arasında toprağa 1 milyon mayın döşendi. Depolarda ise imha edilmesi gereken 3 milyon mayın bulunuyor. Türkiye, anti-personel kara mayınlarının temizlenmesi için 12 Mart 2003’te Ottowa Sözleşmesi’ni (Mayın Yasaklama Anlaşması) imzaladı.1 Mart 2008 stoklardaki mayınların imhası için son tarihti. Ancak stoklardaki mayınların imhası hala tamamlanmadı.1 Mart 2014 toprağa döşeli mayınların temizliği için son tarih. Ancak hala temizlik için adım atılmadı.
Türkiye uluslar arası yükümlülükleri çerçevesinde Kanada’nın Ottowa kentinde imzalanan sözleşmeye imza atan ülkelerden birisi ancak imza atmasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmedi. Hala depolarda ve araziye döşenmiş vaziyette milyonlarca kara mayını ölüm kusmak için sinsice bekliyor. 1 Mart 2014 tarihi kara mayınlarının temizlenmesi için son tarih olmasına rağmen gerekli adımlar atılmadı. Bu nedenle Mayınsız Bir Türkiye Girişimi 4 Nisanda yaptığı eylem ve etkinliklerle ülke yönetiminde sözünü tutması çağrısında bulundu.
15.03.2003 tarih ve 25049 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4824 sayılı kanuna göre Türkiye’nin sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Çünkü Kısaca “Ottawa Sözleşmesi” olarak da bilinen "Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme", 4 Aralık 1997 tarihinde Ottawa’da (Kanada) imzaya açıldı, 1 Mart 1999'da yürürlüğe girdi. Türkiye Sözleşme'ye 2003 yılında taraf oldu. Sözleşme Türkiye açısından 1 Mart 2004'de yürürlüğe girdi.Sözleşmenin giriş bölümünde şu bilgi ve belirlemelere yer verilmektedir;Taraf Devletler,Her hafta çoğu masum ve korunmasız sivillerden ve özellikle çocuklardan oluşan yüzlerce kişiyi öldüren veya sakat bırakan, ekonomik kalkınmayı ve yeniden yapılanmayı engelleyen, mültecilerin ve iç göçe maruz kalmış kişilerin yurtlarına dönmelerine manî olan ve yerleştirildikten sonra yıllarca diğer vahim neticeler yaratan anti-personel mayınların neden olduğu acılara ve kayıplara son vermeye kararlı olarak,Dünyanın her tarafında yerleştirilmiş bulunan anti-personel mayınların kaldırılması mücadelesine etkili şekilde ve eşgüdüm içerisinde katkıda bulunmak için ellerinden gelen azamî gayreti göstermenin ve bunların imhasını sağlamanın gerekli olduğuna inanarak,Mayın kurbanlarının, sosyal ve ekonomik bakımlardan yeniden uyum sağlamaları dahil, bakım ve rehabilitasyonlarına yardım etmek için ellerinden gelen azamî çabayı harcamayı arzu ederek,Anti-personel mayınların tamamen yasaklanmasının aynı zamanda önemli bir güven artırıcı önlem olacağını kabul ederek,Aşırı Derecede Yaralayıcı ve Ayırım Gözetmeyen Etkileri Bulunan Belirli Konvansiyonel Silahların Kullanımının Yasaklanması veya Kısıtlanması Sözleşmesinin 3 Mayıs 1996 tarihinde tadil edilen Mayınlar, Bubi Tuzakları ve Diğer Teçhizatın Kullanımının Yasaklanması veya Kısıtlanması hakkındaki Ek Protokolünün kabul edilmesini memnuniyetle karşılayarak ve henüz onaylamamış bulunan bütün Devletlere en erken zamanda bu Protokolü onaylamaları için çağrıda bulunarak,Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun, bütün Devletleri anti-personel kara mayınlarının kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması için etkin, hukukî bağlayıcılığı olan uluslararası bir anlaşmayı gayretli bir şekilde takibe teşvik eden, 10 Aralık 1996 tarihli ve 51/45 S. sayılı Kararını da memnuniyetle karşılayarak,Anti-personel mayınların kullanımını, depolanmasını, üretimini ve devredilmesini yasaklamak, sınırlamak, veya askıya almak amacıyla geçmiş yıllarda alınan tek ve çok taraflı önlemlerden ayrıca memnuniyet duyarak,Anti-personel mayınların bütünüyle yasaklanması için yapılan çağrının da kanıtladığı gibi, kamu vicdanının insanî ilkelerin daha ileriye götürülmesindeki rolünü vurgulayarak ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketinin, Kara Mayınlarının Yasaklanması Uluslararası Kampanyasının ve dünyanın her yerindeki çok sayıdaki diğer hükümet dışı kuruluşların bu amaçla gösterdiği çabaları tanıyarak,Uluslararası topluluğu anti-personel mayınların kullanımını, depolanmasını, üretimini ve devredilmesini yasaklayan, hukukî bağlayıcı olan uluslararası bir anlaşma müzakere etmeye çağıran 5 Ekim 1996 tarihli Ottava Deklarasyonunu ve 27 Haziran 1997 tarihli Brüksel Deklarasyonunu anımsayarak,Bütün Devletlerin bu Sözleşmeye katılmaya özendirilmeleri arzusunu vurgulayarak ve bu Sözleşmenin evrenselleştirilmesinin teşviki yönünde, diğerlerinin yanı sıra, Birleşmiş Milletler, Silahsızlanma Konferansı, bölgesel kuruluş ve gruplar ve Aşırı Derecede Yaralayıcı ve Ayırım Gözetmeyen Etkileri Bulunan Belirli Konvansiyonel Silahların Kullanımının Yasaklanması veya Kısıtlanması Sözleşmesi gözden geçirme konferansları dahil, konuyla ilgili bütün forumlarda büyük bir gayretle çalışmaya kararlı olarak,Silahlı çatışmalarda tarafların savaş yöntem ya da araçlarını seçme haklarının sınırsız olmadığına dair uluslararası insanî hukuk ilkesini, silahlı çatışmalarda aşırı yaralanmaya veya gereksiz acıya yol açabilecek nitelikteki silahların, fırlatma vasıtalarının ve diğer savaş araçlarının ve yöntemlerinin kullanılmasını yasaklayan ilkeyi ve siviller ile savaşanlar arasında bir ayırım yapılması gerektiğine ilişkin ilkeyi kendilerine esas alarak,Aşağıdaki hususlarda anlaşmaya varmışlardır.