Bir dilin yaşatılmasının en önemli unsuru o dilin yazım kuralları ile birlikte öğretilmesidir. Ülkemizde uzun bir süre yok sayıldıktan sonra varlığı kabul edilen Kürt dilinin yazımının öğretilmesi ve kuralarının netleştirilmesi için büyük bir özveri gerekmektedir.
AB Ülkelerinde genelde dillerin öğretilmesi konusunda devletin katkı sunduğu gözlenmekte ise de bizim ülkemizde henüz böyle bir aşamaya gelinmiş değil. Kurs düzenlenmesi şeklinde verilen izin ve son olarak da Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde Yüksek lisans düzeyinde bir eğitim öngörülmesi ile Kürtçenin yazım dilinde de öğrenilmesi aşamalarında ilerlemeler kaydedilecektir.
Kürtçenin yazım dili olarak kullanılması Irak, İran gibi komşu ülkelerde daha yaygın ve okullarda eğitim dili olarak kullanılmakta ancak oralarda temel bir sorun kullanılan alfabenin Latin alfabesi olmaması. Bu durum dilin birliği konusunda sıkıntılar yaratmaktadır. Daha evvel Osmanlı döneminde kullanılan alfabenin Arap alfabesi olması ortaklaşmayı sağlıyordu ancak Latin alfabesine geçiş ile birlikte bu alanda bir kopma yaşanmış.
Türkiye’de Kürt dilinin serbest bırakılması ile birlikte dil eğitiminin nasıl sağlanacağı konusunda sıkıntılar baş göstermeye başladı. Devletin dil öğretimini özel girişime bırakması bu alanda ihtiyaç duyulan finansman sıkıntısını da beraberinde getirmiştir. İstanbul’da bulunan Kürt enstitüsünün dilin yapılanması ve gelişimi konusunda ortaya koyduğu gayreti göz ardı etmemek lazım. Hele bu enstitünün Zana Farkini imzası ile yayımladığı Kürtçe Türkçe sözlük bu alandaki en önemli adımlardan birisidir.
Bu çalışmadan sonra Kürt dilinin eğitim ve öğretiminin merkezi kürdi der olmaya başladı. Büyük bir özveri sergilenerek bu dernek aracılığı ile Kürt dilinin kuralları ile birlikte bir yazım dili olarak öğretilmesine bu çatı altında devam edilmektedir. Kürtçeyi burada öğrenenler kendilerini ilerleterek eğitmen statüsüne gelmekte ve dilin yazım alanında yaygınlaştırılması için çaba sarf etmektedirler.
Ancak kabul edilmelidir ki bir dilin özel eğitim kurumları aracılığı ile öğretiminin sağlanması bu imkânlarla zor yürütülebilir. Özellikle anadil eğitimi konusunun yeniden ele alınarak değerlendirilmesi ve ikinci dil olarak okullarda eğitilmesi fikri üzerinde çalışılmasının yararlı olacağını düşünmekteyiz.
Son süreçte Kürtçe yazı ve kitap yazan yazarların sayısının giderek artması da bu durumu göstermektedir. Yasaklama yönteminden ziyade sahiplenme ve yol gösterme fikrinin kuvvetlenmesi sanılanın aksine zarar yerine yarar getirecektir. İletişimin bu denli yaygınlaştığı dünyada artık yasaklamaların da pek işe yaradığını düşünmemek lazımdır.
Böylesi bir öğretim hizmetini kendine şiar edinen Kürdi Der batman şubesinin olağan ikinci kongresi geçen Pazar dernek binasında gerçekleştirildi. Kalabalık bir topluluğun katıldığı kongre başarılı geçti denilebilir. Ancak hemen belirtelim ki yeni gelen yönetimin işi sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Yönetime gelenler bir yandan dernek faaliyetlerini yürütürken bir yandan da zor koşullar altında kursiyerlerin dil eğitimini sürdürmek zorunda kalmaktadırlar. Bu da sadece yönetim kuruluna çabaları ile gerçekleştirilecek bir iş olarak başarılacak gibi görünmemektedir. Bu alana ilgi duyan bütün çevrelerin Kürdi Derin çalışmalarına destek vermeleri ve kursların sürdürebilirliğine katkı sunmalarını yararlı olacağını düşünmekteyiz.
Bu genel belirlemeden sonra yönetime seçilen Suat Çelik, Nergiz Ekinci, Ekrem Değirmenci, Tuba Taştoprak ve Akise Şimşek’e başarılar dileriz.