İki dini bayramlardan biriside Kurban Bayramı’dır.

Yarın Kurban Bayramı.

Eskiden ve günümüzde de bazı illerde devam eden bir örf ve adetimiz vardı. Kurban Bayramı’ndan bir gün önce arife günü ikindi namazı çıkışında erkekler kendi ölülerinin ve yakın tarihte ölen kişilerin mezarlarını ziyarette bulunurlardı. Mezarlık ziyareti sırasında bilen kişiler Yasin okur ve herkes ölülerinin ruhuna Fatiha okurlardı.

Erkekler mezarlıktan ayrıldıktan sonra kadınlar mezarlığı ziyarete gelirlerdi. Kadınlar mezarlığa gelirlerken elleri boş gelmezlerdi, mutlaka kutular dolu pasta, kek, şeker, kraker gibi çocukların sevdiği yiyecekleri mezarlığa gelen ve ellerinde poşetler bulunan çocuklara dağıtırlardı.

Kurban Bayramı’nın ilk günü bayram namazını kılmaya buluğ çağına girmiş erkekler büyükleriyle birlikte bayram namazı kılmaya gider. Bayram namazı bitince önce imam arkasında büyükler ve en son çocuklar hep birlikte caminin avlusunda toplanırlar. Herkes birbirinin bayramını öpüşerek kutlardı.Böylece küskünler dargınlar barışırdı. Yakın tarihte vefat etmiş büyüklerin en yakın akrabaları cami avlusunda sıraya girerek, camiye gelenler onlara başsağlığı dilerdi.

Bayram günü cami çıkışı kurban kesecek olanlar kurbanlık için aldıkları hayvanları kesmeye giderlerdi, bana göre önemli olan bu kurban etlerinin dağıtım şeklidir. Kurban etlerinin bir kısmı önce fakir ve yardıma muhtaç yakın akrabalara sonra komşulara, arta kalan olursa mahalledeki fakir fukaraya dağıtılır.

Kurban Bayramı’nın yaklaşması üzerine çoğu televizyon kanallarında kurban etlerinin çeşitli ve değişik hayır kurumlarına verilmesi yönünde reklamlar yapılmaktadır. Kendi düşünceme göre ülkemizde asgari ücretle geçinen milyonlarca işçi ve asgari ücretin altında ücret alan milyonlarca emekli dururken, bunlara kurban eti verilmesi daha uygun olur. Yurt dışına gönderilmesine anlam veremiyorum.

Yeri gelmişken en önemli gördüğüm konulardan biride çocukların bayram ziyaretlerine gidip bayram şekeri toplamalarıdır. Değerli anne ve babalar sizlere sesleniyorum; bayram sabahı çocuklarınızın eline birer poşet vererek, önce komşularınızın sonra akrabalarınızın bayramlarına ziyarete gitmelerini sağlayınız. Çocuk sosyal yardımlaşmayı, paylaşmayı ve en önemlisi de bayramı ‘bayram’ tadında kutlamasını öğrenir, birde bayram ziyaretlerinde topladığı şekerlerle sevinir ve ilk defa kendi emeğiyle emek sarf ederek bir ürün kazandığının sevincini yaşar ve gelecek bayramları dört gözle bekler.

Bugün üzülerek belirtmem gerekir ki, şehir ve apartman hayatı yaşamında bayram kutlamaları eskisine nazaran çok çok azalmıştır. Bazı şehirlerde yaşayan arkadaşlardan edindiğim bilgilere göre; bayram için aldıkları şekerleri çocuklar bayramlarına gitmediklerinden kendileri yiyormuş.

Kırsal ve örf adetlerin devam ettiği yerlerde bayramlar eskisi gibi olmasada yinede eski usullere göre kutlanmaya çalışılmaktadır. Geçen Ramazan Bayramı’nda ellerindeki poşetlerle değişik renk renk elbiseler giymiş çocuklar, bayram kutlamalarına geldiğinde kapıyı çalar ve koro şeklinde cıvıl cıvıl kuş sesleri misali ‘bayramınız kutlu olsun’ demeleri çok hoşuma gider, mutlu olurdum. Sizlerde bu duyguyu yaşamak istemez misiniz?

Şimdiden hepinizin Kurban Bayramı’nı kutlar, bayramın ülkemize ve dünyaya barış ve huzur getirmesi dileğiyle…

Kaynak: HABER MERKEZİ