2007 Yılında Tüpraş Batman Rafinerisi’nin özelleştirilmesinin ardından Batman-Hasankeyf Karayolu’nun kesiştiği Ahmed Arif Bulvarı’ndan her geçişimde büyük umutlarla izlediğim, ülkenin en eski rafinerisi Batman Tüpraş’ın ne kadar küçüldüğünü Petrol-İş Sendikası Batman Şube Başkanı Lokman Akkuş’tan öğrendiğimde adeta şok oldum.
Oysa Koç Holding 2007’de rafinerinin patronluğunu üstlenince hepimiz sevinmiştik. Koç’un uhdesinde, ülkenin ilk rafinerisine yapılmayan yatırımları Koç’un yapacağını düşünenler büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Herkes Batman Rafinerisi’ne Koç Holding’in büyük yatırımlar yapacağını düşünmüş, umuda kapılmıştı. Fakat ne yazık ki rafineride değişen hiçbir şey olmadı, aksine küçülmeye gidildi.
NEREDEN NEREYE…
Rafinerinin aydınlık saçan varlığından, onu bile aydınlatmayan bir aygıta dönüşüm hikayesini yazmak bize acı veriyor ama bir gerçeklikte karşımızda duruyor.
1955 Yılında ülkenin ilk rafinerisinin bacası tüttüğünde, sanayinin ilk temeli belki de bu topraklarda atılmıştı.
ABD Los Angeles’ten getirilen rafineri, Batman Ovası’na kurulduğunda bugünün yarım milyonluk şehri, o zamanlar 14 haneli İluh ile eski Gar çevresindeki 100 kerpiç evden ibaretti.
60-70 Yıl önce ABD’li Parsons şirketinin kurduğu rafineri 1955’te TPAO’ya devredildiğinde, çalışan petrol emekçisi sayısı 7-8 binlerdeydi.
Batman’ın yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından işçi ve yönetici burada iş bulmuştu.
Oysa 18 yıl önce diğer rafinerilerle birlikte özelleştirilen ülkenin ilk rafinerisi Batman Tüpraş’ın, Koç Holding’e geçişinde Batmanlılar neredeyse bayram yapmıştı.
Yıllarca eski ünitelerle idare edilen, tamir edile edile yamalı bohçayı andıran Batman Rafinerisi’nin Koç Holding’e geçişi büyük bir umut olmuştu.
Geçen gün Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı Lokman Akkuş’tan Tüpraş’ın son durumunu duyunca adeta şok oldum.
Kadrolu çalışan işçi sayısı 350’nin altına düşmüş.
Diğer müteahhit işçilerle birlikte çalışanların toplamı 1000’i bile bulmuyor.
Düşünün, Batman’daki bir tekstil firması bile Batman Tüpraş’tan daha fazla işçi çalıştırıyor.
Bugün Batman Rafinerisi’nin son durumundan söz etmek istiyorum.
1986 yılına kadar TPAO ile iç içe olan rafineri, Tüpraş’ın dört rafinerisiyle birleştiği dönemi bile arar olduk.
Hele hele Koç Holding, Batman Rafinerisi’ni satın aldığında daha da küçülttü.
Küçülmeyi uygun bir açıklamayla anlayabiliriz ama Batman’a ekonomik katkısının olmayışını anlayamayacağız.
Yerli petrolü burada işleyecek kükürt arıtma tesisinin olmadığı Batman’dan her gün DDY’nin vagonlarıyla Kırıkkale Rafinerisi’ne gönderilen motorin, kükürt ünitesinden geçtikten sonra tekrar o vagonlarla Batman’a gönderiliyor.
Koç Holding gibi dev bir kuruluşun burada kükürt arıtma ünitesi kurmamasına anlam veremiyoruz.
Açıkçası bunu öğrenmek istiyoruz.
Umarız yakında bu merakımızı giderecek bir açıklama elimize ulaşır.
BAZI ÜNİTELER KAPATILMAK İSTENİYOR
Yukarıda da değindik; Tüpraş Batman Rafinerisi’nde 2007 öncesinde kadrolu ve mevsimlik çalışanların sayısı 1500’lerdeydi.
Şimdilerde belki de bu rakamın yarısı kadar çalışan yok.
350 Kadrolu işçisi varmış Batman Rafinerisi’nin.
Oysa bir zamanlar Batman Rafinerisi, istihdam alanı denilecek yerlerin başını çekiyordu.
Petrol sektöründe TPAO’dan sonra en fazla işçinin çalıştığı yer Batman Rafinerisi idi.
Bu şehrin bir zamanlar sanayideki tek bacası olan Batman Rafinerisi, diğer petrol ürünleri yerine sadece tonlarca asfalt üretiyor.
Asfaltı da ülkenin dört bir yanına gönderiyor.
Hızla küçülmeye giden Batman Rafinerisi’nde nedense bazı üniteler kapatılmak isteniyor.
Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı Akkuş’tan aldığım bilgiyle, çalışanların sayısını dikkatinize sunmak istedim.
Evet, Batman Rafinerisi’nin küçülerek yarattığı bu hayal kırıklığını yazmayı görev bildik.
O PROJEYE UMUTLA BAKMAK
Önceki gün, 19 yıl önce büyük sel felaketinin yaşandığı İluh Deresi kıyısında o bölgenin nabzını tuttuk.
Daha önce bu sütunlarda defalarca yazdık.
İrmi ile Habip Başkan Parkı arasındaki 2,5 kilometrelik güzergah o bölgenin çehresini değiştirdi.
Konuyu ısrarla gündemde tuttuğumuz derenin kalan diğer 2,5 kilometresi için de saha çalışması yaptığımızda, İluh Deresi çevresindeki bazı esnafları da dinledik.
Aslen İluhlu olan Cemil Fidanlık, İluh ile Çarşı Mahallesi’nin kesiştiği dere kenarını terk etmeyen eski semt sakinlerinden.
Belediye’nin önümüzdeki günlerde diğer etap için başlatacağı projenin ikinci ayağının yapılacak olması herkesi sevindirmiş ve dinlediğimiz kişiler sürekli bu konuyu konuşmak istiyorlardı.
İluhlu Cemil Fidanlık, dereye yakın porselen satış mekanında terk edilen yıkık viraneleri gösteriyordu bize ve ekliyordu:
“Burada herkes bu manzaradan şikayetçi. Burada yaşayanlar, derenin iki tarafında 50’şer metre genişliğindeki eski yapıların tümünün kamulaştırılmasını istiyor.”
Eski Sakatatçılar Çarşısı’na kadar gelen projenin devamı neden 19 Mayıs İlkokulu’na kadar sürmesin?
İluh’a ortak bir çözüm bulunması yönünde yöneticilerin de yaptıkları açıklama, herkes için bir umut ışığı olmuştur artık.
Dereye komşu olan manifaturacı Ramazan Usta da, 19 yıl önce yaşanan sel felaketinin yaralarını saran çalışmalara eklenen dere çevresindeki ıslah projesinin herkes için bir umut ışığı olduğunu söylüyordu.
Ramazan Usta, yıllardır kiracı olduğu işyerinin de kentsel dönüşümde yıkılacağını ifade ediyordu ve ekliyordu:
“Ben burada kiracıyım. Bugün varım ama yarın yokum. İlk etap için bitirilen projenin devamı olan bu bölgenin de kentsel dönüşüme alınması herkesi mutlu edecektir.”
Umarız bu ıslah projesinin ikinci etap çalışması bir an önce hayata geçirilir ve vatandaşlar dere kenarında, eskilerin acılarına inat huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.