KOVİD OYUNDA, HATA YAPMA!

Abone Ol

Kovid aşıları hayatımızın dönüm noktası.

Kovid aşı ile korunabilir bir hastalık.

Toplumda korku salan kovid,

farkındalıkta güç kaybetti.

Kovidi neredeyse bilmezden,

görmezden gelmeye başladık.

Oysa Koronovirüs kılıktan kılığa girdi.

Delta, omikron…

Kovid dalga dalga yayıldı.

Hastaneye başvurular arttı,

vaka sayıları inişli çıkışlı yüksek,

her gün ölümler çok

yurt sathında.

VİCDAN METRUK…

Aşı sonrası toplumsal tedbirler gevşetildi.

Kişisel tedbirler ön plana alındı.

Ancak gözlemde çoğu kişi

kovid tedbirlerini boş vermiş gibi.

Mesala: maske takılmadı,

Mesafeye uyulmadı.

Aşılanma istenilen hızda olmadı.

Ve kovid;

Nasıl olsa aşı oldum diyenlerle,

Koronovirüs’ten korkmam,

aşı da olmam diyenler arasında

hep oyunda kaldı.

Şimdi sorumluluk kişilerde.

Bu dönüm noktasında;

Kovid bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıktı,

bir vicdan/ahlak sorunu haline dönüştü.

“Vicdan metruk” ise akıl ne işe yarar.

“Gönüller hep mahzun” olur hissi uyandırdı

oyunun farkında olanlarda.

Kovid pozitifsem izole miyim,

Temaslı isem karantinada mıyım?

Ya hassas kişilere hastalık bulaşırsa,

hayatlarını kaybederlerse!

Vicdanımın ve gönlümün sesi ne der?

İşte bütün mesele bu.

NE GÜVENLİ?

Koronavirüsün yayılmasını yavaşlatmak elimizde.

Peki ne yapmalı?

Öncelikle; Neyin güvenli olduğuna değil,

neye izin verildiğine odaklanmalı.

Özellikle yaşlıları bunaltan,

hayatımızı altüst eden,

sosyal ve ekonomik hayatı kilitleyen

karantina günlerinden sonra

şimdi daha özgürüz.

Evimize bir temizlikçi gelmesi,

Misafir günleri düzenleme,

Arkadaşlarla buluşma hem ruhumuza iyi,

hem de sosyal ekonomik hayata katkı.

Bu durum tamamen güvende olduğumuz

anlamı taşımaz.

En büyük sorun

bir ortamda karşılaştığımız dostlarla,

başka bir ortamda buluştuğumuz dostlar arasındaki

bağlantı noktalarını birleştirmemek.

Virüsün insandan insana hava yolu ile

bulaştığını boş vermişlikle.

Gençler akranları ile buluşabiliyorlar.

Her biri kendini yüksek risk altında görmeden.

Sonra eve dönüp,

belki de dedeleri ve

nineleri ile karşılaşacaklar.

Özlem giderecekler,

ruhsal iyilik hali oluşacak.

Hadi diyelim nine ve dedeler ziyaret edilmedi.

Gençler anne ve babaları ile buluştu.

Ebeveynler anne ve babası ile görüşmesin mi?

İşte kısır döngü burada başlıyor.

Sonuçta; neyin güvenli olduğuna değil,

Neye izin verildiğine odaklanmalıyız.

“BEN DİKKATLİYİM” DİYENLER…

Tüm tedbirlere uyarım,

Öksürüğüm “gıcık” deyip,

Size güvence veren arkadaşlar ve

başkalarına dikkat!

Pek çok insan hastalık belirtilerini ifşa etmiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde

yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırma:

İnsanların dörtte birinin

sosyal mesafe uygulamaları

hakkında yalan söylediği,

Kovid olanların da üçte birinin ise

başkaları tarafından sorulduğunda

hastalık belirtileri olduğunu reddettikleri bildirildi.

VİRÜSLÜ HAVAYI SOLUMAK

Hepimiz biliriz ve duyarız;

sarımsak yiyen bir kişinin nefes kokusunu,

alkol alan birinin ağız kokusunu,

ya da sigara tiryakisinin nikotin kokusunu.

Bu durumda ya uzaklaşırız,

Aynı ortamda isek havalandırırız mesela.

Ya kişi koronavirüs taşıyorsa

kokusunu duyabilir miyiz?

Asla!

Uzun süre sosyal mesafeyi korumadan,

tedbirleri uymadan

nefes alıp veririz.

Hiç farkında olmadan virüsü soluduk gitti.

Bu durumda mümkünse kapalı ortamlar

Daha sık havalandırılmalı,

Havalandırma konusunda daha dikkatli olmalı.

Varsa Virüs yoğunluğu düşürülmeli.

Başka çare yok.

Yoksa ortamda bulunan insanlar üzerinde

bağışıklık durumuna göre

Koronovirüs’ün etkileri kaçınılmaz olur.