KONTROLLÜ EYLEM VE BAŞARI

Abone Ol
15 Şubat günü Abdullah Öcalan’ın uluslar arası bir komplo çerçevesinde yakalanarak Türkiye’ye teslim edilmesinin yıldönümüydü. 15 Şubat 1999 tarihinde gerçekleşen bu operasyon sonrasında gerek Türkiye’de gerekse dünyanın değişik ülkelerinde birçok protesto eylemi gerçekleşti ve birçok insan yaşamını yitirdi.
Bu nedenle Kürtler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar her 15 Şubat geldiğinde bu durumu protesto eden etkinlikler düzenliyorlar. Ama bu eylemlerin en çatışmalı geçeni şüphesiz bölgemizde gerçekleşmektedir.
15 Şubat komplosunu kınama eylemi adı altında gerçekleşen bu gösteri ve yürüyüşlerde her sene birçok kişi yaralanır, hatta ölümler meydana gelir, gözaltı ve tutuklamalar gerçekleşir.
Hele hele 6-8 Ekim Kobanî protestosu eylemlerinden sonra ortaya çıkan manzara tam bir kabusa dönüştü. 50’den fazla insanımızın yaşamını yitirdiği bu gösteriler ve olaylarda kelimenin tam anlamı ile yürüyüş ve protesto eylemleri ve etkinlikleri öcü durumuna geldi. Hele ortaya çıkan ölüm, yıkma, yakma ve çatışmalar hala insanlarımızın belleğindeki yerini koruyor.
Bu tür kontrolsüz eylemler olunca doğal olarak bir savunma refleksi gelişti. Siyasilerin inanılmaz söylemleri sayesinde artık eylemler, protestolar, yürüyüşler ve gösteriler kontrol edilemez bir hal aldı.
Demokratik bir basın açıklaması bile sert müdahalelerle karşı karşıya gelme riski ile karşılaştı. Hükümet bu durumu fırsat bilerek iç güvenlik paketi adı altında bugüne kadar kazınılan bütün olumlu adımları bir defada yok edecek düzenlemeler yapmaya kalkıştı.
Ülkenin değişik bölgelerinde yaşayan değişik fikirlerdeki insanlar bu pakete karşı çıkarken polis devletine doğru gidildiğinin uyarısını yaptılar. Bu nedenle başta hukukçular olmak üzere değişik kesimler tarafından iç güvenlik yasasını çıkarılmaması talep edildi.
Bu yasanın gerekli olup olmadığının bir denemesini  15 Şubat etkinliklerinde görme imkanı olacaktı. Bu nedenle 15 Şubat protesto gösterilerinde ortaya konulacak tavır oldukça önemli görünüyordu.
DUYARLI BİR GÖSTERİ VE TAVIR SERGİLENDİ
Bu sene yapılan 15 Şubat protestosunda herkesin üzerine düşen görevi yerine getirdiğini belirtmekte fayda vardı.
Birincisi kentimizde esnaf gerekli duyarlılığı göstererek kepenklerini açmadı. Bunda elbette Ekim olaylarının etkileri de aranabilir ama bir duyarlılık olduğunu ve bu duyarlılığın gösterildiğini belirtmek gerekiyor. Örneğin daha evvelki kepenk kapatmalarda eyleme destek vermeyen bir kesim esnafın bu kez dükkânlarını açmadıklarını gözlemledik.
Yine yürüyüşü organize edenlerin bu kez kontrolü sağlamak için göstermiş olduğu çabayı gerçekten takdir etmek gerekiyor. Belediye önünde başlayan yürüyüş bir araç ve ses sistemi ile yönlendirildi ve katılımcıların aşırılıklardan kaçınması için sık sık uyarı anonsları yapıldı. Gençlerin yolun karşı tarafını kullanmamaları ve korteje katılmaları için bariyerler kurdular. Yine çocukların ve gençlerin yürüyüşü farklı mecralara çekmemeleri için kortejin arka taraflarını alınmaları gözlemlenen başka bir olumlu adımdı. Kortejin dört yoldan sonra önüne geçen bir grubun patlayıcı maddeleri kullanma girişimi yine kortejin kontrolünü sağlayan yöneticiler tarafından engellendi. Kortejin yürüyüşü durduruldu ve bu grup kortejin içine alınıncaya kadar yürüyüş bekletildi. Bu sırada gerek parti yöneticileri gerekse Belediye Eşbaşkanı Sabri Özdemir’in çabaları dikkatlerden kaçmayan adımlar olarak not edilmelidir. Atatürk parkına gelindiğinde yine yöneticiler tarafından koruma kordonu oluşturulması ve kimsenin bu hattın ötesine geçmesine izin verilmemesi sayesinde olası olayların da önüne geçilmiş oldu. Yapılan konuşmalardan sonra grup aynı duyarlılıkla dağıldı ve kimse zarar görmedi.
Gösterinin tamamlanması ve yapılan basın açıklamasının okunmasından sonra göstericiler dağılırken bir grup çocuk ve genç tarafından polise atılan taşlara karşılık polisin müdahalesi ile göstericilerin dağılması sağlandı ve 15 Şubat kazasız belasız atlatılmış oldu.
Burada yürüyüşü organize edenler ile polisin göstermiş olduğu sağduyunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü sabah saatlerinden itibaren güvenlik önlemleri alan polis bu kez olay çıkmaması için gerekli adımları attı denilebilir. Çünkü göstericileri tahrik etmek için bir çaba içerisine girmedi yürüyüşü uzaktan izledi ve gerektiği zaman müdahale etti.
Varlığını hissettiren ancak göstericileri kışkırtmayan bir polis gücü gördük. Hiç mi yanlış yapılmadı derseniz o konuda da bir uyarı yapalım. Mesela yürüyüş bittikten sonra çocukların yaptıkları taşkınlıklara müdahale ederken ara sokaktaki müdahalede ana caddede silahını çeken bir sivil polis memurunun tavrı soğukkanlılıktan uzak bir hareketti. Yine çevik kuvvetten bir polis memurunun gaz fişeği atarken yere veya havaya doğru tutması gereken tüfeğini göstericilere nişan alarak kullanması yanlış bir hareketti.
Ama günün final hareketi bizce şuydu. Vali yardımcısının polisleri uyaran müdahalesi ve Belediye Başkanı ile parti yöneticilerinin protestocu gençlere müdahalesi. Vali polise Belediye Başkanı eylemciye müdahale edince kontrollü bir eylem ve gösteri gerçekleşmesi de mümkün oldu.
Bu kontrolün sağlanmasında emeği olan herkesi kutlamak gerekiyor düşüncesindeyiz. Bu eylem de gösterdi ki iç güvenlik paketi gibi ortamı geren yasal düzenlemeler olmadan da kontrol sağlanabiliyor.