“Komşusu aç iken tok uyuyan bizden değildir” hadisi sanırım yardımlaşma konusunda ortaya konması gereken tavrı en net açıklayan sözlerden birisi. Bu hadis ve söylem hem dindaşlığın hem insanlığın iyi bir örneği. Üstelik yardımlaşmayı öneren ve bu yardımlaşmayı önerirken ayrım yapmayan bir yaklaşım.
Kaldı ki insani olarak da olaya baktığımızda olması gereken yaklaşım budur. Aç ve açıkta olan insanlara yardım etmek hem huzurlu yaşamın hem huzurlu yaşatmanın yollarından birisi. Ancak içinde bulunduğumuz yaşam ortamının bu alanda eksiklikler yarattığını belirtmemiz gerekiyor. Çünkü artık şehir yaşamının acımasız cenderesinde kimsenin komşusunun halini öğrenecek bilgiye sahip olması da mümkün olamıyor. Sabah evden çıkan aile üyeleri ancak akşam yorgunlukla eve dönebiliyorlar. Eskiden olduğu gibi aileler arası diyaloglarda kesilmiş olduğundan kimse komşusunun durumundan olağanüstü bir durum olmadıkça haberdar olamıyor.
Bu durum genellikle dikey yaşam şeklinin hakim olduğu bölgelerde belirgindir. Yani apartman yaşamının olduğu mahallelerimizde insanlar kapı komşularını bile tanıyamaz durumdalar. Ne yazık ki kendi apartmanlarımızda yaşayan komşularımızın tamamını dahi tanıma imkânına sahip değiliz. Doğaldır ki insanlar birbirlerini tanımadıklarında birbirlerine olan alaka ve ilgileri de azalmaktadır.
Bu durum kenar mahallelerde ya da yaşam şeklinin dikey değil de yatay olduğu yerleşim yerlerinde biraz daha farklıdır. İnsanların hem diyalogları farklı hem de ilişkileri. Birbirlerinin durumundan daha çabuk haberdar olabilmekteler. Buna karşın olanakları diğer bölgelere göre kısıtlı olduğundan yardımlaşma imkanları da azalmaktadır.
Doğaldır ki fakir ve geçim imkânsızlığı yaşan insanların devlet güvencesinde olması gerekiyor. Devletin hiçbir vatandaşının açlık sıkıntısı ile karşı karşıya olmaması gerekiyor lakin acı gerçek birçok yurttaşımızın açlık ve yoksulluk pençesinde yaşadığıdır. Devletin sosyal yardımlar sayesinde birçok yere müdahale etse de bu yardımlar yetmiyor. Asıl yapılması gereken iş imkanının sağlanması ancak buna da her zaman imkan bulunamıyor.
Bu durumda sivil inisiyatifin duruma el atması gerekiyor. Yani hemşeriler arasında durumu iyi olanların maddi durumu iyi olmayan fakir kesime yardım etmesi gerekiyor. Şüphesiz herkesin kendine göre yapmış olduğu bir yardım vardır. Bu yardımlar düzenli olmadığı zaman istenen etkiyi yaratamıyor ve bir iki defaya mahsus kaldığından insanlar tekrar açlıkla karşı karşıya kalıyorlar.
Bu sıkıntıların aşılmasına bir nebze de olsun çare olması için ilimizde de dört yıl önce bir çalışma başlatıldı ve bu çalışmanın sonucunda bir gıda bankası kuruldu. Kentin birçok resmi ve sivil toplum kuruluşunun kurucusu olduğu bu banka üyelerden ve hayırsever yurttaşlardan topladığı düzenli yardımları sıkıntı içindeki vatandaşlarımıza düzenli olarak dağıtıyor. Sistemleri de oldukça adil ve insan onuruna uygun bir sistem. Belirlenen kriterlere uygun olan aileler belirleniyor ve bunlara verilen kartlar sayesinde her ay gelip alışverişlerini yapmaları sağlanıyor.
Bu sistemli çalışmaya katkı sunmak isteyenler hesaplarından her ay diledikleri miktarda paranın gıda bankası hesabına aktarılması için bankalarına talimat veriyorlar. Bu işlem için gıda bankası yetkilileri gerekli yardımı sağlamaya hazırlar. Bu şekilde hiç farkına varmadan bile bir aileye yardım etme mutluğuna sahip olabiliyorsunuz. Bu yardım aylık olarak 5-10 lira bile olabilir. Ama düzenli bir gelir olduğundan gıda bankası düzenli yardım yapmayı daha iyi planlayabiliyor.
Bu yazıyı yazma sebebimiz haftasonu konu ile ilgili çıkan şu haber; “Batman kent merkezinde 44 mahalleden 28’inin yoksulluk haritasında yer aldığını belirten Gıda Bankası yetkilileri, her ay açlık sınırındaki 400 ailenin kart karşılığında gıda yardımından yararlandığını bildirdi. Akyürek mahallesindeki Gıda Bankası’nın 2011’in Mayıs ayından beri hizmet verdiğini ifade eden Gıda Bankası yetkilileri, şöyle konuştular: “Batman’ın yoksulluk haritasında 44 mahallenin 28’inde acil yardıma ihtiyaç duyulan 400 aile tespit edildi. 28 Mahalle arasında Seyitler, Petrolkent, Yavuz Selim, İluh, 19 Mayıs ve Çay mahallesi bulunuyor. Yaklaşık 400 aile, her ay en az 60 TL, en çok 120 TL’yi bulan gıda yardımından yararlanıyor. Sığınmacılara AFAD, acil durumdakilerin ihtiyacını da Gıda Bankası karşılıyor. 17 ürün arasında çay, şeker, pirinç, salça, yağ, makarna, bulgur ve tuz yer alıyor.”
Bu haber sayesinde yaptığımız katkıların ne kadar düzgün ve olumlu kullanıldığını da öğrenmiş olduk. Diğer vatandaşlarımız da eğer Batmanda yoksullukla mücadele konusunda, aç ve muhtaç olan ailelerimize yardım etmek istiyorlarsa günü birlik ve yaraya merhem olmayan çalışmalar yerine gıda bankası aracılığı ile yardımda bulunurlarsa hem gönülleri rahat olur hem de hayırlı bir iş yapmış olurlar.
Bunca muhtaç insan varken bir yardımda sizden gelsin diliyoruz.