KİM DAHA FAZLA SİPERCİ

Abone Ol
Gerçekten değişik zihniyete sahip bir ülkede yaşıyoruz.
Siyasetçilerin askercilik, askerlerin siyasetçilik yapma telaşları ve tavırları zihnimizi bulandırıyor.
Doğruları söyleme ve yapma yerine duygulara hitap etmeyi mantığa hitap etme gerçeğinin önüne koymak.
 1 Hazirandan bu yana ülkenin dağlarında kan gövdeyi götürecek düzeyde bir çatışma ortamı yaşanıyor. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Kör kurşunlar adres sormadan vuracak bedenler arıyor.
Bu durumda yapılması gereken ilk etapta bu çatışmaları durduracak ya da en azından duraklatacak tedbirler almak ve çözümü için adım atmaktır ama nafile bir bekleyişe dönüştü.
Siyasal mekanizma olayın sadece askeri yöntemlerle çözümlenemeyeceğini çok iyi bildiği halde kendisine yine askeri yetkililer tarafından bildirildiği halde kör, sağır ve lal konumuna geçerek ziyaret edecek mevzi peşine düşüyor.
Ülkenin başbakanı yani iktidarı ve Ana muhalefet partisi başkanı siperde nasıl duracakları konusunda boy ölçüşüyorlar.
Kim ayakta duracakmış yarışması yapıyorlar. Çömelmek ya da çömelmemek erkeklik (!) paranoyasına çevriliyor.
Oysa akıl ve mantığın hâkim olduğu yerde çömelmeden ziyade bedenler nasıl toprağa verilmezin tartışması yaşanır.
Eğer liderler gerçekten kendilerini göstermek istedikleri kadar demir yürekli iseler bir yakınlarını o siperlerde nöbet tutan insanların yanına askere göndersinler de görelim.
Geçen gün Genel Kurmay Başkanı televizyon ekranlarından bir veda konuşması ve tespiti programı gerçekletirdi.
Uğur Dündar yönetiminde gerçekleşen programda bir asker olarak güvenlik boyutlu bakış açısını dillendirdi. Giderayak polisin basına harekât planı servisi yaptığını söyledi. Binlerce faili meçhul cinayetten sorumlu olarak tutuklu bulunan Cemal Temizöz’ün serbest bırakılmasına yönelik ima i emirler verdi. Bir asker olarak acılarını içine attığını ve dik durması gerektiği için dik durmaya çalıştığını söyledi ve ekledi. Olaylar askerli tedbirlerle bitmiyor diğer önlemlerin alınması gerekiyor.
Kısacası katılsak da katılmasak da asker olarak askeri gerekliliklerini ve görüşlerini ortaya koyarak kendisini netleştirdi.
Asker askerce tavrını koydu.
Şimdi sıra siyasetçilerde.
Siyasetçilerin de siyasetçi olarak demokratik çözüm önerilerini net olarak ortaya koymaları gerekir. Ne yapılması gerektiği ya da ne yapılacağı toplumla açık bir şekilde paylaşılmalı ki beklentiler de bu düzeyde belirlensin ve bu ortak amaçlar doğrultusunda herkes elinden gelen çabayı göstersin.
Bu tavrın ne olmaması gerektiği konusunda da bir belirleme yapmak gerekir.
Birincisi siyasetçinin ortaya koyacağı düşüncenin askeri olmaması gerekir. Yani asma, kesme, etkisiz hale getirme ve öldürme mantığının dışında bir sivil önerme olmalıdır.
İkincisi ortaya atılacak görüşün evrensel insan hakları ilkeleri ve demokrasisi ile bütünleşen bir yaklaşım içermelidir.
Üçüncüsü ayırımcılıktan uzak bir algılama ile ortaya konulmalı ve bütünleştirici bir çabayı içermelidir.
Kısacası siper arayışından ziyade siperleri ortadan kaldıran bir mantıksal bakış açısı ile olaylara bakılmalıdır.
Önümüzdeki günlerde eğer yine gururları ve medyatik anlayışları vatandaşların hayatlarından daha önemli değilse liderlerimiz bir araya gelerek sorunu tekrar görüşmeye başlayacaklardır. Dileriz ve arzu ederiz ki bu görüşmeler sertlikte rekabet etme anlayışından ziyade demokrasi ve barışta ülke ve vatandaşların çıkarları noktasında bir uzlaşı anlayışı ile değerlendirilir ve bir umut modeli gerçekleştirir.
25 yıldır süren çatışmalarda çok siperci lider gördük. Ancak hiç çözümcü olamadılar. Şimdi ihtiyacımız olan siperci liderler değil barışçı liderler.