Senelerdir başörtü meselesi Türkiye’nin gündemini işgal etmektedir. Cumhuriyetle birlikte Kemalist veya Kemalist çizgisini takip eden iktidarlar, kamu kurum ve kuruluşlarında hanımların Cenabı Allah’ın emirlerine uygun bir şekilde örtünerek okuyup çalışmalarını yasaklamışlardır. Demokrat Partiden itibaren Türkiye’yi hep sağ çizgisindeki partiler yönetmişlerdir. Bunların hepsi de seçim meydanlarında bazı dini sloganları kullanarak iktidara gelmişlerdir. Çünkü Türkiye’deki vatandaşların büyük bir kesimin eğilimi bu yöndedir. Bu yüzden de CHP bir türlü iktidara gelemiyor.
Son olarak Tayyip ERDOĞAN ve ekibi AKP’yi kurarak seçime katıldılar. Seçim konuşmalarında ‘’Başörtü namus borcumuzdur’’ gibi sloganları sık sık kullandılar. Bunlar Milli Görüş kökenli oldukları için dindar kesimin teveccühünü kazandılar. Ayrıca Kürt sorunu ilk olarak açık bir şekilde dile getirdikleri için de bazı Kürtlerin umudu haline de geldiler. Ancak Kürtlerin anadilde eğitim yapmalarına karşı çıkıp son noktayı koymaları ve eskisine göre her iki taraftan da daha fazla insanların ölmesi, cezaevlerin tıka basa dolması gibi uygulamalar nedeniyle Kürtlerin bütün ümitleri alt üst olduğu gibi, Son olarak yayımlanan Kılık kıyafet yönetmeliğiyle de dini bütün Müslümanların ümitlerini de yok etmiştir. Çünkü söz konusu yönetmelikle Okullarda başörtü yasağının da kalkacağı bekleniyordu. Basına da, okullarda kılık kıyafet serbest oldu gibi manşetler atıldı. Ancak yönetmelikle İmam-hatip okulları, Kur’an ve siyer dersleri dışında bütün okullarda başörtü tamamıyla yasaklandı. Zaten daha önce de İmam-Hatip okullarında başörtü sorunu fazla bulunmuyordu. Diğer okullarda ise Kur’an ve siyer derslerinde başlarını kapatabilirler, ancak o ders bittikten sonra tekrar başlarını açmak zorunda kalacaklar. Aynı zamanda bu uygulama, örtünmeyi Allah’ın emri olarak kabul eden mümine kızlar için büyük bir aşağılama ve hakarettir.
Bundan önce bazı idareciler kızların başörtülerini görmemezlikten gelebiliyorlardı. Ancak bundan sonra bu da mümkün olmayacaktır. Çünkü madde açıktır. Okul idarecileri de bu maddeyi çiğnemeye cesaret edemezler. Zaten dinen Kur’an okunurken kadınların başının örtülü olma şartı yoktur. Bunu Kur’an okumaya indirgemek Kur’an’ın emirlerine alay etmek anlamına gelir. Çünkü yabancı erkeklerle karşılaşılan her yerde örtünme ilahi bir emir ve insani bir haktır. Kürtçede bir deyim vardır: ‘’Rehme’l-kefendiz’’ kefeni çalana rahmet olsun. Bir şehir halkı mezarlık için bir bekçi tayin etmişlerdi. Bir cenaze gömüldükten sonra bekçi mezarını açıp kefenini satıyormuş. Şehir halkı bekçinin görevine son verip başka birisini tayin etmişlerdi. İkinci bekçi de mezarı açıp kefeni sattığı gibi mevtaya bir de kazık çakarmış… bunu gören halk, rehme’l-kefendiz’’ demişler.
Aslında başörtü tabiri yanlıştır. Çünkü el ve yüz dışında mümine bir kadının bütün vücudunu örtmesi Allah’ın emridir. El ve yüzün avret olmaması da Hanefi mezhebi alimlerin görüşüdür. Diğer mezheplere göre kadının yüzü de avrettir. Nur/ 31 ve Ahzab/59. Ayetleriyle baş, göğüs, kol ve baldır bacak dahil olmak üzere Müslime kadınların vücutlarını örtmeleri farzdır. Buna karşı çıkmak ve kanunlarla bunu yasaklamak, Allah’a, Peygamber’e ve Kur’an’a karşı savaş etmek anlamına gelir. Çünkü Kur’an’ın tek bir ayetini beğenmemekle insan küfre girer. Dolayısıyla da kadının örtüsü yasaklanınca Kur’an’ı Kerim’in Nur/31,Ahzab /33,59 ayetleri ve Peygamber(sav)in bu sahadaki uygulama ve emirleri beğenilmemiş olur.
Aşağıdaki hadislerde buyrulur ki:
“Peygamber (s.a.v),erkeklerin kadınlara,kadınların da erkeklere kendilerini benzetenleri lanetlemiştir. (Buhari)
Peygamber (sav) ‘’erkeğin kadın, kadının da erkek giysisini giyenleri lanetlemiştir.”(Ebu Davud, İmam Ahmed)
“Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen, meyillenen, başkalarını kendilerine meylettiren ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. Onları lanetleyin. Çünkü onlar lanetlenmişlerdir. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden kokusunu bile alamazlar." (Müslim)
Görüldüğü gibi Peygamber(sav), örtüsüne dikkat etmeyip açılıp saçılan kadınları lanetlemiştir. Bırakın Cennet’e girmeyi, Cennet’in kokusunu bile duyamayacakları uyarısında bulunmuştur. Peki halimiz ne olacak? Senede yüz binlerce insanın Her sene hacce gittiği, camilerin tıklım- tıklım dolup taşıdığı, Ramazan ayında nerede ise vatandaşların yüzde yetmişinin oruç tuttuğu ve her mahallede bir minarenin yükseldiği bir memlekette bir kadının doğup büyüdüğü kendi memleketinde Allah’ın emrettiği şekilde örtünüp okuyamıyor ve iş yapamıyorsa, bundan daha büyük bir zülüm olabilir mi? Cenabı Allah, Ahzab/33 ayetinin, ‘’ilk cahiliye dönemindeki (bayanlar) gibi açılıp saçılmayın’’ emrini yasaklayanlar, hangi yüzle camiye gidip ‘’iyyake ne’büdü’’ ‘’ancak sana ibadet ediyoruz’’ayetini okuyabiliyorlar? Ateist ve Yahudiler bu zulmü yaparlarsa belki onlar açıdan normal karşılanabilir. Ancak namaz kılıp kendilerini Müslüman görenlerin bu zulmü yapmaları düşündürücüdür ve katmerli zulümdür. Şayet Yahudi ve Hıristiyanlar’ı memnun etmek için bu zulüm yapılıyorsa, onlar zulmün bu kadarını yapmıyorlar. Çünkü Amerika, Avrupa ve İsrail’de kadınların okumaları için baş açma şartı yoktur. Başbakan Erdoğan’ın kızları başörtüleriyle Amerika’da okumadılar mı? İsrail Devlet’i, hangi arap kızının okuması için başının açık olmasını şart koşmuştur?
Cenabı Allah Nur/30 ayetinde buyurur ki: "Mü'min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar! "Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar!"
Bu ayette Bırakın açılmayı, erkek ve ve kadınların dik bakışlarla birbirlerinin yüzlerine bakmaları yasaklanmaktadır. Ayrıca kadın ve erkeklerin karşı karşıya gelmemeleri için “Hz. Peygamber, Mescidi'nde kadınların girmesi için ayrı bir kapı ayırmış ve kendi zamanında Hz. Ömer de erkeklerin bu kapıdan girmelerini yasaklayan kesin emirlerde bulunmuştu. (Ebu davud)
Aşağıdaki ayette de buyrulur ki."Peygamber eşlerinden bir şey istediğinizde onu perde arkasından isteyiniz."(Ahzab: 53)
Ayet her ne kadar Peygamber’in eşleri muhatap almışsa da hitap bütün mümine kadınlardır.
Bundan dolayı aklımızı başımıza alıp iman ve amelimizin Kur’an’a ne kadar uyumlu olduğunu gözden geçirmeliyiz. Hata idare edenlerin midir? İdare edilenlerin midir? Yoksa her ikisinin midir? Bunun muhasebesini yapalım. Yahudi Yahudilik, Hıristiyan da Hıristiyanlık gibi yaşayabiliyor da neden Müslüman Müslümanlık gibi yaşayamıyor? Bize düşen gerçekleri anlatmaktır. Beğenen düşünür. Beğenmeyen de yoluna devam eder. Allah’a emanet olun!