KENTLİLEŞTİK YA SONRASI?

Abone Ol
Yapılan son nüfus sayımı sonuçlarına göre Türkiye de Belediye sınırları dâhilinde yaşayan vatandaşlarımızın nüfus oranları %82.99’dur. Bu oran Türkiye’de artık nüfusun ezici çoğunluğunun şehir merkezlerinde yaşadığını göstermektedir. Yani uygar toplumum yaşam tarzını yakalayabilme şansına sahip toplumsal bir düzenleme başarı ile sonuçlanmış görünüyor. Duruma sadece nüfus hareketliliği açısından bakarsak başarılı bir tablo ile karşı karşıyayız. Tarım merkezli bir toplumsal yapıdan sanayi ve ticarete yönelik bir yapıya yönelmeyi sağlamış durumdayız. Oran irdelendiğinde vatandaşlarımızın %17,01’lik bir bölümünün kırsalda yani köylerde yaşadığı görülüyor ki bu oran hükümetlerin tarım kesimini %10’lara indirgeme politikalarına da uygun görünüyor.

Mevcut yapı tarımda kendi kendine yeten bir ülkenin bugün nerelere getirildiğinin de bir göstergesidir.%17’lik orana düşen köylü yine perişan, yine yoksul, yine eziyeti çekendir. Yini dışarıdan ithalat yapılıyor ve köylü sattığı ürünün bedeli ile ertesi sene gübre alamıyor. Düzenli bir arazi paylaşımı yapılamadığından dolayı arazileri işletenler asıl sahip değil asıl sahip olanlar ise arazileri işletenler değil çık çıkabilirsen işin içinden. Yani kırsalda yaşayan nüfus oranını düşürdük ama onların sorunlarını çözümleyebilmiş değiliz.

Gelelim kentlilerin durumuna; Kentli nüfusu oluşturan %82.99’luk kesimin %54.34’lük bölümü Büyükşehir Belediye sınırları dahilinde ikamet etmekte.Bu demek oluyor ki Türkiye’de 31.838.960 kişi 16 adet Büyük şehrimizin sınırları dahilinde yaşamaktadır. Geriye kalan %45.66’lık bölüm ise Büyükşehir sınırlarının dışındaki Belediye sınırları dâhilinde yaşıyor. 65 İl belediyesi ve 750 ilçe belediyesi dışındaki belediyeler Belde belediyeleri.

Belediyelerin en büyük sorunu altyapı konusunda ortaya çıkıyor. Büyükşehir Belediyeleri ve göç alan İl ve İlçe Belediyeleri bu sorunu en kötü yaşayan yerleşim yerleri.16 Büyükşehir Belediyemizin hemen hemen hepsinde varoş diye tabir ettiğimiz düzensiz yapılaşmanın hakim olduğu mahalleler barındırıyor.İnsanlar iş ve aş bulma konusunda büyük sıkıntılar yaşamakta ve bu yerleşim yerlerinin yöneticileri zamanında en uygun hizmeti sunamamanın sıkıntısını yaşıyor.Belediyelerin çoğu borç batağında kişi başına düşen yeşil alan miktarı Avrupa ülkelerinin gerisinde var olan alanlar ise sürekli tahrip edilme tehlikesi ile karşı karşıya.

Sonuç olarak mevcut durumda değişik politikalar sonucunda nüfusun büyük bölümünü Belediye sınırları içerisine yığmış durumdayız.Ancak takdir edersiniz ki bu yeterli değil.Kentlere yığdığımız bu insanlara iş ve aş bulmanın yanında kent kültürünün nimetlerinden faydalanmalarını da sağlamak zorundayız aksi taktirde ayrışmalar ve kamplaşmalar başlayacak ve insanlar gelir dağılımı adaletsizliğinin etkisi ile de kısa sürede karşı cephelere ayrılabileceklerdir.Bu konu toplum bilimcilerin işi elbette ama görünen köy de kılavuz istemez.Gördüğümüz odur ki kentlere yığdığımız bu yüksek oranlı nüfus için acil bir çözüm metoduna ihtiyaç bulunmaktadır.Aksi durumu düşünmek bile istemiyoruz..Mesele sadece insanların yerlerini değiştirmek değil değiştirilen yerlerde iyi imkanları sunarak yeni problemler yaratmamaktır. İnsanlar bazı imkânları görmezlerse talep etmeyebilirler ama hem imkânları gösterip hem de onları bu imkânlardan uzak tutmaya çalışırsanız insanları ateşlemeye hazır bombaya dönüştürmüş olursunuz. Kentlileştirdiğimiz insanları azıcık aşım tasasız başım anlayışında tutmamak dileğiyle.