Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki bütün uyarılar ve dikkat çekmelere rağmen kadınların maruz kaldıkları baskılar bir türlü ortadan kaldırılamamaktadır. Her gün gazete manşetlerinde ve Tv haberlerinde kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, baskıyı, tecavüz vakalarını ne yazık ki görmekteyiz.
Kadınlar bunu sistemin erkek egemen zihniyetten kaynaklandığını belirtmektedirler. Bu tezlerinden haklı olup olmadıklarını uygulamalardan görmek mümkün. Eğer sistem kadına yönelik şiddet konusunda gerekli hassasiyeti gösterirse cezalandırma yöntemlerinde gerekli önlemler alınır ve her ne şekilde ve neye dayanırsa dayansın kadına yönelik haksızlık hoşgörü ile karşılanmaz ise eminiz ki kadınlar gününde daha mutlu ve umutlu durumlarla karşılaşmak mümkün olabilecektir.
8 Mart Dünya Kadınlar gününün tarihçesini de hatırlatmakta fayda var.
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin Newyork kentinde tekstil işçilerinin daha uygun iş koşullarında çalışma isteklerinin çoğu kadın 129 işçinin öldürülmesi ile sonuçlanması üzerine bu alandaki mücadele kabul görmüş ve süren çalışmalar sonucunda 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen sosyalist kadınlar toplantısında Clara Zetkin’in önerisinin kabul görmesi ile 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü olarak kabul edilmiş, Aralık 1977 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından da gün Kadınlar günü olarak teyit edilmiştir. Ülkemizde ise 8 Mart 1921 tarihinden itibaren günün kutlanmaya başlandığını daha sonraları ise aralıklarla bu kutlamaların sürdürüldüğü görülmektedir.
Tarihsel geçmişte de görüldüğü gibi kadınların çalışma yaşamına katılmaları ile birlikte yaşamlarında önemli değişiklikler olmuş ve yaptıkları mücadeleler sonucunda bugün gelinen noktaya varabilmişlerdir.
Sanayi devrimini gerçekleştiren ülkelerdeki gelişim süreci ile bizdeki gelişim sürecinin aynı olmadığını belirtmeye gerek yok. Kadınların sosyal ve çalışma yaşamına katılıp katılmamaları gerektiği konusu ne yazık ki günümüzde bile tartışılabilmektedir. Hatta okullarımızda kadınların çalışma yaşamında yer almalarının mı yoksa almamalarının mı gerektiği konusunda münazaralar yapılmaktadır. Bu durum da göstermektedir ki kadınların sosyal alandaki hakları toplumdan topluma değişik bakış açıları ile değerlendirilebilmektedir.
Dini, geleneksel bakış açılarının doğurduğu sonuçlar nedeniyle kadınlar önce eğitimsiz kalmış daha sonra evlere hapsedilmişlerdir. Bunun aşılması elbette kolay değildir. Sosyal ve çalışma yaşamdan koparılmış olan kadınlar bunun sonucunda dış dünya ile bağlantı kuramamış ve bilgisiz kalmıştır. Kendisine dayatılan yaşam tarzını kader olarak kabul edip ev işlerinde çalışma dışındaki çalışmaları kendisine yasak alan olarak görmüştür.
Annelerin sosyal yaşama katılmadığı, okumadığı bir toplumda çocukların sağlıklı olarak büyümeleri ve sağlıklı bir toplum oluşturmaları mümkün değildir. Bu da toplumun gelişmemesi ve ilerleme konusunda çağdaşlarının gerisinde kalmasına neden olmaktadır.
Günümüzde kadın hakları konusunda yaşanan eksiklikler geçmişte bu konuda takınılan yanlış tavırlardan kaynaklanmaktadır. Bilgili ve bilinçli toplumun ancak toplumdaki kadın ve erkek tüm bireylerin sağlıklı bir eğitimden geçmeleri ile mümkün olabileceği gerçeği yıllarca göz ardı edilmiştir. Bu durum toplumun yarısını oluşturan kadınlarımızın hem eğitimsiz kalmasına neden olmuş hem de çalışma ve sosyal yaşamdan izole edilmesine sebep olmuştur.
Günümüzde birçok çalışma alanında kadınların başarısı erkeklerin gösterdikleri başarıdan daha ileridedir. Bu da bu alanda kadınlara ne kadar haksızlık yapıldığını göstermektedir. Ekonomik bağımsızlığını elde edemeyen, okuyamayan, sosyal yaşama katılmayan kadın bakış açısının empoze edildiği toplumların çağdaş ülkeler karşısında sürekli geri kalması tesadüfî bir sonuç değildir.
Daha düne kadar evde çocuk bakmakla görevlendirilen kadınlar bugün şans verildiğinde eğitimden askeri alana kadar birçok alanda erkeklerle aynı koşullarda aynı başarıları gösterebilmektedirler. Bu durum onların başta kendi yaşamları olmak üzere birçok alanda daha sağlıklı kararlar vermelerine neden olmakta ve toplumun ilerlemesine katkı sunmaktadır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinlikler sayesinde birçok kadın hakları konusunda fikir sahibi olabilmekte ve mücadelesini sürdürebilmektedir. Ancak ne yazık ki pratikte de görüldüğü gibi hala kadınların bir araya gelerek etkinlik yapmaları değişik gerekçelerle engellenmekte ve toplandıklarında saldırılara maruz kalmaktadırlar. Toplumun üretici yanını teşkil eden kadınların daha özgür bir yaşamda daha özgür kararlar verebildikleri ve hak ettikleri değerle toplumun bütün alanlarında görev aldıkları günler dileğiyle kadınların gününü kutluyoruz.