KAÇAK ÇAY!

Abone Ol


Anayasa, Meclis iç tüzüğü ve diğer konuları konuşmak için parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerden randevu isteyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’na CHP, MHP ve HDP’den olumlu yanıt gelmiş ve buna göre 30 Aralıkta HDP ile görüşme gerçekleşecekti. Ancak randevu talebine son dakikada karar verilen HDP ile görüşme kaçak çay konuşması bahane edilerek iptal edildi.

Bu randevunun iptal gerekçesi ise HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in şu açıklamasına dayandırıldı; "Başbakan Davutoğlu'nun anayasayı konuşmak için partiyi ziyaret etmesinin bir anlam ve netice doğurması, kendi ziyaretinden önce ülkenin anayasal bir zemine çekilmesiyle mümkündür. Bundan kastım, bölgedeki çatışma halinin halkın temel yaşam hakkından vazgeçtim, nefes alma hakkını, kayıplarını defnetme hakkını tanımadan bizi ziyaret ederse kaçak çayını içer gider"

Peki, önder bu sözleri neden söyledi?

Çünkü bir aya yakındır bölgede süren çatışmalarda yüzlerce insan yaşamını yitirdi.Ülkenin en seçkin kuvvetleri Nusaybin,Cizre,Silopi,Sur,Dargeçit gibi ilçe merkezlerinde sokağa çıkma yasakları eşliğinde tank,top ve ağır silahlarla operasyonlar düzenlemektedir. Vatandaşlar temel ihtiyaçlarını karşılayamamakta, yaralandıklarında hastanelere gidememekte, sokak ortasında vurulan sivil insanların cenazeleri günlerce sokaktan alınamamaktadır. Bunun son örneği ise Silopi de gerçekleşti. Sokağa çıkma yasağından dolayı 7 gün boyunca cesedi sokaktan alınamayan 57 yaşındaki Taybet İnan adlı kadının cesede ancak basından çıkan haberler ve içişleri bakanlığına giden baskılar sonucunda sokaktan alınarak defnedilebildi.  

Aynı gün Cizre’de 6 aylık bir bebek vuruldu onu hastaneye taşımaya çalışan 70 yaşındaki dedesi de vuruldu. Dede ve torun yaşamını kaybederken annesi ise yaralı bulunuyor.

Önderin sözü  İşte bu ortam içinde söylenen bir sözdür.

Bu söz üzerine başbakanlıktan bir açıklama yapılarak görüşmenin iptal edildiği bildirildi. Konu ile ilgili başbakanlık açıklamasından da bir bölüm aktaralım; "Kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının tersine Sayın Başbakanımızın görüşme talebi asla terörle mücadeledeki kararlı tutumu tartıştırmak değildir. Ülkemizin ve milletimizin huzuru ve refahı için yürüttüğümüz terörle mücadele süreci, kesinlikle pazarlık konusu değildir. Güvenlik güçlerimiz bu hedef doğrultusunda kararlı bir mücadele yürütürken, ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız da, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için fedakâr bir çaba içerisindedirler. Milletimizi arkaik anlayışlarla; anti-demokratik, baskıcı söylemlerle ve silah tehdidi ile sindirmeye dönük eylemler içindeki tüm terör örgütleri ile mücadele kesintisiz devam edecektir. Sayın Başbakanımız ayak basmadık il bırakmadığı yurdumuzda aziz milletimizin tüm 'çay ikramı' davetlerini tereddütsüz kabul etmiş, gönlü geniş Anadolu insanının misafirperverliğinin simgesi olan bu daveti asla geri çevirmemiştir. Bu kültürle bağını koparmış kişilerle bu anlamda yürütülecek bir diyalog ortamı bulunmamaktadır. Yüce milletimizin desteği ve duası yegâne dayanağımızdır."

Meselenin” kaçak çay” meselesi olmadığı bal gibi ortadadır. Asıl mesele siyaseten HDP ve AKP ile hükümet arasındaki gerginliktir. AKP’nin bölgedeki politikası karşısında HDP’nin ortaya koymuş olduğu tavırdır. Hem iç siyasette hem dış siyasette ortaya konan farklılık ve yaklaşımlardır. Nasıl ki şu andaki çatışmaların sebebi “hendek” olarak gösterildiği halde hendek değil bu iptalin sebebi de “Kaçak çay” meselesi değil.

Mesele Türkiye’de demokratikleşme modelinin nasıl olacağı meselesidir

Mesele Türkiyenin yeni idari yönetim modelinin nasıl olacağı meselesidir

Mesele Kürtlerin statüsünün nasıl düzenleneceği meselesidir

Mesele bu konuların anayasada nasıl yer alacağı meselesidir

Mesele şekillenen yeni Ortadoğu haritasında nasıl yer alınacağı meselesidir

Mesele bu meselelerde etkin olmak için silahlı güç kullanma meselesidir

Ve asıl kaos ise bu meseleler nedeniyle artık kan dökülüyor olmasıdır.

Başından beri belirttiğimiz gibi Türkiyenin Kürt meselesine nasıl yaklaştığını artık açık bir şekilde ortaya koyması gerekiyor. Kürtler için içerde ve dışarıda ne düşündüğünü vatandaşlarına ve Kürtlere aktarması gerekiyor.

Ortaya çıkan yeni tabloda kendilerine yer edinmeye çalışan Kürtlerin kimlerle ve nasıl bir ittifak içinde yaşayacaklarına karar vermeleri için tarafların yaklaşımlarını görmeleri gerekiyor.

Bu işin tankların namlusunu, uçakların bombasını göstermekle çözümlenemeyeceğini görmek gerekiyor.

 Barzani ile diyalog kurup diğer Kürt kesimleri ile hasımane ilişkiler geliştirmek doğru bir yaklaşım değil. Barzani’ye gösterilen ilginin daha büyüğünün içerde HDP’ye gösterilmesi gerekiyor ki hem Kürtlerin kardeşliğine hem de Türk ve Kürt kardeşliğine yarayan adımlar atılmış olsun.

Kendi Kürdüne sırtını dönüp diğer kürdün sırtını sıvazlama politikasının tutmayacağını görmek gerekiyor.

Eğer bununla amaçlanan Kürtlerin birlikteliğini bozmak ise bilinmelidir ki Kürtlerin birlikteliği en çok Türkiye’ye yarar. Kürdistan federal yönetiminde kaçak çay içmekten imtina etmeyenler neden HDP’ deki kaçak çaya iptal ile karar veriyorlar anlamış değiliz!