İZMİR’DE İYİLİK VAR! HAYDİ DAYANIŞMAYA

Abone Ol

Hafta sonu Meydanlarında iyilik dalgası oluştu.

Birleşmiş Milletler 2026 yılını

Sürdürülebilir Kalkınma İçin Uluslararası Gönüllülük Yılı ilan etti.

Ve İzmir’de İyilik Var Hareketi,

2024-2025 etkinliklerini “2026’ya Doğru Gönüllülük” temasıyla sürdürüyor.

“Gönüllü Olmak mı? Gönüllü Olmamak mı?”konusu

Bir seminerde enine boyuna konuşuldu.

Çünkü iyilik konuşuldukça çoğalır.

Bu etkinliklere, bir Sivil Toplum Kuruluşları topluluğu olan

İZMİR TÜLAY AKTAŞ GÖÇNÜLLÜ KURULUŞLAR GÜÇBİRLİĞİ dönem sözcüsü FATOŞ DAYIOĞLU çağrıda bulundu.

İyiliğin çoğaldığı, dayanışmanın görünür olduğu, gönüllülüğün güç verdiği bu özel günde, Hep birlikte,aynı anda bir iyilik dalgası oluşturuyoruz” diyerek.

İYİLİK YAP,DENİZE AT…!

Dünyada gerçekten iyi şeyler yapmak isteyen ancak sorunlarla karşılaşan insanlar da çok.

Nasıl hayırseverlik yapacaklarını ve bunu en iyi şekilde nasıl yapacaklarını bilmek isteyenler var.

İyilik yapmak sadece para vermekle alakalı değil.

İyilik yapmanın çeşitli yolları mümkün.

İyilik yapmak biraz da felsefi bir düşünce biçimidir.

Para vermek zor geliyorsa, küçük adımlarla başlayın.

Sonra kendinizi huzurlu hissetmeye hazır olun.

Yeterli kazancı olan yetişkinler bile finansal durumları yani paraları konusunda sağlıksız bir algıya sahip olabilirler

Finansal olarak istikrara kavuştuktan sonra bile para konusunda gergin hissedebilirler.

İnsanların hayatlarının belirli dönemlerinde yaşanır.

Bazen, para verme konusunda rahat hissetmenin en iyi yolu, hemen bağış yapmaya başlamaktır.

Az az da olsa vermekten çekinmemeli.

Az bir miktarla inanılmaz derecede iyilik yapabilirsiniz.

Biz geleneğimizde ”İyilik yap, Denize at…”vardır ya…

Bu insanın ruhuna iyi gelen bir yaklaşımdır.

Başkalarını daha fazla bağış yapmaya teşvik etmek istiyorsanız, onlara empatiyle yaklaşın

(baskı veya yargılayıcı bir tavırla değil) ve bağış yapmanın size verdiği mutluluğu vurgulayın.

Kendi deneyimlerimden;

Vermek çok iyi hissettirdi;sadece başkalarına yardım ettiğimi bildiğim için değil, aynı zamanda beynime yalnız, atomize bir varlık olmadığımı, herkesle bağlantıda olduğumu hatırlattığı için.

Ancak her şeyin bir ölçüsü var.

Kendinizi bir "verici" olarak görmeyi bırakın.

Kendinizi bir ağın parçası olarak görmeye başlayın.

Aksi halde bu kişilerin "kişisel sınırlar" koymada, yani kendileriyle başkaları arasında keskin bir sınır koymada daha hassas davranabilirler.

Ancak, benim gibi, hepimizin aslında birbirimizle bağlantılı ve bağımlı olduğumuzu düşünüyorsanız bu sınır fikri, kendini koruma içgüdüsü için işe yaramayabilir.

Aynen bir örümcek ağı metaforu gibi.

Türkiye’de İslami gelenekte iyilik çeşitli şekillerde vardır.

Din, zekât olarak bilinen parasal sadakalara büyük önem verir.

Ancak, başka bir bağış biçimi de SADAKA.

Hz. Muhammed'in söz ve geleneklerinin bir derlemesi olan Hadis, sadakanın şiirsel bir açıklaması şöyledir:

Her insandaki her eklem için güneşin doğduğu her günde bir sadaka gerekir.

İki kişi arasında adaletli davranmak sadakadır.

Bir kimseyi binek hayvanına bindirip veya eşyalarını taşımak sadakadır.

Güzel söz sadakadır.

Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırmak da sadakadır.

İyilik yapmak için pek çok yollar vardır.

Sadaka birçok farklı şekilde ve boyutta karşımıza çıkar; ıradan bir sadakadan daha kapsamlıdır.

Ben buna dayanışma derim.

O halde haydi dayanışmaya!