İYİ BİR SPORCU…

Abone Ol

YEREL BASINA SAYGI!..

Hafta sonunda halkı gelişmeler konusunda bilgilendirmekten öte bir çalışmaları bulunmayan bazı meslektaşlarıma yönelik çirkin bir saldırı gerçekleştirildi. Öncelikle meslektaşlarıma, yerel basın mensuplarına yönelik saldırıyı kınıyorum.

Sporla ilgili fazla yorumlar yapan biri değilim. Ancak bu üzücü hadise konusunda bir değerlendirme yapmak vacip oldu…

Spor Toto 3'üncü Lig 2'nci Grup takımı Batman Petrolspor ve Tokat Erbaaspor maçı sonrasında yaşanan üzücü olayda, günlük yazı yazdığım gazetemin çalışanları ile başka meslektaşlarıma yönelik toplu saldırıdan duyduğum üzüntüyü de dile getirmek istiyorum.

Tek silahları (!) kalemleri, kameraları ve fotoğraf makineleri olan yerel basın mensuplarına yönelik toplu saldırı gerçekten üzücü ve düşündürücüdür…

Geçmiş yıllarda hemen hemen hemen her hafta sonlarında futbol maçlarını izlemeye giderdim. Sporun barış, sevgi ve kardeşlik olduğu yolundaki düşüncenin pratik bulması en büyük temennim idi.

Hem Batman Petrol, hem Batman Belediye, önceleri ise amatör maçlarına ilgim vardı. İlgimin nedeni futbola olan sevgimdi…


Çocukluğumdan itibaren her türlü spora ve bu arada futbola düşkündüm. Batman 19 Mayıs, 5 Evler, Bağlar ve Fatih semtlerinde yıllarca top peşinde koştum.

Batmanlı avukat Sayın Mehdi Öztüzün ile 19 Mayıs’ın çamurlu tarlalarında top koşturduğumuz o güzel günleri hiç unutmuyorum. Yakın dövüş sporlarına da hayli ilgi duyduğumdan yıllarca ‘karate’ sporu yaptım…

Karatede çok iyiydim. Bir zamanlar Batman’ın en ünlü karate hocası olan merhum Ramazan Çatal’ın hoca yardımcısı olmayı başardığımda, karayolunda hızla giden araçlardan atlayarak bir çırpıda ayağa kalkacak kadar çeviktim. Sadece karate ve futbol ile ilgilenmedim. Çok iyi bir yüzücü, güreşçi, dağları tırmanan bir dağcıyım.

Evet, karate sporu ile yıllarca uğraştım, 7 kişiye karşı savunmalar yaptım ama bir gün bile gerçek hayatta kimseyle kavga etmedim…

Çünkü aldığım aile terbiyesi, inandığım dini/insani değerler ve spor ahlakı gereği gerilimin en yüksek dozundaki hadiselerde bile kavgaya yanaşmadım. Birkaç kez karşılaştığım cahiller oldu, nefsimi ayaklarımın altına alarak hoşgörü ile savuşturdum…

Hafta sonunda bazı meslektaşlarıma yönelik saldırıyı gece geç vakitlerde sosyal paylaşımdan öğrendim. Uzak bir akrabamın taziyesi nedeniyle geç vakitte eve geldiğimde, maç sonrasında yerel basın mensuplarına saldırı olduğunu duyduğumda çok üzüldüm…

HER TÜRLÜ ŞİDDETE HAYIR…

Saldırganları tanımıyorum ama kalabalık bir grubun olaya karıştığını öğrendim. Basın mensupları olmasalar bile az sayıdaki kişiye, çok sayıda kişinin saldırmasını ayıp karşılarım. Bizim kültürümüzde(!) böyle bir şey yok…

İnsan hakları damarım ağır basıyor, şiddete hayır diyorum…

Akıllı insanlar şiddetten uzak dururlar…

Bu dünyaya kazık çakmaya gelmemişiz…

Sayılı yıllar sonra hepimiz kara toprağın bağrına düşeceğiz…

Sonrası mı?

İnancıma göre iyiler ebedi saadete, kötüler ise ebedi azaba gidecek…

İnanç sahibi olmayanlara göre ‘ebedi yok oluş’ var…

İyilerden olmaya çalışıyorum…

Hiçbir azap olmasa ‘ebedi yok oluşu’ düşünmek bile akıl melekemi dehşete düşürüyor…

Toy gençlere tavsiyem; aklınızı kullanın. Bu dünya kavgaya değmez. Hele basit meseleler için asla...’

AFFEDİCİ OLMALIYIZ…

Evet, bugün de bu düşüncemi koruyorum. Olayın sadece futbolla, Petrolsporla ilgili olduğunu, perde arkasında başka şeyin olmadığını öğrendikten sonra bir grup futbol fanatiğinin yaptığı yanlışı büyütmeyelim düşüncesindeyim.

Yerel basın bu kente hizmetten başka ne yapmış? Gazetemizin saldırıya uğrayan Yazı İşleri Müdürümüz Sayın Arif Arslan, daha sıkıyönetim dönemlerinden beri bu kentin daha güzel yarınları için çabalayıp durmuştur. Arif Arslan gibi bu kentin sporuna yazılarıyla katkı sunan var mı?

Yerel basının tüm mensupları sadece bu kentin güzel yarınları için yazılar yazmış, haberler yapmıştır. Yerel basına saygı gösterilmesi gerekirken, basit bir maç sonrasında bu ne saldırganlık?

Çok sayıda kişinin karıştığı olay esnasında bir beyin kanaması veya kalp durması, veyahut bir bıçaklanma durumu ile ölümlü bir hadise yaşanabilirdi değil mi?

Böyle üzücü bir durum yaşansaydı, “hangi suçtan ve nedenden ötürü bu kavga?” diye sorulsa, acaba ne cevap verilecek?

İyi ki böyle üzücü bir gelişme yaşanmamış. Önerim; davanın sulh ile sonuçlanmasıdır…

Barış damarım ağır basıyor.

Tarafların birbirleriyle bir alıp veremedikleri yok. Spontane gelişme söz konusu. Biz affedici olacağız. Bu önerimin pratik bulmasını diliyorum. Yıllarca pek çok kavgalı kesime barışçıl mesajlar vermiş, şiddete karşı çıkmış Sayın Arif Arslan’ın önerimi sağduyu ile dinlemesini dilerim. Kendisine yapılan saldırıları affetme büyüklüğünü gösterme beklentim vardır.

İYİLİKTE ÖRNEK KENT OLMAK…

Yeri gelmişken "Burası Batman, burada küfür yok" kampanyasını bu vesile ile desteklediğimi belirtmek istiyorum.

Sayın Valimiz Ahmet Deniz’in, "Mevlana, Yunus Emre'nin tohumların atıldığı Anadolu'da asla ve asla küfür ve şiddetin yeri olmaması lazım. Sporda hiç olmaması gerekir. Biz buradan Batman'dan bir ışık yakalım istedik. Burada eşlerin çocukların da gelebileceği bir ortam olmasını istedik. Kulübümüz de taraftarımız da bize destek verdi. Buradan yaktığımız ışık değer kulüplere de örnek olur” şeklindeki sözleriyle başlattığı kampanya ile kentimizin adının Türkiye’ye örnek kent olarak duyurulması takdir edilecek bir davranıştır…

"Burası Batman, burada küfür yok" sloganının ilk başta yanlış algılar yaratabileceği düşüncesiyle, ‘sanki en küfürbaz kent Batman mı?’ diyerek olumsuz karşılamıştım.

Ancak Batman stadının zaten diğer kentlere nazaran en az küfür duyulan stad olduğunu belirterek Türkiye’ye güzel örnek olabileceğine inanıyorum.

İyilikte örnek kent olmak kadar güzel bir şey mi olur?

Batman’ın adının hiçbir zaman küfür ve şiddetle anılmaması dileğimle, esen kalınız.