İSTİKRAR VE GÜVEN

Abone Ol
 
Başbakan Recep Tayip Erdoğan siyasal yaşamının en zor günlerinden bir bölümünü geçiriyor. Hiç beklemediği, gelecek için farklı hayaller kurduğu bir anda hem de seçimlerden büyük bir başarı ile çıkarak 2023’lere güçlü varmaya çalıştığı bir dönemde kalenin içinden darbe aldı.
Uzun dönem iktidarda kalan siyasal partilerde bir gevşeme olduğunda hızlı çözülmelerin yaşandığını biliyoruz. Aslında üç yüzden fazla milletvekili bulunan ve bu vekillerden bazılarını kontenjan milletvekili olduğu bilinen bir yapıdan birkaç kişinin istifa etmesi çok da büyük bir mesele olarak görülmezse de gücün sarsılması şeklinde bir imaj yarattığı gerçeği de unutulmamalıdır.
Tam da böylesi bir dönemde Cuma günü üniversitede yaptığı konuşmada iki temel meseleden bahsetti sayın başbakan.
İstikrar
Güven
Bu iki kelimenin siyasette çok şey ifade ettiği doğrudur. Çünkü hangi alanda olursa olsun eğer istikrar yakalanamazsa başarı elde etmenin imkanı yoktur.
Koalisyon hükümetleri dönemini hatırlayalım. İstikrar olmadığı için hiçbir vatandaşın huzuru bulunmuyordu. Ülke ekonomisi birilerini hava durumuna göre dalgalanır IMF ‘nin verdiği borç miktarı ve zamanı bile ekonominin tepetaklak olmasına neden oluyordu. Bugün aynı korkuları yaşamıyorsak bu istikrar sayesinde oldu. Ancak gelen veya sağlanan istikrarın ülkenin demokratik gelişiminde de kendini göstermesi ve tabana yayılması gerekiyor. Bu da beraberinde bir güven ortamının yaratılması ile mümkün. Tek başına istikrar yetmiyor bir güven olacak ki istikrar sürsün.
Ülkede istikrarın sürmesi adına başbakan dahil iktidarın bir dediği iki edilmedi. Ancak bu istikrar endişesi aynı oranda toplumun tamamında bir güvene dönüşmedi. İlk fırsatta gemiyi terk edenlere bakılırsa bir güvensizlik olduğu da açık. Ancak bu durumun aşılacağı  da açık.
Neden?
Çünkü her ne kadar iktidar cephesinde bir güven bunalımı yaşanmış olsa da muhalefet partilerinin topluma güven vermedikleri gerçeği ile de yaşamaktayız. Ana muhalefet ve diğer muhalefet partileri kendi başarıları üzerinden veya projeleri üzerinden değil iktidarın tökezlemesi üzerinden politika yapmayı yeğliyorlar.
Meydana gelen durumun iyi değerlendirilip alternatif politikaları oluşturulacağına iktidara yüklenerek düne kadar eleştirdikleri yerlere farklı mesajlar yollayarak siyasi çıkar elde etmeyi umuyorlar.
Oysa muhalefet vatandaşa gerekli olan güveni vermiş olabilseydi şu andaki durumdan başka bir iktidarın çıkmaması için hiçbir neden olmayabilirdi.
Düne kadar iktidarın yargısından
İktidarın polisinden
İktidarın bürokrasisinden bahsedenler yeni durum karşısında yeni pozisyon alarak bu kurumlara yaptıkları eleştirilerin tam zıddı konuma geldiler ki bu da güven vermiyor.
Öyle anlaşılıyor ki iktidar istikrar kozunu da kullanarak var olan güvenini yitirmemeye çabalayacak. Ancak muhalefetin nasıl ve hangi argümanlarla güven sağlayacağı henüz net değil.
Yani özetle iktidarın istikrar ve güven ortamı muhalefetin yeterli politikaları üretememesinden kaynaklanmaktadır. Son günlerde esen rüzgarların bir takım kesimleri sevindirmesi ülkeyi zarara uğratmaktadır. Bu sıkıntılar aşılır mı derseniz aşılır elbet ancak öncelikle doğru ve ilkeli duruşların sergilenmesi gerekir. Gerek iktidar partisi AKP ve gerekse Ana muhalefet partisi CHP’nin attıkları adımları ülke için attıklarını vatandaşa kabul ettirmeleri gerekiyor.
Her şey şeffaf olarak gerçekleşir ve adalet yerini bulursa kimsenin gelecek kaygısı yaşamasına gerek kalmayacak.
Herkes iki yanlışın bir doğru etmediğini bilmek zorunda. Düne kadar yapılan yüzlerce yanlışa yanlış demeyenlerin ve bu yanlışlara karşı hangi argümanlarla doğruyu yapacaklarını açıklamayanların sadece eleştiri getirerek istikrar ve güven getirmeyecekler açık buna karşın hükümetin çok iyi bildiği istikrar ve güvenin yapılanların hesabı verilmeden gerçekleşmeyeceği de bilinmeli.
Yanlışa yanlış doğruya doğru denildiğinde istikrar ve güven olur yoksa …