İŞTE HOŞGÖRÜ MANZARASI 

Abone Ol

*Kıra Dağı eteğindeki Mor Kuryakus manastırının kapısındaki kitabe Süryanice yazılmış. Turabdin bölgesinde Bote (Bardakçı) köyünden  baş rahip Gabriyel’in döneminde rahiplerden Yusuf, Gewergis ve Tuma, bu kitabenin harflerini işlemiş. 1909 Yılında yaşamlarını yitiren bu üç rahibin eserleri günümüze kadar korunmuş... 

*40 Haneli Ayrancı, (DıraQira) köyü devasa manastır ve yanı başında cami minaresiyle “Hoşgörü köyüyüm” diyor. Köyün önde gelen isimlerinden Hıfzullah Akdaş, manastırın ayağa kalkması için yıllarca verdiklerimücadelenin karşılığını aldıklarını söylüyor ve ekliyor; “Burası artık hoşgörünün adresi olarak belleklerde yer edinecek…” 

ARAZİSİ OLMAYAN KÖY
1500 Yıl önce ‘Gavas’ Köyü olarak bilinen şimdi ki Ayrancı (DıraQira), 1700’lü yıllarda Beşiri İlçesinin Zercil (Danalı) Köyü’ne bağlıydı. 

Mor Kuryakus Manastırı Kıra Dağı’nın eteğinde. 

Yıllar öncesinden bölgenin metropolitik bölgesi Mor Kuryakus, Kürtçe de ‘Kara Manastır’ adıylada bilinir. 

Bu şaheser yapıtın bulunduğu alan ve çevresinden vergi alınmıyormuş. Bu nedenle çevresindeki tarla, bağ ve bahçelerin geliri de Mor kuryakusmanastırına verilirmiş.

1736 Yılında Mor Kuryakus Manastırı Piskoposların yardımıyla ikinci kez onarım görmüş.

Türkiye’de belki toprağı olmayan tek köy manastırın olduğu Ayrancı’dır. 

1960’lı Yılların başında manastır kaderine terk edilince, yaklaşık 600 dönümlük alana yerleşen köylüler, o devasa eserin gölgesinde yeni bir köy kurmuş. 

“NEDEN HOŞGÖRÜ KÖYÜ OLMAYALIM”

Kıra Dağı’nın eteğindeki bazalt taşlardan yapılan devasa manastırın yeniden ayağa kalkması için köyün ileri gelen isimlerinden HıfzullahAkdaş, büyük çaba gösterenlerden biri. 

Süryani Manastır’ının restorasyonuyla köyün kaderinin değişeceğini anlatan Akdaş, bakın neler diyor; 

“1960’larda Süryani Patrik ve Rahiplerin ayrılmasından sonra köylüler bir süre manastır içinde yaşamını sürdürmüş. Manastıra bitişik ilk evde halen ayakta. Biz bu önemli eserin turizme kazandırılması için çok çaba gösterdik. Mücadelemizin karşılığını da aldık. Şimdi de bu devasa eser yeniden ayağa kalkıyor. Önümüzdeki yıl bu dönemlerde burası için çok daha güzel şeyler konuşacağız.”

Akdaş, her ne kadar Batman’da Fıstık Üreticileri Birliği Başkanlığı görevini sürdürüyorsa da bir o kadar da tarih gönüllüsüdür.

‘Neden hoşgörü köyü olmayalım’ diyen Akdaş, “Camimiz ile manastır köyümüzün ne kadar güzel ortamda olduğunu gözler önüne seriyor. Bildiğim kadarıyla bu manastırın çanı Midyat’taki manastırda duruyor. Restorasyon çalışmaları bittiğinde çanı buraya getirip monte ettirsinler. Burası da tıpkı Midyat gibi olsun” diyor. 

MANASTIR ÖNÜNDEKİ EVLER YIKILACAK

Köy ortasındaki devasa manastırın her yerden görülebilmesi için çevre düzenlemesi kapsamında bir proje de geliştiriliyor. 

Manastırın giriş kapısının önündeki evlerin yıkımı için ‘karar’ çıkmış.

Dördüncü Yüzyılda Turabdin’deki Süryani Ortodoks dini mimarisi, Bizans mimarisinin bir uzantısı olarak kabul ediliyor.

‘DıraQira’ Manastırı da bu coğrafyanın önemli yapıtlarından.

Turizme adım adım açılan bu devasa eserin, çevre düzenleme çalışmalarını da özetleyen HıfzullahAkdaş, anlamlı bir mesaj veriyor; 

“Buranın restorasyonu hayalimizdi. Son 10 yıldır manastırda restorasyon yapılsın diye başvurmadığımız yer kalmamıştı. Kilise bölümü hariç restorasyonda sona gelindi sayılır. Manastırın çevre düzenleme işi kapsamında giriş kapısındaki evlerde yıkılırsa o zaman köyümüzün manzarası bir başka güzel olur. Binlerce yabancı ve yerli turisti burada konuk edeceğiz.”

Özetle dördüncü ve beşinci yüzyılda yapılan bu önemli eser, çok değil birkaç yıl sonra turizmin belki de ‘merkezi’ olacak. 

SİYASETİN RENKLİ SİMASINI KAYBETTİK

Batman’da 1980’li ve 90’lı yılların siyasetinde adından söz ettiren bir sima da Bahri Tufan’dı.

Yıllarca Balpınar-Zorköy’de yaşamını sürdürdü.

1980’li Yıllarda aktif siyasetle buluştu.

İki dönem Batman Anavatan Partisi eski İl Genel Meclis Üyeliği’ni yaptı.

Batman’ın eski Milletvekillerinden Aydın Baran ve Ataullah Hamidi ile birlikte uzun yıllar Anavatan Partisi’nde görev yapan Tufan, bir süredir yakalandığı amansız hastalıkla mücadele ediyordu. 

6 Çocuk babası Tufan, uzun bir süredir de aktif siyasetten uzaklaşmıştı. 

Hem evde hem de hastanede tedavi görüyordu ama fırsat buldukça da sevdiği dostlarının ziyaretine giderdi.

En son o’nu yaklaşık 1.5 ay önce Zorköy’de Vali Ekrem Canalp ile Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun çiftçilerle yapılan ‘Tarım Kooperatifi’ toplantısında görmüştüm.

O toplantıda yüz yüze geldik, hal-hatır sordu.

Bayağı kilo vermişti. 

Yine de o toplantıda hep tebessüm eden o yüzüyle dostlarıyla bir arada olmanın sevincini yaşamıştı.

Kendine iyi bakan ve toplumda oturup kalkmasını bilen Tufan, bu şehrin değerli bir simasıydı.

Pazar akşamı tedavi gördüğü özel bir hastanede yaşama veda etti.

Son yolculuğunda dostları o’nu yalnız bırakmadı.

Çok sevdiği Balpınar beldesindeki mezarlıkta toprağa verildi.

Mekanı cennet olsun.