İşsizler kahvesi...

Abone Ol


**30-40 Yıl önce ulusal market zincirlerinin olmadığı dönemlerde şehrin tek alış-veriş merkezi Japon pasajıydı. Elektronik cihazlar başta olmak üzere kaçak eşyanın adresi o ünlü iş merkeziydi. İş merkezinin hemen dibindeki kahve ise inşaat sektöründe çalışan işsizlerin halen tek mekanı.

**Ailelerin geçimlerini sağlamak için çalışıp ter döken o emekçilere bir dokun bin ah işit. Kahvecinin arada sırada; “Beyler çayları tazeleyelim, burası sögüt gölgesi değil” uyarısıyla doğrularak kendine gelenler, soluğu dışarıda almıyor da değil.

İŞSİZLERİN MEKANI
Daha çok bisiklet ve motosikletlerin park ettiği o mekan işsizlerin buluştuğu belki de tek adrestir.
İkinci caddedeki Japon pasajı bir dönemler o bölgenin alış-verişin merkeziydi.
30-40 Yıl önce bu şehirde tek-tük market vardı.
Şimdinin ulusal market zincirleri yoktu.
Alış-veriş yapmak isteyenler kuşkusuz ikinci caddedeki japon pasajında buluşurdu.
Az ötede ise Çin manzarasını andıran bisiklet ve motosikletlerin önüne dizilen kahve yada kıraathane tabelası bile yoktu ama orası işsizlerin mekanıydı.
‘Kıraat’ Arapça’da okumak anlamına gelir. ‘Hane’ ise yer veya mekan demektir. Bu iki sözcüğün birleşimi ‘okuma yeri’ anlamındadır.
Kıraathaneler, müşterilerin çay ve kahve içerek, gazete, dergi ve kitapları okudukları yerler anlamındadır.
Genellikle müşterileri erkek olur. Kıraathaneler zamanla ‘kahvehane’lere dönüştü. Zamanla yer ve mekanlar daha da modern hale getirilerek, ‘cafe, cafeterya’ gibi çeşitli yemeklerin yendiği, müzik dinlendiği yerler olarak anılmaya başlandı.
Maalesef Batman’da kahvelerin çoğunda ‘okuma’nın pek olmadığı yerlere dönüştü.

İŞSİZLER NE YAPSIN?
Bu şehir büyüdü.
14 Haneli İluh, 60 yılda nüfusu yarım milyona yaklaştı ama bazı mekanlar hiç değişmedi.
Değişmeyen mekanlardan biri de kuşkusuz işsizlerin buluştuğu ‘kahve’dir.
Japon pasajı dibindeki o eski kahvehane, kaç kez el değiştirse de hep aynı kitle oturur-kalkar.
O kahvenin işletmecileri, işyerini yenileme zahmetine katlanmadı.
Zaten gelen müşterilerle hep işsiz ya da emekliler.
Onların vakit geçirmek, ucuz çay içmek için aradıkları böyle salaş bir mekandır.
Arada-sırada kahvecinin “Beyler, çayları tazeleyelim. Burası söğüt gölgesi değil” uyarısı ile doğrularak kendine gelenler, çareyi o an orada uzaklaşmada buluyor.
İşsizler kahvesinde inşaat sektöründe gündelik çalışanların hayat hikayeleri ilginç.
Zaman öldürmek için de arada-sırada tesbih satıcıları volta atar.
Tesbih satıcıları, daha çok emekli ile işsizlere seyyar kutusundaki tesbihleri gösterir.
Alınlarından ter akan o işsizlerin sıcak bir ‘çay’a nasıl sarıldıklarını da görmek gerekiyor.

*******

SESSİZ MÜDÜR AYRILIYOR
Batman’ın da aralarında bulunduğu 59 İl’in Emniyet Müdürleri değişti.
2.5 Yılı aşkın süredir Batman Emniyet Müdürlüğü görevini yapan Necati Denizci, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce yapılan yeni görevlendirmeyle Kocaeli’ye gidiyor.

Denizci, artık gün sayıyor.
2014’ün Şubat’ın da Batman atanan Denizci, İl yöneticileri arasında ‘sessiz’ Müdürdü.
Kimsenin kolay kolay görmediği Necati Denizci, daha çok makamında kalmayı tercih ederdi..
Emniyet Müdürleri kararnamesinde bölgede belki de en güzel İl’e atanan Emniyet Müdürü Necati Denizci, İstanbul’a yakın mesafedeki İzmit (Kocaeli) gibi sanayinin büyük olduğu bir şehre gidiyor.
Denizci için aslında yazılacak pek de bir şey yok.
Medyatik değildi.

Resmi etkinlikler dışında pek de ortalıkta gözükmeyen Denizci’nin yerine gelecek isim ise Polis Başmüfettişi M. Ali Akkaplan.

Batman’a gelen yönetici ya da bürokrat her zaman terfii eder.

**********
OKURDAN MESAJ
Batman Çağdaş okurlarının mesajlarına bu sutünlarda arada sırada yer veriyoruz.
Bir okurumuz, bir kaç satırla özlem duyduğu tabloya atıfta bulunmuş;
“Sonbahar’ın son günlerinde yazdan kalma nefis bir hava. Hafta sonu gönlümce tarihi Hasankeyf’te stres atabilirim. İnsanın kemiklerini ısıtan güneşin, tatlı tatlı esen rüzgarın keyfini çıkarabilirim. Dicle nehri kıyısında uzun yürüyüş yapıyorum. Her şey tam da planladığım gibi. Gel gör ki kafamı bir türlü boşaltamıyorum. Çevredeki koyun sürülerine, laf atıyorum, bulutlara selam veriyorum, olmuyor olmuyor. Kafamı boşaltabilirim düşünceyi denetim altına almanın bir yolunu yordamını bulmalı insan. Ancak içinde soluk alıp verdiğimiz kendi toplulumuza baktığımda kafa boşaltarak yaşamayı becerenlerin sayısının çokluğu önceleri beni şaşırtsa da şimdilerde artık şaşırtmıyor. Sığınmacının dramı. Dünyada olup bitenler kimsenin umrunda değil. Eskilerin deyimiyle dünya yansa kimsenin umrunda değil. Birileri etrafındakilerin dertlerine ortak olmaktansa dedikodu paylaşmayı tercih ediyor. İşte o zamanda acaba diyorum. Toplum dünün gelenek ve göreneklerinden uzaklaştı mı?”
Kısacası; okur haksız değil. Dününden hızla uzaklaşan bir dönemdeyiz...