İSİM DEĞİŞTİRMEK NEYE YARIYOR?

Abone Ol
 
Türkiye’de ceza kanunlarındaki yaptırımlar ve tanımlamaların evrensel hukuk normlarına uymadıkları üstüne üstelik açılan mahkemelerin bir bölümünün de olaya tuz biber ektiğini aklıselim düşünen herkes dile getirmiş ve soruna çare bulunması gerektiğini hatırlatmıştı.
Hükümet kamuoyundan gelen bu tepkiler karşısında bir şeyler yapması gerektiğini belirlemiş ve yargı paketi düzenlemeleri adı altında bir takım düzenlemeler yapmaya çalışmıştı. Bu çalışmalar içerisinde bulunan 3. Yargı paketi de büyük beklentilerle hazırlanmıştı. Ancak ortaya çıkan sonuç konuya muhatap olanları tatmin etmediği gibi kamuoyunun duyarlılığına da cevap olamamıştır. Paketin getirdiği hiç mi iyi bir şey yok derseniz ona cevabımız olumsuz değil elbet ancak sorun asıl meseleye yönelik yapılacak olan düzenlemedir ve paket bu düzenlemeye ilişkin beklentileri karşılayamamıştır.
3. Yargı paketinin cezaevinde tutulan tutukluların durumuna bir iyileştirme getireceği beklentisine cevap olamadığı görülüyor. Hükümetin yapmış olduğu düzenleme ile sayıları üç bini bulacak olan adli tutuklu veya hükümlünün faydalanacağı belirtiliyor ki bu konuda salıverilmesi beklenenle adli tutuklu ve hükümlülerden ziyade siyasi tutuklu ve hükümlülerdi. Kaldı ki salıverilmesi düşünülen tutuklular bırakılsa bile cezaevlerindeki doluluk oranları yeni beklentilerin çok çok üzerinde bulunmakta ve bu alandaki sıkıntılar devam etmektedir.
Ceza hukukumuzdaki en büyük sıkıntılardan birisi de suçun tanımlanması ve paket suçlar meselesidir. Mevcut yasalarda yapılan düzenlemelere göre istenildiğinde her yurttaşın “Terörist” veya “Terör örgütü” üyeliği ile suçlanabilmektedir. Örgüt üyesi olmamakla birlikte diye başlayan ve sonunda on yıllarca ceza gözüken tanımlama ve belirlemeler yüzünden binlerce kişi ceza almakta ve cezaevlerinde bulunmaktadır. Üstelik bu suç tanımlaması içerisine giren konuların Özel Yetkili Mahkemeler ve savcılar tarafından soruşturulması ve takip edilmesi de işin ayrı bir ucube tarafı.
Yani kazara ayağınız takılsa kendinizi terör suçundan yıllarca içerde bulmanız olası bir hal almaya başladı. Ceza yasalarımızdaki terör tanımının kapsamı bile işin ne kadar ürkütücü olduğunu anlamaya yetiyor zaten. Bu tanımlamanın uluslar arası hukuk normlarına uymadığını dünya alem söylüyor ancak yetkililerin “Nuh deyip Peygamber dememeleri” nedeniyle sorun da aşılabilmiş değil. Tanımlama konusunda Hükümetin yaptığı açıklamalar ve sıkıntılar da bilinmektedir. Mesela Hükümet Türkiye’deki Laiklik tanımlamasının AB kriterlerine ve tanımlamalarına uymadığını defalarca yaptığı açıklamalarla dillendirmiştir. Ancak aynı konudan muzdarip olduğu halde konu Kürtler ve Kürt meselesi olunca aynı yanlışı barındıran düzenlemeler yapmaktan da çekinmemektedir.
Bu çerçevede bakıldığında 3. Yargı paketinin birçok yönden olumlu adımlar içerdiğini belirtebiliriz ancak yerine konulan bölgesel mahkemelerin varlığı, suç ve suçlu tanımlamalarında değişikliğe gidilmemesi gibi konularda sıkıntıların sürmekte olduğu da belirtilmektedir. Hukukçuların da bu konuda endişe taşıyor olmaları konuya olan hassasiyetin azaltılmadığını göstermektedir.
Bu nedenlerle yapılan düzenlemelerde isim değişikliklerinden ziyade tanımlamalar başta olmak üzere konunun özüne yönelik değişikliklerin yapılması durumunda daha yararlı ve sonuç alıcı düzenlemelerin yapılabileceğini belirtmek gerekir. Beklentilerin de bu yönlü olduğunu belirtirsek yanılmış olmayız.
Sonuç olarak çocukların bu ağır cezalarda yargılanmayacak olmaları gibi konular olumlu adım olarak değerlendirilirken tanımlamalar konusundaki sıkıntıların devam ettiğini de belirtelim.