Malum Ortadoğu’da büyük değişimler ve kaoslar yaşanıyor. Arap Baharı olarak dünya kamuoyuna sunulan değişimler ne yazık ki değişim gerçekleştiren ülkelerde hala huzuru sağlayabilmiş değil.
Dünya basını ve halkları da bu değişimlerin darbe sonrası ile yeterince ilgilenmemektedir.İlk günlerdeki heyecan yerini derin endişelere ve sıkıntılara bırakmış durumda. Düzeldi denilen yerlerde hükümetler ve liderler değişti ancak halkın son durumu konusunda yansıyan bilgiler yetersiz.
Bu süreci yaşayan ve ABD güçlerinin çekilmesi ile kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Irakta son dönemde büyük sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Merkezi hükümet uyguladığı politikalarla ülkedeki kaos ortamını kaldırmayı bir yana bırakalım olayları artırdı demek doğru olacak. Son olarak Kürtlerle sağladığı ittifakı da bir kenara atmaya kalkışınca ortalık toz duman oldu.
Bir süre önce ülkenin büyük bir bölümündü gerçekleşen yerel yönetimler seçimlerinde de kalıtımın yüzde 51 gibi bir kritik oranla gerçekleşmiş olması bazı vilayetlerde seçimin yapılamaması da işin cabası.
Maliki hükümetin uygulamaları karşısında Irak Kürdistan Yönetiminin hükümetteki bakanlarını geri çekmesi de krizin büyümesine neden oldu. Koptu kopacak denilen bir zamanda Neçirvan Berzani’nin Bağdata giderek Nuri El Maliki ile uzlaşması bir başarı olarak kabul edilebilir.
Irak Merkezi Hükümeti ile Kürdistan yönetimi arasında yedi maddelik bir anlaşma imzalandığı bildirildi. Bu maddelerin şunlar olduğu belirtildi.
1- Şubat 2007’de IKBY ve merkezi hükümet arasında yapılan anlaşmaya göre petrol ve doğal gaz yasasının çıkarılması için bir komisyon kurulması,
2- 2013 bütçesinin düzeltilerek IKBY verilen bütçenin yeniden düzenlenmesi,
3- İhtilaflı bölgelerdeki güvenliğin ortak idare ile sağlanması ve Dicle, Cezire ile Musul Operasyon Komutanlığı’nın ortaya çıkardığı sorunların çözülmesi,
4- Celal Talabani tarafından parlamentoya sunulan, Saddam Hüseyin döneminde uygulan nüfus değiştirme politikaları ve yasalarının gözden geçirilerek nüfus haksızlıklarının giderilmesi ve il sınırlarının yeniden düzenlenmesi,
5- IKBY ile merkezi hükümet arasında havaalanları, gümrük ve vize yönetimi konusunda ortak idarenin sağlanması,
6- Enfal’de kimyasal silahtan zarar gören ve Şabani Ayaklanması’nda zarara uğrayanlara tazminat ödenmesi,
7- İki taraf arasındaki ilişkileri sağlamlaştırmak ve geliştirmek için her iki tarafın birlerine temsilci ataması kararlaştırılmıştır.
2- 2013 bütçesinin düzeltilerek IKBY verilen bütçenin yeniden düzenlenmesi,
3- İhtilaflı bölgelerdeki güvenliğin ortak idare ile sağlanması ve Dicle, Cezire ile Musul Operasyon Komutanlığı’nın ortaya çıkardığı sorunların çözülmesi,
4- Celal Talabani tarafından parlamentoya sunulan, Saddam Hüseyin döneminde uygulan nüfus değiştirme politikaları ve yasalarının gözden geçirilerek nüfus haksızlıklarının giderilmesi ve il sınırlarının yeniden düzenlenmesi,
5- IKBY ile merkezi hükümet arasında havaalanları, gümrük ve vize yönetimi konusunda ortak idarenin sağlanması,
6- Enfal’de kimyasal silahtan zarar gören ve Şabani Ayaklanması’nda zarara uğrayanlara tazminat ödenmesi,
7- İki taraf arasındaki ilişkileri sağlamlaştırmak ve geliştirmek için her iki tarafın birlerine temsilci ataması kararlaştırılmıştır.
ORSAM Ortadoğu uzmanı Bilgay Duman bu konuda şu belirlemeyi yapıyor; “Bu maddelerden özellikle, ihtilaflı bölgeler, doğalgaz ve petrol yasası, nüfus ve il sınırlarının yeniden düzenlenmesi, Dicle, Musul ve Cezire Operasyon Komutanlıklarına ilişkin maddeler hem Sünnileri hem de tüm Irak’ı ilgilendiren konular olarak göze çarpmaktadır. Özellikle ihtilaflı bölgeler meselesi belki de Irak’ın en problemli sorunudur.
Öte yandan bu anlaşma ile merkezi hükümet IKBY’nin aşırı özerk tavrı karşısında geri adım atmış gibi görünmektedir. Zira daha önce hem merkezi hükümet yetkilileri hem de Şii siyasetçilerle görüştüğümüzde IKBY’nin bu durumunu kabullenmişlik ortak nokta olarak dikkat çekmiştir. Bu anlamıyla Şiiler merkezi hükümet üzerinde elde ettikleri kontrolü, her iktidarın isteyeceği gibi, korumak ve sağlamlaştırmak istemektedir. IKBY de her krizden olduğu gibi bu krizden de avantaj sağlamaya çalışmaktadır”
Öte yandan bu anlaşma ile merkezi hükümet IKBY’nin aşırı özerk tavrı karşısında geri adım atmış gibi görünmektedir. Zira daha önce hem merkezi hükümet yetkilileri hem de Şii siyasetçilerle görüştüğümüzde IKBY’nin bu durumunu kabullenmişlik ortak nokta olarak dikkat çekmiştir. Bu anlamıyla Şiiler merkezi hükümet üzerinde elde ettikleri kontrolü, her iktidarın isteyeceği gibi, korumak ve sağlamlaştırmak istemektedir. IKBY de her krizden olduğu gibi bu krizden de avantaj sağlamaya çalışmaktadır”
Öyle görülüyor ki Irakta sular bir müddet durulacak. Ancak yinede 2014 seçimlerine kadar geçecek süreçleri iyi izlemek gerektiği açıktır. Kürtlerle uzlaşmanın artık çözüm olarak göründüğü bir dönemden geçildiği bir Ortadoğu gerçeği olarak karşımızda duruyor.