İNSANLIK ÖLMÜŞTÜR!

Abone Ol
 
Mahmut Alınak cezaevlerindeki uygulamalarla ilgili olarak Başbakana yazdığı faksta durumun vahametini ortaya koymuş ve tarihe bir not düşmek istemiş. İleri demokrasi örneği denilen bir dönemde bir eski milletvekilinin karşılaştığı durumun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dileriz insanlar artık bu durumları düşünürler. Mektubu sizlere ve tarihe sunuyoruz.

“Ben 12 Eylül hapishanelerinde de yattım. Ağır işkenceler gördüm, ama soyundurularak aranmadım. Gel gör ki, “ ilahi adalet, kardeşlik ve insan hakları sözcüklerini dilinden düşürmeyen iktidarınız zamanında hapishanede soyundurularak arandım.

Ben ve benimle birlikte yedi kişi kelepçeli olarak getirildiğimiz Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevinin idari bölümüne kadar ayrı noktalarda tam on dokuz defa arandık. Aramalar X Ray cihazından geçirilmenin yanında, ayakkabılarımızın içine kadar ayrıntılı olarak yapıldı. Buna rağmen cezaevi idari bölümünde eroin ve esrar taşıyormuşuz gibi, bizden soyunmamız istendi.
Biz toplu halde haysiyet kırıcı olduğunu söyleyerek soyunmayı reddettik. Bunun üzerine Pazartesi günü ( geldiğimizde Cumartesiydi) gelecek ekiplerin müdahalesi ile zor kullanılarak soymakta tehdit edip, bizi bir tecrit odasına kapattılar. Üç saat kadar o soğuk odada bekletildik. Yanımdakiler gencecik insanlardı, onların saldırıya uğramalarına ve dövülerek soyundurulmalarına yüreğim izin vermedi. Bunun üzerine soyunmayacağımızı, ancak soyarak arayacaklarsa bunu kendilerinin yapmasını söyledik. Böylece bizi bir odada tek tek soyarak aradılar.
 
Sonra öğrendik ki, tüm F Tipi Cezaevlerinde aynı uygulama hüküm sürüyormuş.
Şimdi buna ne denir?
İnsanlık mı bu?
Hangi vicdana, hangi kitaba, hangi hukuka, hangi dine sığar?
Hani yaratılanı yaratandan dolayı seviyordunuz?
O sözleriniz burada komik kaçıyor Başbakan!

Merak ediyorum, iktidarınızın denetimindeki bu zulüm sürerken, siz ve bakanlarınız, milletvekilleriniz, il ve ilçe yöneticileriniz nasıl rahat uyku uyuyabiliyorsunuz?
Tutuklu olarak bazı insani haklarımız olurdu. Ama insanlık uğramamış sizin hapishanelerinize. Besbelli bize esir muamelesi yapılıyor, statümüz budur. Avukat görüşüne gidip gelirken, ayakkabılarımızın içi de dahil altı noktada aramaya tabi tutuluyoruz.
Gidip gelirken, cebe el sokmak yasak, saat taşımak yasak, görevlilere mektup ya da dilekçe verdiğinde ayağa kalkmak mecburiyettir.

Amerikan Guantanamo Hapishanesi’ ni aratmayan bir tecrit hüküm sürüyor. Günün yirmi dört saati beton üzerindeyiz. Betondan hastalanmamak için ayaklarımızın altına bir tahta parçası bile koyamayız. Adliyeye götürülüp getirilirken, ring adı verilen araçların hücrelerinde saatlerce kelepçeli olarak bekletiliyoruz. Kısacası bedenen, zihnen ve ruhen çürütülerek öldürülmek isteniyoruz.

Sayın Erdoğan “ Terörist” diye hapishaneye tıktığınız bizler, hükümetinizin mührünü taşıyan bu uygulamaları, hayvanlara bile reva görmeyiz. Bir hayvanı bilmeden, istemeden incitmişsek eğer, acı çeker, ondan özür dileriz. Ve o acıyı hayat boyu taşırız yüreklerimizde.
Ya siz? Sormama ne gerek var! İktidarınız kendisine yakışanı yapıyor.
Bu faksı, sizden bu zalimliği sona erdirmeniz istemek için göndermiyorum. Böyle bir isteğim yok. Sadece tarihe not düşmek istedim. Bu faksı çöpe atmayın, bir gün özür dilemek için lazım olur diye başbakanlık arşivine koyun.
Sayın Erdoğan, Ölümden öteye köy yok. Baş eğerek pis bir hayat geçirmektense, ölümü aşkla kucaklamaya hazırım.”
                                                                              MahmutAlınakKarsveŞırnakeskiMilletvekili
                                                                              Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi