İNSAN HAKLARINI SAVUNDUKÇA!..

Abone Ol
Bu köşede sürekli olarak insan haklarıyla ilgili değerlendirmeler yapmışımdır.


İnsanların temel haklarına dikkat çekip, yaşam haklarını savundukça, görevimi yaptığıma inanıyorum.


İnsan haklarını ayrımsız olarak herkes için savundum, savunuyorum ve inşallah savunmaya da devam edeceğim…


Rabbim beni istikametten, yani doğrudan, adaletten ayırmasın, adil şahitlik edenlerden eylesin…


İnandığım ve iman ettiğim en kutsal metinlerden bir Ayet: “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide Suresi)


Ne yazık ki insan haklarından sıkça söz ettiğimiz bir zaman diliminde, bölgemizde, ülkemizde, Ortadoğu coğrafyasında yaşam hakkına yönelik barbarca saldırılarda artış olduğunu gözlemliyorum…


Özellikle Ortadoğu’da barbarlıkta sınır tanınmadığını herkes görüyor. Gün geçmiyor ki insanların yaşam haklarına yönelik saldırılar yaşanmasın…


En son Suriye’nin Kamişlo kentinde toplu katliama tanıklık ettik…


IŞİD/DAİŞ adlı barbar yapı bir kere daha mazlumlara, kadın ve çocuklara topluca kıyarak alçaklığını gösterdi…


5 yıldır zaten büyük acılar yaşamış halk gerçekliği ortadadır. Facemde şu tepkiyi göstermiştim: “Zaten acılarla yoğrulmuş, zaten yoksullukla ve açlıkla boğuşan, zaten evlatları Batman'a kadar savrulmuş acılı bir kenttir Kamişlo. Ne istediniz ey zalimler ve alçaklar guruhu? Bu katliamı yapan DAİŞ, insanlık ailesinin esfele-i safiline yuvarlanmış ve insanlıktan çıkmış barbar yapısıdır.”


Ne yazık ki barbarlık başka yerlerde de devam ediyor. Son günlerde Halep kenti ve çevresinde yaşanan insan hakları ihlalleri, katliamlar bunun somut göstergeleri…


İnsan haklarını savundukça hak ihlalleri tavan yapıyor. Durumu değiştiremiyorum…


BİLİM İNSANLARINI DİNLEYELİM!..

Sinir katsayılarım tavan yapmış durumda. Bu makalemin kalan bölümünde insan hakları ile ilgili değerlendirme yerine ‘tepki amaçlı’ olarak hayvan haklarından söz etmek istiyorum.

Sinirlerim gerildiğinden yıllar önce köşemde hakkında değerlendirme yaptığım, konuğumuz olarak konferans veren bir bilim insanı olarak Sayın Prof. Dr. Orhan Kural ile ilgili yazımdan bir derleme sunuyorum:

Her şeyden önce sayın Kural, insanları seviyor ve karşılıksız hizmet veriyor.

Sadece insanları mı seviyor? Hayır…

Hayvanları da sevdiği için ‘vejetaryen’liği benimsemiş, et yemiyor.

Hayvan haklarının korunması için gerçekten de duyarlı bir bilim insanı aramak isterseniz, işte o Orhan Kural’dır…


Ülkemizdeki ünlü bayan sanatçılarla tartışmasının temel nedeni, bayanların kürk giymesidir. Konferansında çok sayıda örnek verdi. Kürkleri için öldürülen hayvanların haklarını savunan Prof. Kural’ı yürekten destekliyorum. Açıkça belirteyim; Batman’da Hayvan Haklarını savunan bir derneğin olmaması büyük eksikliktir. Bir Çevreci olarak nasıl ki insan hakları savunucusuysam, öyle de hayvan haklarının da savunucusuyum…


En ağır işlerde, acımasızca çalıştırılan yük hayvanları, keyif için öldürülen hayvanlar. Buna gerçekten tahammülüm yok…


Batman’da hayvanların haklarını savunduğum için zaman zaman bazı bilinçsiz kişilerle tartışıyorum. Mesela balık katliamının önlenmesi için gösterdiğim çabaları anlamayan insanlar oluyor. Dicle nehrinin derinliklerinde yaşamını sürdüren yüzlerce çeşit canlı var. Doğal ortamlarına ilaçla, dinamitle, elektrikle müdahale eden insanların üzerine gittiğim için zaman zaman tehditler de almışımdır…


O canlıların yaşam hakkını savunduğumda, “Neden insanların yaşam hakkını savunmuyorsun? İnsanlar öldürülüyor” diyenler olmaktadır. Tabi bunlar, benim insan hakları savunuculuğu yaparken, bazı bedeller ödediğimi bilmeyenlerdir…


Evet, hayvanların haklarını savunuyorum. Örneğin ben de sayın Kural gibi, ‘avcılara’ tepkiliyim. Sayın Kural, “Avcıları sevmiyorum” diyordu. Ben ise, sevmeme ifadesi yerine, ‘avcılara acıyorum’ ifadesini kullanmayı tercih ederim. Hangi tür hayvanı olursa olsun, zevk için öldürenlerin günah işlediklerine inanıyor ve onların ıslah olmalarını, yanlışlarından dönmelerini diliyorum. Hayvanları zevk için öldüren insanlar gerçeğini düşünürken üzüntüden kahroluyorum…


Hayvan haklarını savunuyorum, çünkü insanlık ailesi için bunun bir erdem olduğuna inanıyorum. Duyarlı insanlar sayesinde nasıl ki ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ ilan edilmişse, aynı şekilde ‘Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’ de ilan edilmiştir. 15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ile hayvanların hakları da güvence altına alınmıştır. 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günüdür. Çevre ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan ve Meclise sunulan ‘Hayvanları Koruma Kanunu Tasarı’ metnine baktığımda, önemli maddeler görüyorum.


Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden bazı maddelere bakalım: “Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.”


Prof. Kural, çevre konusunda sadece hayvan haklarından söz etmemişti. Daha güzel ve yaşanabilir bir dünya, bir kent için insanlara düşen görevlerden de söz etmişti. Mesela açlıktan her dakika dünyada yüzlerce çocuğun yaşamını yitirdiğini ifade ederken, duygulanarak ağlamıştı…


Hazırladığı CD’de, “Geceleri gözünüzü kapatınca ‘huzur içinde’ uyumanız ve bu dünyayı gelecek nesillere ulaştırmanız için şahsen yapabileceğiniz ‘bazı tavsiyeler’ vermeye çalıştım. Bu bir toplumsal sorumluluktur.  Dilerim uygulanır. ‘Zaman’  herkese eşit dağıtılmıştır, lütfen bu kıymetli  kavramı gelecek ‘nesiller’ adına doğru  değerlendirelim” diyordu. İsrafa, modaya, magazine, uyuşturma amacı güdülen spora, zevk ve eğlence için aşırı vakit öldürmeye karşı olan sayın Kural gibileri dinlemek zorundayız. Böyle bilim insanlarını dinlemediğimiz için dünyamız gittikçe yaşanmaz hale geliyor.”