Cemiyet Başkanımız Arif Arslan’ın geçen gün kaleme aldığı inşaat işçilerinin dramı ile ilgili yazı çok önemli bir konunun deşifre edilmesi gibi bir şeydi adeta.
Yaz mevsimi ile birlikte inşaat sektörünün ivme kazanması ve yaşanan ölümlü kazalar aslında bir kader olmamakla beraber ne yazık ki bir kadermiş gibi algılanmakta.
Henüz hayatının baharında olan Şeyhmus Rüzgar niçin hayatını kaybetti?
Bundan çok kısa bir süre önce yine Batman’da hayatını kaybeden ama adı dahi duyulmayan inşaat işçisi yine bir kader kurbanı mıydı?
Sayın Arslan’ın da belirttiği gibi ne yazık ki hiçbir kurum ve yetkili inşaatları gezip yönetmeliklere uyulup, uyulmadığını kontrol etmemekte.
Avrupa Birliği standartlarına göre iki metre yükseklikte çalışan bir inşaat işçisi mutlaka “paraşüt tipi emniyet kemeri” takmalıdır. Kafasında mutlaka standartlara uygun baret olmalı. Ayakkabı ise ucu çelikten anti statik bot olmalıdır. Üzerinde sağlam kumaştan tulum olmalı. Gözleri koruyan inşaat gözlüğü mutlaka olmalı ve yüksek sese karşı da kulaklık takılmalıdır. Bunları kabaca bir hesaba vurduğunuz zaman emniyet kemeri hariç en fazla 70-80 TL.lik bir maliyet ile karşılaşırsanız. Yurdum insanının değeri ne yazık ki 70 TL. bile değildir. Öyle olmasa bu ölümler olur muydu?
Değinmek istediğim bir başka konu daha var: Bu ülkede hemen her bir konuda mutlaka Üniversite ve Okul gerekliyken Müteahhit olmak için hiçbir şey gerekli değildir. İlk okul mezunu, ciğerci, boyacı, simsar bile müteahhitlik yapabilmektedir. Profesyonel bir eğitim almadan 300-350 bin lirayı bir araya getiren kişi hemen “yap-sat” diye tabir edilen inşaatları peşi sıra dikebilmektedir. Gerekli formaliteler mühendisler ve odalar tarafından sağlanır ve bu kişi bir anda beynelmilel bir müteahhit olarak piyasada iş kovalamaya başlar. Eğitimsiz olduğu için yapmış olduğu binalar Marmara Depremi ve ünlü müteahhit Veli Göçer misali en küçük bir sarsıntıda çatlamaya başlar. Bereket ki büyük deprem kuşağında değiliz. Ancak eğitimsiz ve “çav birçi” oldukları için inşaat işçilerine gerekli olan Kişisel Koruyucu Donanım malzemelerini asla sağlamazlar. Sonra da gazetelerden okur millet filanca kişi inşaattan düştü diye. Aslında bu tür bir durumda müteahhit hemen gözaltına alınmalı, en ağır cezaya çarptırılmalı ve buna göz yuman kurum ve odalar cezalandırılmalıdır. Sırf biraz daha kar yapabilmek için insanların ölümüne sebep olanların yanına kar kalmamalı. Yazıktır, günahtır.
Herhangi bir inşaat işi ile ilgili olarak Avrupa Standartlarına uyan Müteahhit ve İş adamlarını araştırdığımızda Batman’da faaliyet gösteren özellikle bir firma ile sohbet imkanı bulduk. İsminin açıklanmasını istemeyen firma müdürü özellikle TÜPRAŞ Rafinerisi ve askeri tesislerdeki çalışmaları ile ilgili şu bilgileri verdi:
Tüm kurum ve kuruluşlarda özellikle TÜPRAŞ Rafinerisi Sağlık-Emniyet-Çevre konularında çok iyi. Bizim şirket içi çalışma prensiplerimiz ile TÜPRAŞ çalışma prensipleri tamamen örtüşmekte, Avrupa Birliği standartları uygulanmakta. Çalışmaya başlamadan önce Mühendis ve Teknik Emniyet yetkilimiz çalışmak hakkında risk değerlendirmesi yapar ve olası bir tehlike önceden tespit edilir. Çalışma alanı mutlaka emniyet şeridi ile kapatılır. Tehlikeli gazlara karşı hassas aletlerle tarama yapılır. Çalışılacak bölüm yetkilisi nezaretinde çevre emniyeti ve çalışma koşulları konuşulur, gerekli izinler alınır. Personel Bot, tulum, baret, gözlük, kulaklık….vs. takması konusunda uyarılır. Yüksek bir zemin ise paraşüt tipi emniyet kemeri takılır. Hilti, kaynak motoru, JCB-Kepçe tarzı iş aletleri ve makineleri ustaları tarafından kullanması konusunda uyarılar yapılır. Çalışanlar portör muayenesine gönderilir. Buradaki amaç çalışanlarımızın hayati tehlike ile karşılaşmaması ve hatta mal kaybına sebep olunmamasıdır. Bizim için insan hayatı her şeyden üstündür.
Delice kar etmek isteyen müteahhitler ile karından biraz ödün veren ama insan hayatından asla ödün vermeyen müteahhitler arasında “kocaman bir fark var”. Burada Batman Valisine çok iş düşüyor. Kurum ve kuruluş yetkililerini uyarıp ölümlü bir kazada hesap sormanın vakti geldi. Üç kuruş bahasına hayatından olanların vebali hepimizin boyunadır.