İHD UYARISI

Abone Ol
İnsan Hakları Derneği son dönemlerde düzenlediği etkinlikler ile toplumsal uzlaşma konusundaki hassasiyetini ortaya koymaya çalışan kurumlardan bir. Bu çalışma ve çabalarından dolayı da bedel ödeyen bur kurum.
Son olarak meydana gelen mayın patlamasında yaşamlarını kaybeden dört insanımızdan ikisi derneğin uzun yıllar şube başkanlığını yapan insanlardı. Sedat Özevin dört, Sadi Özdemir iki dönem bu görevi yürütmüştü. Dolayısıyla bu kurumun hassasiyetlerine önem vermek toplumsal anlamda önemlidir.
Dernek yöneticileri Şubat 2009 tarihinden bu yana ilimizdeki kayıpların akıbetlerini sorgulamaktadırlar. Yetmiş haftayı aşkın bir süredir gündemdeki konularla birlikte bu hassasiyetin çözümünü beklemektedirler.
Son olarak basına gönderdikleri basın açıklamasında da duyarlılıklarının metanetle sürdüğünü görüyoruz. Gösterdikleri hassasiyetin diğer kurumlarca da paylaşılması durumunda birçok sorunun kendiliğinden ortadan kalkacağı şüphesizdir. Dernek son gelişmeler doğrultusunda üzerine düşen görevin hassasiyeti gereği uyarısını bir basın açıklaması ile yapmıştır. Açıklamada şu konulara dikkat çekiliyor;”… Biz daha yüzlerce kaybın akıbetini öğrenmeden ne yazık ki 1 Hazirandan bu yana artarak devam eden çatışmalarla yeniden acılar içinde kıvranmaya başladık. Ülkenin her yerinden tabutlar yağmaya başladı. Bir acının faillerini bulmadan, acılarını bitirmeden, sonuçlarını ortadan kaldırmadan yeni acılarla karşı karşıya kaldık, kalıyoruz.
   Bunun bir sonucu olarak oluşan hassasiyet ortamında 31 Temmuz gecesi meydana gelen mayın patlamasında dört değerli insanımızın yaşamını kaybetmiş bulunması bizleri derinden sarsmıştır. İlk gün den itibaren kınadığımız söz konusu eylemin kim veya kimler tarafından ve ne amaçla gerçekleştirildiğinin en kısa sürede detayları ile açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Devlet olayı PKK’ ye, PKK söz konusu kişileri hedeflemelerinin söz konusu olamayacağını açıklamaktadır. Ortadaki sonuç olayın açıklığa kavuşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle olayın bir heyet tarafından incelenmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasında fayda görmekteyiz. Son dönemde ülkemizde yaşanan olaylardaki provokatif mantık incelendiğinde kuşku içinde bulunmamızın nedenleri daha iyi anlaşılacaktır.
İstanbul Beyoğlu olayları
Maraş olayları
Sivas olayları
İnegöl olayları
Dörtyol olayları nasıl bir karanlık tezgâh içine çekilmek istendiğimizin göstergeleridir.
Geçen haftanın en önemli olaylarından biri de şüphesiz Emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın Faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak yaptığı açıklamalardır. Kıyat, açıklamalarında 1990’lı yıllarda işlenen cinayetlerin emir komuta ile işlenmiş olabileceğine inandığını belirtmektedir. Hepimiz çok iyi bilmekteyiz ki Koramiral rütbesine kadar yükselmiş olan askerlerini somut göstergeler olmadan böyle açıklamalar yapmaları teamülden değildir. Bu nedenle adı geçen dönemin sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.
Sorun yakarak, yıkarak, sürerek, öldürerek bitirilecek bir sorun olmaktan çıkmıştır. Sorun çözümlenmeye muhtaçtır. Bu çözüm de demokratik hukuk kurulları çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.
Biz İnsan Hakları savunucuları yaşadığımız bu provokatif olayların, çatışmaların, can kayıplarının kader olmadığını çok iyi biliyoruz.
  
Toplumsal sorunların çözüm yöntemi olarak geliştirilen siyaset ve politik mekanizmanın bu sorunları can kaybı olmadan rahatlıkla çözümleyebileceğini biliyoruz.
Bugüne kadar süren olaylarda, 40 bin insanımız yaşamını yitirdi, milyonlarca insanımız göç etti, binlerce köyümüzü yakılıp yıkıldı, yüz milyarlarca dolarlık maddi kaybımız oldu. Sorunun mantıklı çözümünü bulmak için bir daha aynı acıları yaşamak zorunda olmadığımıza inanıyoruz.
  
Bugün politik alanda müdahil olan herkes ve kesim kardeşlikten, barıştan, bir arada yaşamaktan söz etmekte ancak pratikte bunu gerçekleştirmek için aynı çabayı göstermemektedir. Sorunları çözmenin birinci koşulu diyalogdur. Sorunun tarafları diyalog zemini yaratmadan, konuşmadan, tartışmadan soruna çözüm bulamazlar.
  
Bu nedenle; Çatışmalı ortamın durdurulması için tarafları operasyonel faaliyetlerden vazgeçmeye davet etmeye devam ediyoruz.”