İÇİMİZDEKİ KURTLARIN SAVAŞI

Abone Ol
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri kabilenin gençleriyle hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:
“içimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş,
Kurtlardan biri korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve benciliği temsil ediyor; Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı.”
Dinleyenlerden biri soruyor;
-  Peki, hangi kurt kazanacak?
Yaşlı adam kısaca cevap veriyor:
-  Beslediğiniz...
Sosyal yaşamın bütün alanlarında aslında yaşadığımız duyguların somut bir ifadesi olarak da algılanabilecek bir söylemdir.
Sevgiyi, kardeşliği, iyiliği düşünür ve beslerseniz çıkacak sonuçta düşündüğünüz türden olacaktır.
Nefreti, kini, düşmanlığı beslerseniz eğer sonuç bu beslediklerinizin size sunacağıdır.
Son yıllarda umutla ülkemizde bir şeylerin düzeleceğine inanmıştık, inanmaya çalışmıştık. Yaşanan bunca eziyet ve kayıp karşısında artık herkes gerçekleri görmüş ve çözüm yolunda adım atabilecek bir duruma gelmiş diye düşünmüştük ama umutlarımız. Beklentilerimiz. Hayallerimizin yine su üzerindeki köpükler gibi savrulmaya başladı.
Bir kıyamet haberi gibi etrafımızda çıtırdama sesleri başladı. Yazın sıcaklığından daha beter bir sıcaklık içimizi yakmaya başladı. Unutmak istediğimiz bir daha görmek istemediğimiz tabut manzaraları ile karşı karşıya kaldık. Aklıselim hiçbir insanın kabul edebileceği bir durum değil bu yaşananlar ama ulusal pohpohlanmalar bizi öylesine sarhoş etmiş ki akan kanı bile farklı yorumlamaktan geri durmayan bir topluma sahip olmuşuz.
Globalleşen dünyada sistemler değişiyor bunu görmek lazım. Somut gerçeklerimizi görmez ve çözümleyici politikalar üretmezsek eğer kazanımızda hep başkalarının kepçesinin dolaştığından kuşkulanacak ve bir türlü kendimize gelemeyeceğiz. Gözüne toz kaçmış dev gibi etrafı yakıp yıkmak ne gözlerin acısını dindirir ne de hedefi yakalamaya yarar. Sonuç yıkım olur, acı olur, çözümsüzlük olur.
Bizler yani yönetilenler bile bunları gördüğümüz halde devleti ve bizi idare edenlerin bunları görmemezlikten gelmelerini anlamakta güçlük çekiyoruz.
Bu memlekette kimin kimi ne kadar fazla öldürdüğünün sonuca hiçbir katkısı yoktur. Asıl olan ölümlerin yaşanmaması, ocaklara ateş düşmemesidir. Herkes ve herkesim bunun çabasında olmalıdır. Kimsenin kimsenin gücünü test etmesine gerek yok. Sorun çözüm istiyor kan değil, yürek kardeşlik istiyor düşmanlık değil. İçimizdeki iyilik kurdunu beslemeye çabalamalıyız aksini düşünmek bile inanın içimizden geçmiyor.