İÇ HUZUR VE BARIŞ

Abone Ol


1 Kasım seçimlerini geride bıraktık. Bu seçim sonuçlarına göre parlamentoda herkes temsil ediliyor. Bu seçim sonuçlarına göre tek parti iktidarı var ve tek parti güçlü bir yapıda bulunuyor. Bu seçim sonuçlarına göre eğer isteniyorsa barışı ve iç huzuru yakalamak mümkün.

O halde seçim öncesi önceliklerinin vatan ve Türkiye olduğunu belirten siyasal partilerin de güçlerini halktan aldıklarını belirten partilerin de yapmaları gereken söyledikleri sözlerin arkasında durmalarıdır.

Savaş dilini kullanan şahinlerin yaptıkları ortada. Cumhurbaşkanı devlet ve hükümet adına operasyonların süreceğini belirtiyor. Bu sözlerin akabinde de operasyonlar aralıksız sürüyor. Her gün haber manşetlerinde istatistikî bilgilere dönüşen rakamlara bakarak ölen insanlarımızın sayını değerlendiriyoruz. Sayı az ise bir “oh” sayı çok ise bir “of” çekiyoruz.

Bu kararın ardından KCK tarafından da tek taraflık ateşkesin sona erdiğine yönelik açıklama gecikmedi. Bu da saldırıların artacağını “of” oranlarının yükseleceğini gösteriyor.

Bu durum elbette bizim barış çabalarımızı ve iç huzurumuzu olumsuz etkileyen bir durumdur ve bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Çok açık bir şekilde ifade ediyoruz ki kimin haklı kimin haksız olduğu açık olan bu savaşta biz çatışmaları ve silahlı yöntemleri kabul etmiyoruz ve yanında olmayız. Barış derken de ne birinin saflarında yer almak için ne de birinin gücünden korkmak için bu yolda ısrar ediyoruz.

İnsanlık için,

Çıkarlarımız için,

İnsanlarımız için,

Ülkemiz için

Tek ve olumlu yolun barış olduğuna inandığımız için barışta ısrar ediyoruz.

Barışta ısrar ediyoruz çünkü bu anlamsız çatışmalarda ölenlerin kim olduklarını çok iyi görüyoruz. Bu çatışmalarda ölenlerin tamamı yoksul halk çocuklarıdır ve bu savaş onların savaşı değil. Bu savaş iktidarda olup barışı koruyamayanların savaşı ama ne yazık ki ölenler de bedel ödeyenler de onlar değil yoksul halk çocuklarıdır.

Bizleriz.

Neden çatışıyoruz?

Kürt halkının çıkarları için,

Hak ve adalet için,

Eşitlik ve kardeşlik için,

Milli birlik ve beraberlik için,

Ülke için, çıkarlarımız için…

Peki, ölünce bunları elde ediyor muyuz?

Bunca yıldır çatışmalarla bu süreç yürüyor kazanımların geldiği yer yine görüşme masaları değil mi?

Evet, tarafları masadan kaçmakla eleştirebiliriz. Onları masaya getirmek için baskı uygulayabiliriz lakin bunu ölmeden ve öldürmeden gerçekleştirmenin yolları zorlanmamalı mı?

Ölen polisin ailesine bakın,

Ölen askerin ailesine bakın,

Ölen gerillanın ailesine bakın,

Ölen yurttaşın ailesine bakın

Ne görüyorsunuz?

Hepsi yoksul,

Hepsi çaresiz,

Hepsi kimsesiz,

Hepsi çocuklarına ailelerine bir gelecek sağlamak için bir iş derdinde olan insanlar.

Yani halkımızın yoksul insanları değil mi?

Birbirini öldürerek mutlu bir sona ulaşacak hiç kimse yok.

Devletin tankı, topu, uçağı, askeri, zırhlısı, ordusu var bunu elbette görüyoruz. Savaşanların mangal gibi yüreği, sarsılmaz inancı, haklılığına olan güveni var onu da görüyoruz. Lakin bütün bunlar toplamda bu insanlara, bu vatana, bu birlikteliğe karşı kullanıldığında bir anlam ifade ediyor mu?

Bize göre etmiyor ve bu nedenle biz barış diyoruz. Barışın bu topraklarda yaşayan insanların çıkarına olduğuna inanıyoruz. Savaşta ısrar edenler kadar cesaret gösterip barış cephesi oluşturmamız gerekiyor. Bize ne yaparlarsa yapsınlar barış dememiz gerekiyor.

Korkmadan,

Çekinmeden barış. İnsanlarımız için, ülkemiz için hak ve adalet için barış diyoruz. Barış cephesini destekliyoruz. Silahlar susana kadar da biz barışta ısrar ediyoruz.