Darbe girişimi ardından gelişen yeni süreçten umutlanmıştık…
Bir yumuşama süreci başlamıştı çünkü…
Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakan, mecliste gurubu bulunan dört partinin de ismini anarak darbeye karşı dik durmalarından söz ediyordu…
Darbecilere karşı sivil kalkan hareketi oluşmuş, ülkenin dörtbir yanında günlerce demokrasi nöbetleri tutulmuştu…
Günlerce bölgemizde huzur hakim olmuş, silahlar susmuştu…
Gelecek adına umutlandığımız süreç çabuk bozulacaktı…
Ne yazık ki her gün patlatılan bombalar o umutlarımızı da berhava etti…
Gün geçmiyor ki pek çok ocağa ateş düşmesin…
Bu gidişatın hayırlı bir gidişat olmadığına inanıyorum. Genç Sivillerin yıllar önce yayımladığı bildiriyi dünkü yazımda paylaşmıştım.
Genç Sivillerin; “Vicdanları sağır eden silah sesleri, intikam çığlıkları ve sorumsuz hamasi sözler arasında tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek bir kez daha haykırıyoruz ‘Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak’ Biz bu caddelerden çok geçtik. Buradan çıkış yok.” Mesajının bazı yerlerde yankı bulması için dua ediyorum…
Ancak biliyor musunuz; Batman’da yaşayan ve bizlerden daha fazla huzurumuz için dua edenler var…
Suriye’deki kanlı iç savaştan kaçarak kentimize sığınan binlerce Suriyeli, bölgede yaşanan gelişmelerden çok büyük endişe duyuyorlar.
Her gün huzur için dua ediyorlar…
Tanıdığım sayısız Suriyeli aile var. Aç olarak yatsalar bile asla dilenmeyen onurlu aileler, bölge illerinde patlayan her bomba için büyük korku yaşıyorlar…
SURİYELİ SIĞINMACILARA KULAK VERELİM…
Çok samimi olduğum Suriyelilerden bazılarının söylediklerine bakalım: “Esat rejiminin zulümlerine tepki gösterdik. Rejimi değiştirme hamlelerimiz dış güçlerin oyunları nedeniyle bize çok pahalıya mal oldu. Suriye pek çok devlet için bir satranç tahtası oldu…
Kanlı iç savaşımız yıllardır devam ediyor…
Yüzbinlerce insanımız iç savaşta hayatını kaybetti. Çünkü en ağır silahlar kullanılıyor…
Kimyasal gazlar, varil bombaları, uçaklardan atılan bombalarla kıyımdan geçtik…
Milyonlarca Suriyeli muhacir oldu. Denizlerde boğuluyoruz.
Irz ve namuslarımız payimal oldu…
Açlıkla, yoksullukla boğuşuyoruz…
Halbuki düne kadar bizim de şehirlerimiz, evlerimiz, işyerlerimiz, köylerimiz, ekinlerimiz vardı. Her şeyden mahrum olduk…
Muhacir olup sizlere sığındık. Bize kucak açtınız. Çok büyük sıkıntılarla karşılaşsak bile, en azından çocuklarımız, gençlerimiz ölmüyor…
Ne acıdır ki burada da sorunlar yaşanıyor. Silahlar, bombalar patladığında sizlerden daha büyük korku yaşıyoruz…
‘Burası karışsa, nereye kaçacağız?’ diyerek hergün huzurunuz ve huzurumuz için dua ediyoruz.
Ne olur bizlerden ibret dersleri alınız…
Bilseydik ki emperyalist güçler ve büyük şirketlerin oyunlarıyla ülkemiz böyle büyük belalar ve musibetlerle karşılaşacak, Vallahi Hafız Esat’ı, barbar Beşar’ı da kabullenecektik…
En kötü yönetim iç savaşlardan daha iyidir. Çünkü iç savaşlar barbarlığa davetiye çıkarıyor. On binlerce Suriyeli kadının ırz ve namusu çiğnenmiştir…
Huzurunuz için dua ediyoruz. Ne olur kardeşlik hukukunuzu güçlendiriniz.”
Evet, Suriyeli sığınmacılar bu mealde konuşuyorlar. Söylediklerine kesinlikle katılıyorum…
Gerçekten kötü gidişata dur demeliyiz.
Bir Çözüm Süreci deneyimi yaşadık. Maalesef kalıcı barışa en çok yaklaştığımız bir zaman diliminde ülkemizin huzuruna çomak sokuldu…
Silahlar, bombalar patlarken sağduyu çağrılarına pek itibar edilmez biliyorum. Ancak sorumluluk bilinciyle hareket edip, zor zamanda bu ülkenin huzuru için barışçıl öneriler sunmak da duyarlı insanların görevidir…
2013 yılında İmralı ile yapılan görüşmeler barışçıl süreci başlatmıştı. Çözüm Süreci’nin akamete uğraması ardından İmralı ziyaretlerine son verilmiştir.
Yaşanan büyük acılar ve güven bunalımından sonra her şeyin eskisi gibi olmasını isteyemeyiz. Şu aşamada İmralı ile görüşmeler, müzakereler önermeyeceğim.
Avukatlarıyla görüşmeyi de öteleyelim…
Örgütün istediği yabancı heyetlerle görüşme de yapılmasın, taviz olarak değerlendirilmesin diye.
Ancak Öcalan’ın ailesiyle görüşmesi toplumsal gerilimi düşürebilir…
Patlayıcılar, mayınlar hak arama yöntemi değildir diye açıkça yazılar yazan biriyim. Kim ne derse desin, bir insan hakları savunucusu olarak bu benim görüşüm ve bakış açımdır…
Şu süreçte güçlü patlayıcılarla yapılan saldırıların bir nedeni olarak İmralı ziyaretlerinin yasak olması gösteriliyor.
Öcalan’ın ailesiyle görüştürülmesi hayırlı bir gelişmeye kapı aralayabilir…
Öcalan’ın mektuplarını canlı yayınlarla dünyaya duyuran mevcut hükümet gerçeğini biliyorsunuz…
Öcalan’ın ailesiyle görüşmesini bir taviz olarak değerlendirmek isteyenler olacaktır. Hükümet hiç bu kadar güçlü olmamıştır. Öcalan’ın ailesiyle görüştürülmesi silahları susturma çağrısıyla da sonuçlanabilir.
Çözüm sürecinde değiliz ki güvenlikte ileri sürülen zafiyet olsun. Patlayıcı yüklü araçlar yine rahat şekilde her yerde dolaşabiliyor.
Bu kötü süreci değiştirebilecek her türlü yol ve yöntemlere başvurmak ülkeyi idare edenlerin hakkı ve görevidir. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı ve bu hükümet silahla, öldürmekle bu sorunların çözümlenemeyeceğini sayısız kez ilan etmiştir. Madem daha kötü bir gidişata sürükleniyoruz, madem bazı güçler ülkemizi Suriye’ye çevirmek istiyorlar. Şu halde ülkemizin huzuru için dua eden Suriyeli sığınmacılardan dersler çıkarmalı ve her türlü barışçıl yol ve yöntemlerin zeminini hazırlamalıyız. Bazı şer güçlerin oyunlarını boşa çıkarmak için elimizden geleni yapmalıyız. Rabbim kötü niyetlilere fırsat vermesin. Rabbim Suriyelilerin huzur dualarını kabul etsin. Onlar bugün en mazlumlardır. Biliyoruz ki mazlumların yakarışları perdesiz ve aracısız Allah’a ulaşır. Ya Rabbim mazlumların hayır dualarını kabul et.