HDP SİYASETÇİLERİNE SALDIRIRSANIZ LEGAL SİYASET DARBE YER!

Abone Ol
Ülke yönetiminde görev alanlar, siyasal partilerin yöneticileri ve başkanları, hükümet üyeleri ve başbakanlar ve de en önemlisi Cumhurbaşkanlığı makamında bulunanlar konuştukları kelimelere, verdikleri mesajlara, kullandıkları üsluba dikkat etmek zorundadırlar. Çünkü kim yaparsa yapsın bu makam ve görevlerde bulunan insanların yapmaları gereken yumuşak üslup, birleştirici mesajlar ve kabul edilebilir kelimelerdir.
Son seçimlerden sonra yakaladığımız olumlu hava bölgemizde meydana gelen gelişmeler nedeniyle gittikçe sertleşmeye ve bozulmaya başladı. Bunun ilk sinyallerini aldığımız andan itibaren çok saygıdeğer ülke yöneticilerini uyarmaya çalıştık.
 “İktidara ne oluyor?”
”Ayıklayın pirincin taşını”
“Yanlış Hesap”
“Devlet otoritesi ve demokrasi anlayışı”
“Barışın dili olmalı”
Başlıkları ile yazdığımız yazılarda konuya hassasiyetle eğilmesi gerektiğini hatırlatmaya özen gösterdik. Yazdığımız yazılarda çözüm sürecinin hassasiyetlerini ve provokasyonlara açık olduğunu, barış istemeyenlerin devreye girmek için pusuda beklediklerini hatırlatmaya çabaladık ancak ne yazık ki başta sayın cumhurbaşkanı ardından başbakan ve siyasi partilerimizin sayın genel başkanları ile yöneticileri ateşe körükle gitmekten çekinmediler.
Sonuçta geldiğimiz nokta acı verici oldu. Hükümetin daha önce siyaset yapılması için dağdakileri ovaya çağırma girişimlerini unuttuğu görülüyor. Legal siyaset yapan HDP yine yoğun eleştirilere tabi tutuldu ve hedef haline geldi.
Geçen gün yaşanan iki önemli olay meselenin vahametini de ortaya koymaya yetiyor. Türkiye’nin gelecek vaad eden politikacılarından HDP Genel başkanı ve geçen dönemin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş Ankara- Diyarbakır uçağında bir yolcunun sözlü saldırısına maruz kaldı. Çocuğunun olaylarda yaralandığını gerekçe gösteren yurttaş bir partinin genel başkanına olmadık sözler sarf ederek meydan okudu.  Daha bu olayın şoku atlatılmadan HDP Genel Merkezinde Ankara il Genel Meclis üyesi Ahmet Karataş partisinde bıçaklı saldırıya uğradı.
Bu tam da önlü atasözümüzün belirttiği yolu gösteriyor. “İmam o…. Cemaat s…..” Eğer siyaset mekanizmasının içinde ve başında bulunan yöneticilerimiz birbirlerine karşı düzgün bir dil kullanmaz, eleştirilerinde sınır tanımaz ve birbirlerini hedef haline getirirlerse bu ülke kaosa sürüklenir. Vatandaş önce birbirlerine sonra da birbirlerinin temsilcisi olan siyasilerine saldırır ki bu en tehlikeli gelişme olur.
Bu ülkede başta siyasi mekanizmanın tepesinde bulunanlar olmak üzere herkes kullandığı dile, üsluba, kelimelere dikkat etmek zorundadır.
Herkes konumu ne olursa olsun tek yolun siyasal mekanizmaların işlemesi ve bütün sorunların TBMM çatısı altında ve yine siyasal kanallarla çözümü için çaba göstermek zorundadır.
Herkes sorun ne kadar büyük olursa olsun, yanlış ne kadar yanlış olursa olsun doğruyu göstermek ve doğruyu yapma zorundadır. Hedef göstererek, gözden düşürerek, yanlış yönlendirerek elde edilecek kazanımların uzun ömürlü olamayacağını bilmek zorundayız. Temiz bir siyaset ve akıllı politikalar yürütülmelidir. Kürt siyasetçilerini hedef gösterme olarak algılanan mesajlardan ve söylemlerden uzak durulmalıdır. Çünkü bu açıklamalar insanların canına kastedilmesine neden oluyor. Bu da ülkemizde siyasetin tıkanması anlamına gelir. Siyaset darbe yerse, demokrasi de darbe yer. Kimsenin “nerede inceyse oradan kopsun” deme lüksünün bulunmadığını bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.