Raman’da 1940’lı yılların başında ülkenin ilk yüksek petrol mühendislerinin yaşamlarının büyük bölümü bu dağda geçti. Batman’a hâkim olan 1.200 rakımlı bu dağda, dönemin cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları ve üst düzey bürokratlar aramızda olmasalar da petrolün başkentinin temellerini 86 yıl önce atmışlardı…
İlk yüksek petrol mühendisi Cevat Eyüp Taşman’dan İhsan Ruhi Berent’e varana kadar ilk petrol mühendisleri, yoklukların olduğu o dönemlerde bu ülkede ilk petrolü yeryüzüyle buluşturan, emek veren yöneticilerdi. O insanlar hayattan göçseler bile ölümsüzleşen adları yaşıyor. Dört dönemdir Yakıtlı’da muhtarlık yapan Abdulsamet Gezici, Raman’ın zirvesinde bize şehir hayatını 70 yıl önce yaşadığını söylüyordu ve ekliyordu; “Çocuktum. O yıllarda şehirde ne varsa Raman’da da vardı.”
YOKLUKLA MÜCADELE ETMİŞLERDİ
Geldiklerinde hiçbir yerdi, gittiklerinde her yer olmuştu.
Batman’a sıcak yürekleriyle geldiler, sıcak karşılandılar, ısındılar, ardından sıcaklıklarını bırakıp gittiler…
Bazı insanlar hayattan göçseler bile adları ölümsüzleşmiştir.
Örnek vermek gerekirse Cevat Eyüp Taşman, İhsan Ruhi Berent, Abdurrahman Durukal ve Selahattin Malkoç…
1940 öncesinde Meymune Boğazı’ndan 1.200 rakımlı Raman’a çıkarken kimse 80 yıl boyunca bu dağın petrol üreteceğini aklının ucundan geçirmezdi.
Yolun olmadığı, araç sayısının ise çok sınırlı olduğu o dönemlerde ülkenin ilk petrolcüleri, büyük zorluklara göğüs gererek Dicle Nehri’ne komşu olan Raman’da kara altını keşfetmişti.
O zamanlar Batman Ovası’nda ne rafineri vardı ne de şimdiki yarım milyonluk şehir.
Geleneksel tarımın yapıldığı ovaya hâkim tek yerleşim yeri, 14 haneli “Sere Gir” olarak bilinen İluh’tu.
80 yıllık bir süreçte Türkiye’nin 72 plakalı modern şehrini var eden Raman Dağı idi.
RAMAN’I TERK ETMEYEN MUHTAR
Raman Dağı’nda bir zamanlar petrol emekçisiydi, şimdi ise Yakıtlı–Zeva Alika Köyü Muhtarı, 71 yaşındaki A. Samet Gezici, doğduğu Raman’ı anlatınca çocukluğunun film şeridi gibi gözünün önünden geçtiğini söylüyordu bize:
“Raman Dağı’nda doğdum, büyüdüm, TPAO’da iş sahibi oldum. Bu kurumdan emekli oldum. 1970 ile 2000 yılları arasında TPAO’ya hizmet verdim. Babamın, ailemin önde gelenlerinin yaşamlarını sürdürdüğü burayı terk etme gibi bir düşüncem hiç olmadı. Raman’ın zirvesinde 10 haneli Zeva Alika’nın muhtarlığı görevini de onurla yapıyorum. Burada çok ama çok mutluyum. Çocuktum. 1960’lı yıllarda bakkaldan terziye, ayakkabı tamircisinden sinemaya ve çamaşırhaneye kadar her şey vardı burada. Küçük bir şehirde olması gereken her şey Raman’daydı. Raman anlatılmaz, ancak yaşanılır.”
1970’li yıllarda Raman Dağı’nda seçmen sayısının 400 civarında olduğunu da bize anlatan Muhtar Gezici, önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyordu:
“Burası petrolcülüğün açık hava müzesi gibidir. Amerika’da yaklaşık 100 yıl önce ilk burslu öğrencilerin çalıştıkları bu petrol kuyularının her birinin hikâyesi var. Hangisini anlatayım ki…”
RAMAN’DA ADLARI YAŞIYOR
Yukarıda isimlerini yazdığımız ilk yüksek petrol mühendislerinin adları, 1.200 rakımlı Raman’da yaşıyor.
O ilk petrolcülerin mücadelelerini de yine 1960–70’li yıllarda çalışan birçok emekçi hatırlıyor, biliyor.
İlk petrolcülerin çocuklarının hayali de büyüklerinin o ayak izlerinin olduğu yeri unutmamak.
Batman Gazeteciler ve Yayıncılar Cemiyeti olarak, 2 yıl önce bu ülkenin ilk petrolcülerinin çocuklarını nostalji yolculuğuna çıkarmıştık.
2 gün süreyle konuklarımız olan o misafirlerin hayali, bir kez daha Raman’ı görüp gezmek.
Yaptıkları gezi hâlâ canlılığını koruyor.
Ama bir daha görmenin özlemi içindeler şimdi.
Umarız onlarla tekrar bir araya gelme adına ahde vefa görevi gereğini yerine getirebilme şansına sahip oluruz.
Ve bu yılın bahar ayında tekrar o konuklarımızı burada ağırlamanın hazırlıklarına şimdiden başladık bile.
Yukarıda da değindik;
Bu şehrin temel harcını atan ilk petrolcülerin isimleri, Raman Dağı’nda ve Site’nin sokaklarında yaşıyor.
Belirttiğimiz gibi; bazı insanlar ölümsüzleşir.
İşte onlardan biri de o ilk petrolcülerdir.
Beyaz örtünün harika bir manzara oluşturduğu Raman’da bizi yıllar öncesinin yolculuğuna çıkaran Yakıtlı Köyü Muhtarı Abdulsamet Gezici de Raman Dağı’nın eski sokaklarında bizi gezdirirken duygulanıp geçmişe götürdü.
Özetle; bazı insanlar doğanın düzeni gereği aramızdan ayrılırlar.
Fakat onların isimlerini bu şehrin cadde ve sokaklarına vermekle onları tekrar aramızda görmüş olacağımızı belirtmiş, hatırlatmış olalım.
Bu olağanüstü zor bir görev değil; bu şehrin kuruluşuna, bu şehre yüreklerini katan insanların isimlerini yaşatmayı başta yöneticilerimiz olmak üzere hepimizin görevi olduğunu belirtmeliyiz.
Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın…