Batman, Diyarbakır ve yöremizin bir kısmı dışında bütün ülke zorlu bir kışı yaşıyor.
Doğuya baktığınızda yaklaşık bir aydır eksi 10 ila 35 derecelerde seyreden müthiş bir soğuk var…
Erzurum, Kars, Ağrı, Bitlis, Muş donuyor adeta. O yöre halkı kelimenin tam anlamıyla soğuklara karşı yaşama mücadelesi veriyor.
Ardahan, Artvin keza öyle.. Her taraf buz kesmiş…
Batıya bakıyoruz, her taraf kış kıyamet!..
İstanbul’da günlerdir okullar kar yağışı ve soğuklar yüzünden tatil.
İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Karadeniz bölgelerinde de kış nedeniyle yaşam felç olmuş durumda…
Yöremiz mevsime göre adeta yarı bir baharı yaşıyor. Yağışlar rahmettir, bolluk ve berekettir. Keşke daha iyi yağış alabilsek. Ancak ciddi soğukların yaşanmamasını kentimiz sığınmacıları için bir rahmet olarak değerlendiriyorum…
Kentimize sığınmış çok mağdur Suriyeli, Cizreli, Nusaybinli aileler varoşlarda adeta yaşama mücadelesi veriyorlar. Şayet sert bir kış geçirmiş olsaydık, bazı sığınmacıların soğuklardan ölmelerine bile tanık olabilirdik!..
Çünkü sığınmacıların dramlarından çok da haberli değiliz.
Kentimizin varoşlarında, kenar semtlerinde yüzlerce Suriyeli ailenin adeta açlıkla boğuştuklarından haberli olmadığımız gibi…
Hava güzel ama ne dramlar yaşanıyor bilemezsiniz…
Yıllardır imkanlar ölçüsünde zor duruma düşmüş, özellikle yetim, engelli, ağır hastaları, çalışacak kimseleri olmayan aileleri gözetiyor, hayırseverleri yardım için organize ediyorum. Hayırseverlere çok zor durumdaki aileleri gösteriyorum. Zekatlarını, sadakalarını dağıtmak isteyenleri alana götürdüğüm gibi, giyim, gıda yardımlarını, hatta defalarca kurban etlerini gönüllü olarak evlere ulaştırıyorum.
Ya Rabbi, şahitsin ki bunu riya/gösteriş için ifade etmiyorum. Gösteriş yapsam, yardım ulaştırdığım, vesile olduğum yüzlerce aile ile fotoğraf çekerdim. Rabbim amelleri öldüren riyadan sakındırsın.
Acı dramlara dikkat çekmek için mecburen örnekler veriyorum.
İç göç mağdurlarımızın önemli bir kısmı kentimizden ayrıldı. Ancak onlardan da hala onlarca aile kalmıştır.
Suriyelilerin ise sayısı hayli fazla. Son resmi verileri almadım, ancak tahminen 3 bin dolayında Suriyeli sığınmacı kentimizde yaşıyor.
Ne dramlar yaşıyorlar bilemezsiniz…
Sadece son iki haftada değişik yardımları onlarca aileye ulaştırdım. Son örnek bir okulumuzun öğrencilerinin paketlediği, üzerlerine yaş grubu ile kadın, erkek, çocuk bilgileri etiketini yapıştırdıkları yaklaşık 25 poşetlik giyim yardımlarını bir gönüllü dostumla çok sayıda aileye ulaştırdık. Kısmet, Aydınlıkevler, İluh, Çarşı, Bahçelievler, Fatih gibi mahallelerimizde çok zor durumda olanlara ulaştırırken, yardım dağıtmanın mutluluğunu, acı dramlara tanık olmanın ise üzüntüsünü yaşadık…
BU AİLEYE YARDIM EDİLMEZSE!..
Aydınlıkevler mahallesinde tanık olduğumuz bir aile dramını bilginize ve kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Ailenin adını ve açık adresini de vereceğim. Duyarlı insanları yardıma çağırıyorum.
Yer Aydınlıkevler, 1217 sokak, no: 34.
Anne, baba ve dört çocuklu bu aileyi üç yılı aşkın süredir tanıyorum. Bu süre zarfında sayısız kez kendilerine yardım ulaştırmışımdır. Ancak bu kez mağduriyetleri çok fazlaydı…
Telefonumda Serhan Ğulo diye kayıtlı olan Suriye Kamişlolu aile, söz konusu sokakta bulunan minareli caminin kapısının tam karşısındaki evde yaşam mücadelesi veriyorlar…
Ev dedimse bildiğiniz ev saymayın. Evin içinde WC’si bile yok. Yan komşu bahçesindeki WC’yi ortak kullanıyorlar. Sözde iki oda, ama bir küçük odayı kullanım alanları. Kiraları 150 TL iken 200 TL’ye çıkarılmış. Dar bir duvar arkası mutfak olarak seçilmiş ki keşke görseniz. Sadece bir kişinin geçebileceği daracık alanda bir raf yapılmış. Buzdolaplarının kırık kapısını uzun süredir tamir ettiremiyorlar. Acilen bir usta gönderip tamir ettireceğim inşallah.
Dramdan söz ettim ya, bir fırında çalışarak ailesinin geçimini sağlayan evin direği babanın dört beş gündür ayağı kırılmış. Ayağı alçıya alınmış. Daha bir ay süreyle ayağı alçıda kalmalı, hiçbir iş yapmamalı…
Yıllar önce astımlı çocukları için adımı duyarak yardım talep etmişlerdi. Küçük oğlan çocuğuna solunum yapması için cihaz temin etmiştik. O küçük çocuk büyümüş, sanırım 8 yaşına ulaşmıştı.
Evin çilekeş annesi geçtiğimiz Pazartesi günü beni arayıp, eşinin çalışamaması nedeniyle zor günler geçirdiklerini söyleyince, gece saatlerinde soluğu evlerinde almıştık. Öğrencilerin bir kısım giyim yardımlarını kendilerine teslim ederken, babayı da ziyaret etmiştik.
Evlerinin iç durumuna o an tanık olacaktım. Astım hastası küçük çocukları dışında, 12 yaşında tahmin ettiğim büyük oğullarının da iki kulak iç zarının patlak olduğunu, işitme cihazı takılı olduğunu öğrenecektim.
Çilekeş anne, her gün sabahtan akşama ve gece saatlerine kadar boncuklarla uğraşıyor. Evlerine teslim edilen bembeyaz boncukları özenle dikerek, el işi ile göz nuru dökerek günde bir tane perdelik boncuk örebiliyormuş. Bir adet dediler, haydi iki tane olsun.
Bu kadar özenle ve saatlerce uğraşla örülen bir perde boncuk süslemesi için sadece 5 TL alıyor…
Birilerinin insafı, vicdanı ve dahi imanı yok…
Hey insafınız kurusun vicdansızlar. Saatlerce el işi, göz nuru emeğin karşılığı 5 TL mi olur?
Biraz empati yapalım; kendimizi onların yerine koyalım. Evin direği bir ay çalışamayacak. Ev kirası, su, elektrik parası bir yana, nasıl geçinecekler? Onları en yakındaki Çınar markete göndertip, bir miktar gıda yardımını şimdilik sağladım. İyi de 15 gün sonra?
Evet, bir drama tanık oldum. Evlerinin kapısının tam karşısında minareli büyük cami var. O camiye koşan Müslüman kardeşlerimiz bu ailenin dramından habersiz ise, bu aileye yardım edilmezse, söyleyeceklerim var…
Vallahi İslama göre sorumluyuz. Zor duruma düşen bir aile, Müslüman olmazsa bile imdat/yardım çığlığı attığında yardım etmek o yakındaki Müslümanlar için farz-ı kifayedir. Yani, bazıları yardım ederse, diğer Müslümanlar mesul olmazlar. Eğer kimse o imdat çığlığına koşmuyor, icabet etmiyor, yardım ulaştırmıyorsa, o zaman Farz-ül ayn durumu hasıl olacak. Yardım çığlığını duyup koşmayan herkes vebal altına girecektir. Ben İslam’ı böyle okumuş ve dersimi böyle almışım.
Önemli olan namazlara koşup, ön safta yer almak, arka cepte külah taşımak, dişleri misvaklamak değildir. Zor duruma düşenlere, bize sığınanlara yardım etmezsek, hesabı sorulacaktır. Dünya malı bize emanettir. Cennet öyle ucuz değildir. Bu açık çağrımdan sonra aileye yardım edilmezse eğer, benim yazı yazma duygum körelecektir. Hala duyarlı hayırseverler var. Lütfen açık adreslerini verdiğim aileye yardım edelim. Rabbim yardımcıları olsun.